çok sevdim, ağladım, güldüm, sinirlendim
9/10
·624 syf.··
2026 7. kitabı
SPOİLER OLACAK!!!! öncelikle kitap çok hoşuma gitti. kesinlikle öneririm. ikinci olarak ben linanın Can'ı aldatmasına çok üzüldüm ve Ege ile lina ya soğudum biraz. can her ne kadar pislik biri de olsa lina önce ayrılmalı ondan sonra egeye gitmeliydi.(burda can'ı savunmuyorum sadece lina haklıyken haksız duruma düştü diyorum. can da haklı değil ama işte.) ama olsun herkes güllük gülistanlık değil maalesef ve yazarın kitap karakterlerine mükemmel bir karakter yazmaması da hoşuma gitti bir yandan çünkü hikayeye gerçekçilik katmış. onun dışında poyraz ve mira ilişkisi bana geçmedi. poyrazın miranın ve tunanın (tunayı ayrıca konuşcam) rüyayı öldürdüğünü ve bunu sakladıklarını öğrendiğinde hâlâ mirayı savunması bana çok saçma geldi. aslında bütün arkadaş grubunun saklayacağını söylemesi bana saçma geldi ve çok sinirlendim. poyaz ve miranın aralarındaki o toksik ilişkiden bi süre sonra gına gelmişti. mirayı hâlâ sevmiyorum bu arada. o poyrazla benden uzakta olsunlar kahdlajdojs lina ve ege... her ne kadar ilişkileri bir aldatma ile başlasa da çok güzeller. ama işte başlangıçları iyi değildi. benim kesin ahlaki ölçülerim var o yüzden maalesef bu aldatma olayında çok netim. bu da benim öznel görüşüm. ve gelelim katile yani tunaya... arkadaşlar ben mi körümde okurken görmemişim anlamamışım ama katil nasıl tuna olabilir ya? hani bana hiç mantıklı gelmiyor. hiç işaret almadık. tunanın o ilk bölümlerdeki Yakamoz'da olan mira ile bakışmaları dışında hiçbir şüpheli davranışını hatırlamıyorum.(ki o da lina bıçaklanmadan önceydi) ben rüzgar sanmıştım çünkü bilmeceleri çözebiliyordu falan ne biliyim. eğer katilin tuna olduğuna dair bir işaret varsa bana söyler misiniz? hâlâ anlamıyorum. kitaba bayıldım ama genel olarak bakarsak acı-tatlı, kriz geçirmelik-romantik bir
Kayıp YansımaDilara Keskin · İndigo Kitap · 2025261 okunma
10/10
·248 syf.··
2026 14. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 02:47
Ne diyordu Siyah İnci isimli kitapta; "Dünya niye bu kadar kötü biliyor musun?" "Hayır." "Söyleyeyim o zaman. İnsanlar sadece kendi işlerini düşündükleri, ezilenlerin hakkını koruma ve suçluları ortaya çıkarma zahmetine girmedikleri için." Sahi, gelin size biraz Siyah İnci isimli kitaptan bahsedeyim; Anna Sewell tarafından yazılan, kolay ve okunaklı, oldukça anlaşılır harika bir kitaptı.. Viktorya Dönemi İngiltere'sinde geçmekte olan bir roman + otobiyografi. Kitabın ana karakteri, kitabın isminden de anlaşılacağı üzere Siyah İnci isimli bir at. Bir atın ağzından okuyorsunuz ve yer yer oldukça duygulandıran anılar ve yaşanmışlıklara şahit oluyorsunuz. Ana teması; bir atın gözünden, insanlar tarafından hayvanlara yapılan işkence ve zulümleri, insanların kimi zaman ne kadar zalimce yaşadıklarını ve davrandıklarını, kimi zaman da istediklerinde ne kadar iyi kalpli olabildiklerini gözler önüne seriyor. Okurken, günümüzde insanlar tarafından hem insanlara hem de hayvanlara yapılan zalimlikleri de kolay bir şekilde hatırlatıyor ve iğneliyor. Ve kitabın devamında ne diyordu Siyah İnci; "Dünya ne kötü!" Bu sözün ne anlama geldiğini okudukça (spoiler vermiyorum) çok daha iyi anlıyorsunuz... Kendi yorumum: Evet, söz konusu kötülük her daim vardı. Geçmişten günümüze, her dönemde, her daim... Fakat kötü olan dünya değildi; İnsanlardı! Kendi çıkarları ve menfaatleri uğruna, kendileri ile birlikte her canlıya zarar veren, kaos ortamını oluşturan, savaşları ve sömürgeleri yapan, barışı sadece kağıt üzerindeki bir sembol gibi gösteren İnsanlardı! Doğadan hayvanlara, hayvanlardan kendi ırkına (insanlara) kadar zarar veren yine İnsanlardı. Söz gelimi, incelememi yine Siyah İnci isimli kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum; "Hayvanlara dilsiz diyoruz, doğru dilsizler, neler
Siyah İnciAnna Sewell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
!Ufak bir spoiler içerebilir!
