tiyatro ve (amatör)yazarlık & (profesyonel)yaratıcılık hayallerini ailesinin isteği yüzünden askıya alan ve kendini mühendislik aday adaylığında zorlayan okumaya aç bir birey.
Ve ben ne yapıyorum? Aanahtarlarımı arıyorum evi dağıtmaya devam ederek.
"Sakin ol kızım, bir kahve ve sigara?"
Evet!
Çıldıracağım. Yok anahtar, yok işte. Çantamı iki kere boşalttım, bütün giysiler yerde, bütün kutular açıldı. Yok
"Bir kahve, bir sigara daha?"
Evet!
Bu akşam düğünde birkaç eski arkadaşı görüp biraz eğlenir, sonra da alt geçitteki birbirinin aynısı günlere, saatlere, dakikalara gömülürdüm. Burada zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacaksınız!
“.... Bu kadar derinden aşık olmayan insanlar kendilerini kıskançlığa kaptırır;sevdiğinin bir başka bedenden zevk almasını istemez ama bu,aşk ile sahip olmanın birbirine karışmış halidir. Sahip,sevdiği insan mutlu olacaksa bile bunu bir başkasıyla yapmasını istemez. Hatta bu durumda sevdiğinin ölmesini tercih eder. Ama bir de aşkın en yüksek noktası var. Nedir biliyor musun?”
“Nedir?” diye sordum ama sormasam da anlatacağı belliydi.
“Kıskanmayı bile unutmak. Onu mutlu eden her şeyi ve herkesi sevmek. O noktada sahiplenmek biter,saf aşk kalır.”