Hilâl

Hilâl
@sislibigecedeay
Men bu lisâna sığmazam*
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:23
Şermin Yaşar okumayı o kadar çok seviyorum ki... "Gelirken Ekmek Al" ve "Söyleme Bilmesinler"i okurken dedim ki; bu iki kitabı favorim, yazar bende artık bunun üstüne çıkamaz diye düşünüyordum. Fakat bu kitabı okuduğumda da favorilerime bir favori daha eklendi. Yahu bir yazar bu kadar mı bizden biri olur, bu kadar mı basit şeyleri görmemize yardımcı olur. Daha ne yapsın Şermin Yaşar. Bayıldımm. Muhakkak, herhangi bir kitabındaki bir karakter sizin belki evinizden, belki yakın arkadaşlarınızdan, belki çevrenizden, iş ortamınızdan biri. Romanlarında, öykülerinde ele aldığı olaylar hepimizin hayatında yaşadığı var olan gerçekler. Şermin Yaşar'ın bana öğrettiği başka bir şey ise empati yapmak ama gerçekten empati yapmak. Hani günlük hayatımızda hepimizin dilinde pelesenktir. Herkes kendince haklıdır. Haklı olduğumuz taraflarda ise karşı tarafın ne hissettiğini ve ne düşündüğünü önemsemeyiz, aslında ilgilenmeyiz. Onun ne hissettiğinin bir önemi yoktur çünkü biz haklıyızdır. Haklılık daha önemlidir ve daha baskın olan duygudur. Gerçekten haklı da olabiliriz bu arada. Ben, bu romanda da bunu gördüm. Bütün karakterler kendilerince haklılardı. Birini dinlesem diğerine kızıyordum, diğerini dinleyince ise birinciye kızıyordum. Sonra baktım ki herkes kendince haklı aslında kimseye kızmanın bir anlamı yok. Bu insanların çevremde de olduğunu görünce bir aydınlanma yaşadım. Dışarıdan baktığımda okuduğum romanın da etkisiyle daha net görebiliyordum artık. İnsan olayların içinde olunca fark edemiyor bazen. Meltem'le ben de yeniden doğdum ve Meltem'le birlikte ben de birçok şeyi daha yeni fark ettim. Şermin Yaşar
1000Kitap
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·196 syf.··
2025 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2025 16:04
Şermin Yaşar’la ilk olarak bu kitap sayesinde tanıştım. 18 adet mini öyküden oluşan bu kitabın dili gayet sade ve akıcı. Bir çırpıda okunan, okuyucu da yormayan ve aynı zamanda etkileyen türden. Öyküleri okuduğumda yazara karşı büyük bir hayranlık besledim. Bu kadar bizden olan meseleler, bu kadar basit cümlelerle nasıl bu kadar içten okuyucuya aktarılabilir? Yazar, aile içi ilişkilerden çocukluğa, evlilikten yalnızlığa kadar pek çok temayı “önemsiz” görünen anların içinden süzer. Ekmek almak kadar sıradan bir eylem, bir hayatın yükünü taşır hâle gelir. Ayrıca yazar, eserdeki karakterleri, ironinin taşıyıcısı haline getirerek anlatının eleştirel yönünü de derinleştirmiştir. Gülümseten cümlelerin ardındaki anlamı kavramaya çalışırken, okur bir anda farkındalıkla yüz yüze gelir. Karakterler çoğu zaman tanıdıktır; okur metni okurken bir başkasını değil, kendine yakın birini görür. Bu karakterler bizim mahallelerimizde olan karakterlerdir. Kimi alt katımızda oturur, kimi evimizin içindedir. Bu tanışıklık hissi, metinlerin samimiyetini artırmıştır. Şermin Yaşar, bu kitapta okura yüksek sesle ders vermez; mutfağa girer, salona oturur, çocukluğa uğrar. Tam da bu yüzden bu kitap, etkisini uzun süre içimizde koruyacaktır. Şermin Yaşar
Araştırma-İnceleme
Gelirken Ekmek AlŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20259,7bin okunma
10/10
·687 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
136 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 17:56