9/10
·264 syf.··
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 02:01
Mai ve Siyah mı beni bitirdi yoksa ben mi onu bitirdim hiç bilmiyorum. Ahmet Cemil'in babasını kaybettikten sonra ailesini geçindirmek için okul yıllarında kurduğu hayallerinden vazgeçip tek derdi para kazanma çabası olması,bu çaba içinde kaybolurken sevdiklerini birer birer kaybetmesi ve en sonunda Elmas Yağmurundan vazgeçmesi evet en çok da bu koydu.Eserini yazma sebebi olan Mavisini korkaklığı ve kendince yetersizliğinden, kendine layık görememesinden kaybetmesi.Dilerim ki Ahmet Cemil,Halit Ziya Uşaklıgil'in zihninde gittiğin yerde çok mutlusundur.
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202134,9bin okunma
9/10
·252 syf.·
2026 18. kitabı
Bu kitap bana “ bir hikâye sadece hikâye değildir ” dedirtti. Bir yanda yarım kalmış bir aşk, diğer yanda dönemin ağır havası… Ama en çok da insanların içlerinde taşıdıkları sessiz yükler. Hüsnü Arkan bunu bağırmadan anlatıyor, tam tersine fısıldar gibi. O yüzden bazı cümleler var ki, sanki sana değil de senin içinden bir yere söylenmiş gibi kalıyor. Mino’nun hikâyesi sadece bir karakterin değil; biraz hepimizin “keşke”leri, biraz da “olabilirdi”leri gibi. Kitap ilerledikçe romantik bir anlatıdan çok, insanın hayatta neyi kaybettiğini ve neyle yaşamaya devam ettiğini sorgulatan bir şeye dönüşüyor. Akıcılık konusunda yer yer ağırlaştığı oldu ama o ağırlık rahatsız edici değil tabii.. tam tersine kitabın atmosferini taşıyan bir şey. Hızlı tüketilecek bir roman değil, sindire sindire okunması gereken türden. Bittiğinde geriye büyük olaylar değil, küçük ama can yakan duygular kalıyor.
Edebiyat
Mino'nun Siyah GülüHüsnü Arkan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20181,652 okunma
9/10
·764 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Beyaz leke 1 ve 2 yorumum Spoiler içerir!! Öncelikle kitabın kapağını kapatınca bir garip oldum. Çünkü o beyaz leke evrenine çok alışmıştım.. Bir daha okuyamamak üzdü..Konusu güzeldi. Aslı Arslan'dan okuduğum ilk kitaptı. Anlatım biçimi gayet anlaşılır ve açıktı. Tugay ve Eftalya 'yı çok sevdim. Eftalya çok güçlü bir kadın. Annesini hiç sevmedim. Babası zaten HARİKA bir insan. Bence babası biraz fazla abartılmış gibime geldi. Adam kızı için 'Ölüm Timi'ni kurmuş. Gururlu bir adam ama çok ileri görüşlü... Her dediği çıktı. Meryem'e çok ağladım. Ondan ne istediğiniz ya?! Tugay zaten iyi biri ama şöyle ki Ben Eftalya'nin yerinde olsaydım Tugay dan korkardim. Çünkü bi iyi tarafı bir kötü tarafıni gösteriyor. Benim AÇIK ARA EN SEVDİĞİM KARAKTER: Marco T. Mandalina ve erik.. Bana çok samimi gelen bir karakter oldu. Ne yalan söyleyeyim Gamze'yle olmasını COK İSTERDİM T-T ama çok geç kalınmış bir defter.. ne kadar güçlü olsada bu duygusal işlerde çok korkak bir insan ama onunla bir duygusal bağ kurdum. Onu anladım ben. Geç kalınmışlik.. Javier onun kardeşi mi değil mi pek çözemedim ama olsun iyi bir abi. AMA KESKE GAMZE'YLE OLSALARDİ. 2. Kitapta sarıldılari sahne de ağladım. Sinan gibi bir dost kesinlikle bulamayız. Veya sevgili de olabilir. Eftalya'ya olan bağlılığı çok güzeldi. Defne'yle Ufuk'un kardeş çıkmalarıni ağzım açık okudum. Defne ve Giray.... Defne için hem çok kızdım hemde hak verdim çünkü aynı şey Giray içinde olsaydı. Giray'da Tugay'ı seçerdi. Eminim. Ufuk'u sevmiştim ama hain olması üzdü. Onun dışında... Bu kadar ama üzerine tartışılabilir bir kitap. Okugunuz için teşekkürler!!
Alıntı
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,2bin okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2026 40. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:27
Benim için Siyah Süt, annelik, kadınlık, üretkenlik ve bireysellik arasında sıkışıp kalan bir kadının iç dünyasına yapılmış samimi bir yolculuk gibiydi. Elif Şafak, kendi deneyimlerinden yola çıkarak doğum sonrası yaşadığı duygusal karmaşayı ve yazarlık kimliğiyle annelik rolü arasındaki çatışmayı oldukça içten bir dille anlatıyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, insanın içindeki farklı sesleri ve karakterleri görünür kılması oldu; çünkü bu yönüyle hepimizin zaman zaman yaşadığı kararsızlıkları, korkuları ve beklentileri sembolik ama anlaşılır bir şekilde yansıtıyor. Bana göre kitap sadece annelik üzerine değil, aynı zamanda kişinin kendini kabul etme ve hayatındaki farklı kimlikleri uzlaştırma mücadelesi üzerine de güçlü bir anlatı sunuyor. Yer yer deneme, yer yer anı niteliği taşıyan bu eser, akıcı dili sayesinde kolay okunuyor; ancak asıl etkisini, okuru kendi iç dünyasını sorgulamaya itmesinden alıyor. Bu yüzden ben Siyah Süt’ü, özellikle kimlik arayışı, üretkenlik kaygısı ve hayatın dönüştürücü süreçleri üzerine düşünmek isteyenler için samimi ve düşündürücü bir kitap olarak değerlendiriyorum. Kitapta ayrıca tarihte iz bırakmış birçok kadın yazardan söz edilmesi, anlatımı daha zengin ve etkileyici hâle getiriyor. Elif Şafak, özellikle annelik ve yazarlık arasında denge kurmaya çalışan kadınların yaşadığı zorlukları göstermek için farklı dönemlerden kadın yazarların hayatlarına değiniyor. Bu örnekler sayesinde, kadınların sanat üretirken toplumsal beklentilerle nasıl mücadele ettiklerini ve buna rağmen edebiyat dünyasında kalıcı eserler bıraktıklarını görüyoruz. Böylece kitap, yalnızca yazarın kişisel deneyimlerini değil, aynı zamanda kadınların tarih boyunca verdiği var olma ve üretme mücadelesini de gözler önüne seriyor. Bu yönüyle Siyah Süt,
İnceleme
Siyah SütElif Şafak · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma