Puan vermedi·384 syf.··
2026 72. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 12:11
Çöl J.M.G. le Clézio Hepimiz çocuk olduk...ve hepimizin yalnızlık anlarında mırıldandığı tek sözcüklü şarkıları oldu...dikkatimizi celb eden bir sözcük...-itiraf edelim hadi- anlayabildiğimiz o bir tek sözcüğün üzerine inşa ettiğimiz çocukluk şarkılarımız oldu...bir oyunun derinliğinde kaybolduğumuzda mesela...okuldan eve dönerken tek sözcükten oluşan bir şarkının teskin ediciliğini hissettik...bir narkoz haliydi bu, arzulanan bir uyuşukluk hali...bugün buradan bakınca bu şeklide açıklayabiliyorum çocukluğunuzun tek sözcüklü şarkılarını... *** "In Désert, a novel written in the third singular person form" kitapla ilgili İngilizce bir makaleye bakarken basit ama tanımlayıcı biraz da etkileyici bulduğum bir ara cümleyi alma ihtiyacı duydum. (Desert aslında kitabın ismi ama kitabın yazıldığı metafizik mekan ve imkan olarak kabul ediyorum burada.) Çölde...yani üçüncü tekil şahıs ağzıyla yazılmış bu romanda... çölde ne zaman üçüncü şahıs olmayı başarabilir insan? Çölde insan -belki de- kılçıksız birinci tekil şahıstır. Ben'in 'ben' olarak ben'in içine yerleştiği belki biraz da ben'in sınırlarından taştığı, zaman eğrisinden uzaklaşan bir izlektir. Bu yüzden anlatıcının üçüncü tekil şahıs olmasına bu kadar takıldım. *** Yazacaklarım kitabı anlatır cümleler olmayacak... kitabı kişisel anlamlandırma çabam olarak okumasını isterim... *** Hikaye -aslında iki var kitapta ama ben Lalla'nın hikayesini tercih ediyorum. Nur'un hikayesindeki zikir sahnesini ise sanırım hiç unutamayacağım- çölde başlar ve çölde biter. *** Çöl bir uzam, bir zaman, bir yaşam...fizik olmanın yanısıra fizik ötesini de kurcalayan... her insanın içinde önemli bir kısmı işgal eden, her insana bir işgal vaat eden bir kelime: çöl. Güzergâhsız, yolsuz, zamansız...ama ışıklı: gündüz ve gece...ay ve
ÇölJean-Marie Gustave Le Clezio · Can Yayınları · 2020115 okunma
Acaba Aşk "Yeniden" Önemli Olabilir mi?
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Murakami'nin "Birinci Tekil Şahıs"ını okuduktan sonra acaba aşk "yeniden" önemli olabilir mi diye düşündüm. Maymunun sözleri* beynimin içindeki bir duvarda gedik açtı. Annie Ernaux'nun "Yalın Tutku"sunun sonunda kadın gençliğinde zenginliğin parasal şeylerle ilgili olduğunu düşündüğünü, ama şimdi zenginliğin saf ve tutku dolu bir aşk yaşamak olduğunu anladığını söylüyordu. Bu kadınla o maymunun güzel bir ikili olacağını düşünüyorum. Meğer ki kadın bir maymunla sevişmeyi keyifsiz bulmazsa. Maymun için sorun yok, o zaten insan kadınlara aşık oluyor. Murakami'nin kahramanlarının kendilerinin yapmadıkları ama aslında kendilerinden ayrılan başka kendilerinin yapmış olabilecekleri şeylerden dolayı kendilerinden şüphe etmelerini seviyorum. Gerçekte olup olmadığı belli olmayan olayların kurgusuna kaptırıp gidiyorum. “Acaba onu öldürmüş olabilir mi?” Öldürmediğini biliyor, öldürmediğini biz de biliyoruz, ama ya kötü bir ruhun etkisinde kaldıysa ve yaptıklarını hatırlamıyorsa. Ya da evrenin tekinde böyle bir şey olmuş olabilir. Bal gibi. Spotify’da AC/DC'den "You Shook Me All Night Long" çalmaya başlıyor. Ayarlarda “Bass Booster” seçili, çünkü Sony MDR 7506/1’imden en çok bu ayarlarla keyif alıyorum. Şarkı tüm gece hızlı bir makine gibi çalışan bir kadından bahsediyor. Konuya uygun diye düşünüyorum. Birinci Tekil Şahıs'a dönersek, içindeki öyküler. Kısaca. Taştan Yastık (On a Stone Pillow): Sırf evi çok uzakta diye metrodan durağımda inip benimle sevişen kadının yazdığı tankaların bazıları yıllar sonra bile aklımdan çıkmıyor. O tankalar o sıradan kadının kendi hafızasından bile silinmiş olabilir. 5-7-5-7-7 biçiminde 31 heceden oluşan geleneksel Japon şiiri. Krema (Cream): Birden fazla merkezi olan bir çember düşünebilir misin? "Aklın var ya, o zor şeyleri düşünebil diye var.
