Her şey iyiye gidecek derdim. İyiye gitmiyor her şey. Bir şarampolde ya da bir akıl hastanesinde bitiyor. Sidik ve dışkıya batarak bitiyor, insan acı ve çaresizlik içinde haykırırken bitiyor ve geçirdiği her iyi günden nefret edecek hale geliyor; zira o iyi günlerin anısı bile alınıyor ellerinden. İnsan çocuk olarak emekler, küreğiyle toprağı kazar ya da top oynarken, bir başka yerde bir başka çocuk da aynı şeyleri yapıyor. O başka çocuk, günün birinde seni mahvedecek ya da mutluluktan havalara uçuracak. Veya tam tersi. Bu başka çocuğu sen öldüreceksin bir gün; ya da birlikte yaşamayı öğreneceksin. Ama Stina ne bir başkasını öldürebildi ne de kendi hayatını yaşayabildi. Elinden gelen ancak saçlarını yolmak, tırnaklarını kemirmekti.
"Buyur dede?"
"Ben nasıl ölücem?"
"Dede ağzından yel alsın, ne bileyim ben Allah bilir."
"öyle değil lan ben üzerime düşeni yaptım ama ölemiyorum, her yolu kapattılar, ben nasıl ölücem?"
"O ne demek be dede?"
Dedem kulağındaki kulaklığı göstererek:
"Kulağım duymuyor diye bu aleti taktılar. Eskişehir'deki ezanı duyuyorum, az açsam dünyanın dönerken çıkarttığı sesi duyucam. Duvar muvar fayda etmiyor, her şeyi duyuyorum şu üst kattaki yeni evli çift var ya..."
"Aman dede dur anladım."
"Kalp krizi geçirdim stent taktılar. Kalp kapakçığı yamuldu yeni kapak taktılar, ritim bozuldu kalp pili taktılar. Az zorlayınca kendimi, ötüyor bu pil. Hemen ambulansı arıyorlar, geliyor olduğum yere. Eskiden ölmek kolaydı şimdi mesele oldu! Bu tıp 2 dakika yerinde durmuyor ki ha-bire ilerliyor, bana çalışıyor namussuz. Ben nasıl ölücem?"
"Dede ne ölümü, emekliliğin tadını çıkar işte."
"Hangi tadı lan? 3 kuruş emekli maaşı veriyorlar. Baban sizde kalıyorum diye eve destek ayağına çöküyor paraya, 3 öğün soğuk yemek günde 10 saat televizyonla emeklilik keyfi mi olur? Aaah aaah! Bir ölsem önüm açık!"
"Dede yemeği soğuk yiyen sensin. Sıcak yemek esirgeyen mi var? Ağzından yel alsın, tamam kapatalım bu konuyu."
"Hayır efendim konuşalım bu konuyu. Namazlar tam, zamanında kılamadıklarımın kazasını da kildim, oruçlan hiç aksatmadım, 2 defa hacca gittim, param pulum varken zekatları, sadakaları aksatmadım, üzerimde bildiğim kul hakkı da yok, harama hiç uçkur çözmedim. Lan resmen 80 yıldır devreden sayısal'ı tutturdum, kuponu bozdurmaya gidemiyorum. Bir ölsem yırttım ama nerde bende o şans."
Oyunmuş, kıçımın kenarı. Oyun, öyle mi? Tüm asların bulunduğu takımdaysan, tamam; kabul ederim. Ya öteki takımdaysan, as oyuncu filan yoksa, oyunla ilgisi kalır mı bunun? Hiç yani. Yok oyun moyun.