Orhan Şaik Gökyay’ın Destursuz Bağa Girenlerini her elime aldığımda, yalnızca bir kitap okumadığımı, bir ustanın bizi uyardığını hissederim. Gökyay, dilimize, kültürümüze gösterdiği büyük özenle, dilde yapılan tüm yanlışları adeta bir bahçıvan titizliğiyle tek tek ayıklıyor. Gökyay burada yalnızca kelime yanlışlarını düzeltmekle yetinmiyor; bizlere bir kültür terbiyesi aşılıyor. Yazılarında, yanlış kullanım örneklerini verip, doğrusunu açıklıyor ve bu hataların kültürel mirasımızı nasıl zedeleyebileceğini gösteriyor. Ele aldığı konular sadece dil bilgisi hatalarıyla sınırlı da değil; tarih bilinci, kültürel değerlerin korunması ve eğitimin önemi gibi başlıklara da değiniyor. Hataları sergilerken ne kimseyi küçük düşürüyor ne de sert bir dil kullanıyor. Aksine, bir büyüğün tatlı sert sesiyle, "Yanlış yapıyorsun evladım." diyor sanki. Bunu yaparken mizahı da elden bırakmıyor; zaman zaman gülümsetiyor, her zaman düşündürüyor.
Bir edebiyatçı olarak bu eser bana her zaman şunu hatırlatacaktır: Dil, üzerinde istediğimiz gibi hoyratça dolaşabileceğimiz bir toprak parçası değil; emek isteyen, sevgi isteyen, dikkat isteyen bir bahçedir. Destursuz Bağa Girenler, işte bu sevginin, bu emeğin ne kadar kıymetli olduğunu gösteren kıymetli bir başucu kitabıdır.