Puan vermedi
Bu kitap sadece görme engelli bir çocuğun hikâyesini anlatmıyor; aslında hepimizin hayatında tuttuğu görünmez ipleri sorgulatıyor. Furkan'ın dünyayı gözleriyle değil, kalbiyle tanıması etkileyici. Özellikle empati duygusunu geliştiren, umut veren ve okura "engel" kavramını yeniden düşündüren sıcak bir hikâye. İpi Sıkı Tut, okurken bana bazen insanın en büyük engelinin fiziksel şartlar değil, başkalarının ve kendi zihninin koyduğu sınırlar olduğunu düşündürdü. Furkan'ın yaşadığı zorluklar karşısındaki kararlılığı, hikâyeyi sıradan bir başarı öyküsünün ötesine taşıyor. Kitap boyunca onun korkularına, hayal kırıklıklarına ve küçük zaferlerine tanık olurken kendimi sık sık "Ben olsaydım ne yapardım?" diye sorguladım. En çok hoşuma giden tarafı, okuyucuya ders vermeye çalışmadan empati kurdurabilmesi oldu. Furkan'a acımak yerine ona hayranlık duyuyorsunuz. Hikâye ilerledikçe, insanın hayat yolunda bazen sadece biraz cesarete ve kendisine inanan birkaç kişiye ihtiyaç duyduğunu hissediyorsunuz. Belki dili çok edebî veya karmaşık değil; ancak samimiyetiyle etkileyen, umut duygusunu canlı tutan ve kitabı kapattıktan sonra da zihinde iz bırakan bir eser. Bana göre asıl mesajı, hayatta ne olursa olsun kendi ipimizi bırakmamamız gerektiği. Çocuklar için yazılmış olsa da yetişkinlerin de kendilerine pay çıkarabileceği türden bir eser. Eğer insan psikolojisini ve karakterlerin iç dünyasını anlatan kitapları seviyorsan, bu hikâyenin duygusal tarafı sana dokunabilir.
İpi Sıkı TutYusuf Yıldız · Nesil Çocuk Yayınları · 202544 okunma
Ne Diyebilirim Ki Mükemmel Eşleşesiniz :D
Puan vermedi·448 syf.··
2026 5. kitabı
Eve, erkek arkadaşının kendisini aniden terk etmesini tam olarak eşyalarını kapıda gördüğünde öğrenir. Berbat bir pazartesi günü yaşadığını düşünürken eşyalarını arabaya taşıyordur. Tam bu sırada ilk aşkı ve aynı zamanda abisinin arkadaşı olan Cole ile çarpışır. Eve'in babasıyla beraber Hokey takımında koçluk yapmak için kasabaya dönen Cole eskisinden daha yakışıklıdır. Yalnızlığa teslim olmak istemeyen ve flört uygulamalarında vakit geçiren Eve bir kaç kez Cole ile eşleşir bu durum ikisinin aklını fazlasıyla karıştırmaya başlar. Aralarında ciddi bir ilişki olmadan herkesten gizli şekilde sadece takılmaya karar verirler. Ancak koydukları sınırlar bulanıklaşmaya başlar Küçük kasaba atmosferinde geçen bu hikaye kalp kırıklıklarını, gerçekleştirilmek istenen hayalleri, aranan güveni ve inancı sıcak samimi bir dille okuyucuya aktarıyor. Eve'in yaşadığı özgüven sorunları, benlik arayışı, üzerine uğraştığı dehb sorunları karaktere yoğunluk katmış. Cole'un dingin ve kendinden emin karakterinin Eve'e yaklaşım biçimi sadece tutkulu değil duygusal bir okuma tatmini sağlıyor. Bu tarz kitapları seviyorsanız şans verebilirsiniz.
Edebiyat
Mükemmel EşleşmeVeronica Eden · İndigo Kitap · 2024206 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·403 syf.··
2026 62. kitabı
Yılanların öcü serisinin üçüncü ve son romanı Kara Ahmet Destanı. İsmi çok iddialı olmuş öncelikle destan diye ne anlatmış bilmiyorum bu kez merkezde Ahmet var gibi ancak tam da öyle değil. Bayram köyü terk etmiş şehre yerleşmiştir orda hastanede hademe olarak az bir paraya çalışır bir de gecekondu kondurur şehre yaşar gider. Karısını da aynı hastanede çalıştırır. Bayram hastanede tanıştığı bir elemana takılır bu adam nurcudur normalde diğer kitaplarda görmediğimiz şekilde bayram dindar beş vakit namazını terk etmeyen birisine dönüşür. Romanda ben tam olarak burda koptum yazardan. Çünkü yazar öyle keskin sınırlar çiziyor ki katılmak mümkün değil. Ya Müslüman gericisindir ya da solcu ilerici sosyalistsindir. Başka şansın yok. Muhteşem köy romanları yazan Fakir Baykurt belki de bu yüzden toplum tarafından yeterince benimsenmedi. Bu romanda karataştan çıkıyoruz önce şehre sonra Ankara’nın üniversitelerinde sağ sol kavgalarının içine dalıyoruz. Açıkçası bu yüzden bu seriden sıkıldım bu son romanı zor okudum. Yine de okunmalı o dönem için çok açık her türlü siyasi kültürel konu bütün çıplaklığıyla işlenmiş. Bir diğer sorun da kitap ucu çok açık bitti. Bayram köyü bıraktığına pişman oldu ama ya diğerleri. Ahmet’e ne oldu? Irazcaya ne oldu? Muhtara Haceliye ne oldu? Abdullah Utku’ya ne oldu? Bilmiyoruz
Kara Ahmet DestanıFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2011782 okunma
7/10
·224 syf.··
2026 1. kitabı
Hikaye çok etkileyici yazar oldukla detaylı betimlemiş tüm olguları ama toplumsal yozlaşma, kadınlara bakış açısı ve tabular beni rahatsız etti açıkçası . O dönem gerçekten toplum böyleyse çok yazık
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,6bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
Kitabı okurken ve özellikle finaline ulaştığımda zihnimde sürekli iki eser arasında bir bağ kuruldu: Bu kitabın merkezindeki “Atları da Vururlar” düşüncesi ve Fareler ve İnsanlar’ın unutulmaz finali. İlk bakışta birbirinden oldukça farklı görünen bu iki hikâye, aslında insanın çaresizlik karşısında verdiği en zor kararları sorgulatıyor. Ayağı kırılmış bir atın artık iyileşme şansı yoksa ne yapılmalıdır? Onu uzun ve acı dolu bir sürece mahkûm etmek mi daha merhametlidir, yoksa çektiği acıyı sonlandırmak mı? Kitap boyunca bu soru yalnızca bir hayvan üzerinden sorulmuyor; finalde çok daha geniş ve insani bir boyut kazanıyor. Bu noktada aklıma gelen ilk kavram ötanazi oldu. Özellikle ağır hastalıklar ve dayanılmaz acılar söz konusu olduğunda, kişinin kendi yaşamı üzerinde söz sahibi olup olamayacağı sorusu yeniden zihnimde canlandı. Ötanazi gerekli midir, etik midir, yasal olmalı mıdır? Kitap bu sorulara kesin cevaplar vermiyor; aksine okuru bu sorularla baş başa bırakıyor. Beni en çok etkileyen noktalardan biri de buydu. Hikâye, beklemediğim bir şekilde atlarla insanlar arasında duygusal ve düşünsel bir köprü kurdu. Elbette bir insanla bir at aynı değildir; ancak acı çekmek, çaresizlik ve merhamet gibi kavramlar söz konusu olduğunda aradaki sınırlar bulanıklaşmaya başlıyor. Bu nedenle kitap bende yalnızca bir hikâye olarak kalmadı. Bitirdikten sonra da düşünmeye devam ettiğim, etik ve vicdani sorgulamalar yaratan bir okuma deneyimine dönüştü.
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026631 okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 143. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
"BİR YAŞAM ÖYKÜSÜ" Gece vagonun içi karanlık. Annemin anlattığına göre kadının biri bana, 'Hadi Vartan bir şarkı söyle de biraz şenlenelim,' demiş. Ben de şöyle bir şarkı tutturmuşum: 'Elinde bir deste gül Gülistan'dan geliyor, Yavuklusu yanında Al yanaktan öpüyor.' Vartan İhmalyan, 1913’te Konya’da doğdu. 1944’te Robert Kolej’in mühendislik bölümünden mezun oldu. Ardından Fransa, Macaristan, Polonya ve Çin derken 1961’de Moskova’ya yerleşti ve 1987’deki ölümüne kadar orada yaşadı. Bir mühendis, bir göçmen, bir dil sever. Ve Türkiye’yle bağı hiç kopmayan bir yürek. Edebiyatımızda “İhmal Amca” olarak tanınan, çocuklara armağan ettiği masallarla hafızalara kazınan Vartan İhmalyan’ın Bir Yaşam Öyküsü, 20. yüzyılın çalkantılı coğrafyasında bir Ermeni, bir Türkçe sever, bir komünist ve bir entelektüel olarak var olma mücadelesinin belgeseli. Kitap, onun “Benim iki anadilimden ilki Türkçe’dir” sözünü edebi bir kimlik tanımı olmaktan çıkarıp derin bir tarihsel ve siyasi bağlama oturtuyor. Eserin, Vedat Türkali ve Mete Tunçay’ın değerlendirme yazılarıyla birlikte sunulması bakımından da kıymetli; çünkü bu isimler hem İhmalyan’ın tanığı olduğu dönemin hem de Türkiye sol hareketinin önemli aktörleri. Peki, bu anı kitabını diğerlerinden ayıran şey ne? Neden hâlâ okunmayı hak ediyor? İhmalyan anılarına 1915’e, Konya’dan kalkan bir trenle başlıyor. Henüz iki yaşında olmasına rağmen aile büyüklerinden dinlediği bu travmayı şöyle aktarır: “Derken, günün birinde katar katar hayvan vagonlarına binmiş, Doğu’ya gidiyoruz. Bende bir sevinç, bir sevinç ki trene binmişim diye. Oysa sürgüne gidiyormuşuz.” Bu masum bakış açısıyla söylenen söz, Ermeni tehciri gibi bir kırılma anını edebiyata taşırken, aynı zamanda ailesinin nasıl kıl payı kurtulduğunu (Ereğli’de ambar müdürü olan bir
Edebiyat
Bir Yaşam ÖyküsüVartan İhmalyan · Cem Yayınevi · 201210 okunma