Dostoyevski’nin Suç ve Ceza adlı romanı, insanın vicdanı, ahlakı ve suç kavramı üzerine derin derin düşünmesini sağlar. Yazar, bireyin kendini toplumun ve ahlak kurallarının üstünde görmesinin doğuracağı sonuçları, Raskolnikov karakteri ile gözler önüne serer. Raskolnikov daha romanın ilk sayfalarında cinayeti işler. Yazar da bunu okuyucudan gizlemez daha ilk sayfalarda okuyucuya bu bilgiyi verir, çünkü yazarın dikkatimizi vermemizi istediği kısım, cinayet kısmı değil de karakterin neden bu cinayeti işlemek istediği ve işledikten sonraki hesaplaşmalarını görmemizi istemesindendir. Raskolnikov makalesinde “olağanüstü insanlar”la kafayı bozmuştur. Ona göre bu insanlar; kendi kurallarını kendi koyan, ideale, daha iyiye ulaşmayı amaçlayan ve bu uğurda yapılan her yolu mübah bulan insanlardır. O, kendini üstinsan yani olağanüstü bir insan olarak görür ve cinayeti işlemeyi kendine hak sayar. Fakat, cinayeti işledikten sonra aslında kendisinin de sıradan bir insan olduğunu görür. Bence Raskolnikov’un da cinayetten sonra bunalımlara girmesinin asıl sebebi budur. Yani aslında öldürdüğü insan için pişmanlık duymaz, onun çektiği ızdıraplar ve ardından gelen hastalıklar aslında sıradan bir insan olduğunu anlamasıyla başlar. Beni romanda en etkileyen başka bir kısım ise aslında sevginin bir insanı nasıl hayata bağlayacağı konusudur. Raskolnikov, inançsız bir insandır. Annesini ve kız kardeşini çok sevmesine rağmen onu hayata bağlayan başka sevdiği bir kadındır. Sonya’yı görür görmez ona âşık olur, bağlanır. İlk olarak işlediği cinayeti ona anlatır. En sonunda teslim olur ve Sonya’nın da hep onunla geleceğini onu sevdiğini bilir ve bu da onu ayakta tutar. Teslim olduktan sonra Sonya’da onunla gider. Hapishanedeyken çok sevdiği hâlde Sonya’ya kötü davransa da bir gün Sonya’nın
Araştırma-İnceleme
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2025 13. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2025 01:24
Romanın merkezinde iki adam vardır. Biri Prof. Nietzsche, Diğeri ise Dr. Breuer. İkisi de dışarıdan çok güçlü görünse de kendi içlerinde yalnızlık ve derin bir acıyla boğuşurlar. Breuer, Hayatta her şeye sahip ama mutsuz biridir. Nietzsche ise tüm dünyaya kafa tutmuş, Tanrıyı öldürmüş ama yine de tanrıyı öldürdüğü halde mabedinde gezinen biridir. Bu iki ana karakter birbirlerini iyileştirmeye çalışırken aslında kendilerini iyileştirmenin yollarını ararlar. Karşılıklı sorgulamalar ve sohbetler ederken bir yandan da birbirleri ile esrarengiz ve acımasız bir güç savaşı verirler. Onlar kendi aralarında konuşurken okuyucu da kendi hayatını sorgulamaya onlarla birlikte başlar. Her cümle, düşünmeye, durup kendini tartmaya davet eder. Hâl böyle olunca da her sayfada kendinizden bir parça bulursunuz. Karakterlerle birlikte sizin için de bir hipnoz başlar.
Araştırma-İnceleme
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2025 8. kitabı
·
424 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2025 12:40
Orhan Şaik Gökyay’ın Destursuz Bağa Girenlerini her elime aldığımda, yalnızca bir kitap okumadığımı, bir ustanın bizi uyardığını hissederim. Gökyay, dilimize, kültürümüze gösterdiği büyük özenle, dilde yapılan tüm yanlışları adeta bir bahçıvan titizliğiyle tek tek ayıklıyor. Gökyay burada yalnızca kelime yanlışlarını düzeltmekle yetinmiyor; bizlere bir kültür terbiyesi aşılıyor. Yazılarında, yanlış kullanım örneklerini verip, doğrusunu açıklıyor ve bu hataların kültürel mirasımızı nasıl zedeleyebileceğini gösteriyor. Ele aldığı konular sadece dil bilgisi hatalarıyla sınırlı da değil; tarih bilinci, kültürel değerlerin korunması ve eğitimin önemi gibi başlıklara da değiniyor. Hataları sergilerken ne kimseyi küçük düşürüyor ne de sert bir dil kullanıyor. Aksine, bir büyüğün tatlı sert sesiyle, "Yanlış yapıyorsun evladım." diyor sanki. Bunu yaparken mizahı da elden bırakmıyor; zaman zaman gülümsetiyor, her zaman düşündürüyor. Bir edebiyatçı olarak bu eser bana her zaman şunu hatırlatacaktır: Dil, üzerinde istediğimiz gibi hoyratça dolaşabileceğimiz bir toprak parçası değil; emek isteyen, sevgi isteyen, dikkat isteyen bir bahçedir. Destursuz Bağa Girenler, işte bu sevginin, bu emeğin ne kadar kıymetli olduğunu gösteren kıymetli bir başucu kitabıdır.
Araştırma-İnceleme
Destursuz Bağa GirenlerOrhan Şaik Gökyay · Yeditepe Yayınevi · 201956 okunma
Reklam