MÜZİK DİNLER GİBİ OKUNAN KİTAPİmkansızın Şarkısı
Kapalı bir havada sürekli yağmur yağarken arka fonda bir müzik kutusu gibi hiç durmaksızın size şarkılar çalan bir kitap okudunuz mu?
İlk satırlarından başlayıp son satırlarına kadar arka fonda sürekli yağan yağmur ve müzik sesi eşliğinde bu kitabı okuyor olacaksınız.
Kitabın Orijinal Adı: ‘’Norwegian Wood’’ yani bir The Beatles şarkısı.
Murakami’nin okurları, onun her kitabının kendine has bir “Çalma Listesi”ne sahip olduğunu bilirler. Bu kitabı 3 kez okumuş olan birisi olarak kitapta geçen tüm şarkı isimlerini - ‘’Murakami Çalma Listesi’’ni - kitap incelememin sonuna ekledim. Bu incelemeyi kitabı okumuş olanların okuması, daha uygun olacaktır, eser bir miktarda spoiler içermektedir.
Japon Edebiyatında I-Novel (ben-romanı) olarak adlandırılan bir kitap türü olarak karşımıza çıkıyor, İmkansızın Şarkısı. I.tekil şahıs ağzından yapılan bir anlatı, tüm romana hakimdir. Yazarın kendi hayatından da otobiyografik izler taşıyan tarzı ile doğal bir itiraf niteliği taşır.
1968 üniversite öğrenci hareketlerinin de arka planda olduğu ortamda yoğun duyguların ve aşkların merkezinde hiçliğin ortasına savrulan bir ‘’Vatanabe karakteri’’ vardır.
350 sayfanın içine o kadar çok duygu sığdırmış ki yazdığı her satırın hakkını vermiş, Haruki Murakami . Japon olmak, kolay değil; ille de aldığı parayı sonuna kadar hakedecek…
Tüm zamanların en çok satan 16. kitabı olma şöhretini kazanmış olan İmkansızın Şarkısı kitap incelememe başlıyorum:
37 yaşındaki Toru Vatanabe’nin uçağı Hamburg’a iniş yaptığı esnada The Beatles’in “Norwegian Wood” şarkısını uçakta duymasıyla roman başlar. Daha ilk satırlardan itibaren müzik, roman kurgusunun içindedir. Bu şarkı, onu 20 yıl önceki üniversite yıllarına götürür. O dönemde yedikleri ve içtikleri ayrı gitmeyen en yakın
" ... hiçbir zaman bütünüyle kendisinin olmayan bir erkekle paylaştığı, birkaç kez ani mutluluk patlamaları yaşadıkları bu gizlilik, istenmeyen bir durum gibi gözükmemişti ona... "
"Yüz yaşıma geldim, her şeyin, evrendeki yıldızların bile yerlerinin değiştiğini gördüm; ama bu ülkede hiçbir şeyin değiştiğini görmedim daha.
Her üç ayda bir yeni anayasalar, yeni yasalar, yeni savaşlar oluyor; ama hala sömürge dönemindeki gibiyiz."