Edebiyat
Birinci Tekil ŞahısHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20251,347 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·384 syf.··
2022 11. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2022 12:18
I was lucky to be gifted this book from someone really special for me, from someone who is more myself than I am. Even though you might struggle a bit with figuring out the characters, you should definitely read the book! Wuthering Heights is Emily Brontë's singular work of fiction, Victorian society would not accept the fact that Wuthering Heights was a creation of female therefore the book was first published under the pseudonym Ellis Bell. Wuthering Heights concerns the interactions of two families, the Earnshaws and Lintons, over three generations. The novel is set in the desolate moors of Yorkshire and covers the years from 1771 to 1803. The Earnshaws and Lintons are in harmony with their environment, but their lives are disrupted by an outsider and catalyst of change, the orphan Heathcliff. Heathcliff is, first of all, an emblem of the social problems of a nation entering the age of industrial expansion and urban growth. Although Brontë sets the action of the novel entirely within the locale familiar to her, she reminds the reader continually of the contrast between that world and the larger world outside. Some of the main themes in the book are: 1. Destructive love (although Catherine and Heatcliff separate they are two identical parts of one whole; Catherine says "I'm Heatcliff" whereas Heatcliff believes that Catherine is "his soul"; in pursuit for their impossible love, they ruin the lives of the people around them) 2. Revenge 3. Social mobility
Edebiyat & Roman
Wuthering HeightsEmily Brontë · Collins Classics · 202058bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2022 44. kitabı
Can Yayınları kampanyasından aldığım kitabı okudum. Adı ilgimi çekti, çok tanıdık gelmişti ama hatırlayamamıştım. Kitabı okuyunca nereden hatırladığımı buldum. Albert Nobbs, her yerde karşılaştığımız ve ânında unuttuğumuz insanlardan biri. Dublin’in lüks otellerinden birinde yıllardır garsonluk yaparak gözlerden uzak, sade bir yaşam süren bu orta yaşlı adamın bir sırrı vardır – aslında bir kadındır. Bir gece sırrının ortaya çıkmasıyla Albert bir yandan inşa ettiği benliği korumaya çalışır, öte yandan arzularının peşinden gitmeye karar verir. George Moore’un 1918 tarihli öyküsü, cinsellik ve kimlik gibi konuları zamanının ötesinde bir içtenlikle tartışıyor. (Tanıtım yazısı) İlk cümle düşündürücü; “Albert Nobbs, her yerde karşılaştığımız ve ânında unuttuğumuz insanlardan biri.” Neden bu insanlara dikkat etmiyoruz, önemsemiyoruz? Sait Faik öykülerinin de en önemli özelliği bu değil mi? Önemsiz insan ( garson, balıkçı, boyacı vb.) ve şeyleri (semaver, mangal, iskemle, karpuz sergisi vb.) yazması. Aslında en ilgi çekici hikayeler bu önemsemediğimiz insanların yaşamından çıkıyor. George Moore 100 yüz yıl önce bu öyküsünde, cinsellik ve kimlik gibi konuları zamanının ötesinde bir içtenlikle tartışmış. Zamanın ötesinde çünkü geçen zaman bu kimlik ve cinsellik konularını çözemedi. Bu gidişle de çözülmeleri zor gözüküyor. Nobbs, yaşamını Page’e anlatırken bir yerde Page durumu; “Ne erkek, ne kadın, yalnızca bir hiç.” Olarak özetliyor. Bence bu sorunları çözmek için karşımızdakine bu cümlenin sonunu değiştirerek bakmamız lazım; “ Ne erkek, ne kadın, yalnızca insan.” Nobbs’un öyküsünü okurken arka planda otel çalışanlarının arasındaki dedikodu kazanını, birbirlerinin ayaklarını kaydırmak için çalışmalarını, bahşiş koparma çabalarını; arka sokaklardaki
Albert NobbsGeorge Moore · Can Yayınları · 2021136 okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2018 105. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2018 16:15
The book starts with this sentence: "It was a pleasure to burn!" And I asked these questions; Can you think of a more effective means of control? Can you think of a more effective means of Well, me neither . I didn't intend to start reading it. I really didn't. Somehow it seduced me into it.WOW AND I THOUGHT OKAY THEN LETS DO THIS! I glanced at the first page and before I knew it, it was 1:00 in the morning and I was halfway through with the thing. It's really good! No wonder it's a modern classic. The burning of books is such an effective tool, so the message of Ray Bradbury’s Fahrenheit 451 is scarily real; if society’s wisdom could be taken away then so could their freedom; if knowledge was burnt then the people would be left in a complete state of utter innocent ignorance. That way they could be told anything and no know different. If all books were burnt then they are just sheep to be lead. To make it worse the men who do it enjoy it. Montag's inner emotional and moral journey from a character who burns books gleefully and with a smile on his face to someone who is willing to risk his career, his marriage, his house, and eventually his life for the sake of books is extremely compelling. That this man, product of a culture that devalues reading and values easy, thoughtless entertainments designed to deaden the mind and prevent serious thought, could come to find literature so essential that he would kill for it...! Something about that really spoke to me. It raises the question: why? What is it about books, about poetry, about literature that is so essential to us? There is no doubt in my mind that it is essential, if not for all individuals (although I find it hard to imagine life without books, I know there are some people who don't read for pleasure,
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma