Bu dava sakin ve mülayim bir davadır; ancak kasırgalardan çok daha güçlüdür. Bu dava mütevazıdır; ancak yüce dağlardan çok daha yücedir. Bu dava sınırlıdır; ancak bu davanın sınırları yeryüzünden daha da geniştir. Bu dava aldatıcı görüntülerden ve yalancı süslerden uzaktır. Fakat Hakkın yüceliği, vahyin güzelliği ve Allah’ın korumasıyla çepeçevre sarılmıştır. Ayrıca bu dava, şahsi hırs, arzu ve amaçlardan, kişisel çıkarlardan son derece uzaktır. Fakat bu davaya inananlara ve samimiyetle çalışanlar, bu dünyada üstünlük ve cennet vaat edilmiştir.
Bu dava sakin ve mülayim bir davadır; ancak kasırgalardan çok daha güçlüdür. Bu dava mütevazıdır; ancak yüce dağlardan çok daha yücedir. Bu dava sınırlıdır; ancak bu davanın sınırları yeryüzünden daha da geniştir. Bu dava aldatıcı görüntülerden ve yalancı süslerden uzaktır. Fakat Hakkın yüceliği, vahyin güzelliği ve Allah’ın korumasıyla çepeçevre sarılmıştır. Ayrıca bu dava, şahsi hırs, arzu ve amaçlardan, kişisel çıkarlardan son derece uzaktır. Fakat bu davaya inananlara ve samimiyetle çalışanlar, bu dünyada üstünlük ve cennet vaat edilmiştir.
Amerikan Devleti’nin bize emrettiği ve öğrettiği gibi hissetmiyorum. Bakın söylüyorum. Benim aklım öyle çalışmıyor. Bir moron gibi yaptığım bir şey var adı: Düşünmek. Kendi görüşlerimi de oluşturmayı sevdiğim için pekiyi bir Amerikalı değilim. Bana söylendiği anda yere yuvarlanmıyorum. Ne yazık ki çoğu Amerikalı emir verildiği anda yere yuvarlanır. Ben böyle değilim. Hayatımda uyduğum kesin kurallarım var. Birinci kuralım: Devletin bana söylediği hiçbir şeye inanmamak. Hiçbir şeye.