Korkunç denecek ölçüde kendinden şüphe içindedir. Böyle bir
ruh durumu için G. Guex şöyle diyor:
Bu tipin en başta gelen karakteristiği, olduğu gibi görünmekten yana korku duymasıdır. Bu nitelikteki korkunun alanı alabildiğine genişleyebilmektedir: başkalarını düş kırıklığına uğratma, hoşnutsuz kılma korkusu, başkalarına sıkıntı olma, başkalarını sıkma, usandırma korkusu ... Doğal olarak bu korkular onun başkalarıyla bir sempati bağı kurmasını önlemekte, var olan bağları koruma imkanını da elinden almaktadır. İçe kapalı kişi olduğu gibi sevilebileceğine inanamaz, çünkü daha küçük bir çocukken, dolayısıyla küçük ruhunun hilesiz hesapsız istekliliğiyle başkalarının sevgi ve şefkatine yöneldiği zaman, terk edilmiş
olmanın acı tecrübesini yaşamıştır.
Connaissance de l'homme adlı kitabında Adler şöyle yazıyor:
Bir insanın dünyayı kavrayışı ya da dünyayı algılayış biçimi hakkında bir hükme varmak için, bu yolda yapılacak araştırmaları kişinin çocukluk izlenimlerinden başlayıp şimdiki fiili durumuna uzanan çizgiyi izleyerek yürütmek yerinde olacaktır. Çoğu hallerde, öznenin şimdiye kadar adımladığı yolu etkili ve işe yarar sonuçlar çıkaracak şekilde izlemek ancak bu yöntemle mümkün olmaktadır. Birey hayatının çocukluktan başlayarak ana hatlarıyla çizdiği belirlenen yönelim eğrisidir bu ... Çünkü gerçekten de kişilik için asıl belirleyici öğe, bireyin çocukluğundan beri dış görünüşü bakımından belli birtakım değişiklikler geçirmesine rağmen ana motifleriyle ve temel mahiyetiyle değişmeden varlığını sürdüren ve yetişkinlik döneminde, daha geniş toplumsal çevrede yine belli bir eğilim çizerek kendini açığa vuran hep bu enerji ve yönelim eğrisidir.
Bir Fransız limanında gümrük müfettişliği yapan bir arkadaş tanımıştım. Bu arkadaş turistlere ve transit yolcularına karşı sonderece katı ve sert davranıyordu. "Çünkü;' diyordu açıklarken bu tavrını, "zebani gibi davranmazsan, adam yerine koymuyorlar seni. Bir de benim Zenci olduğumu düşünürsen, başka türlü davranmanın mümkün olmadığını kabul edersin herhalde .."
Her bir kadın, kitabı daha önce okuduğu ve kendi kendine bir değerlendirme yaptığı için, grup halinde yapılan bu ikinci okumada hocanın yorumu ve gruptaki diğer katılımaların değerlendirmesini öğrendikten sonra sağlıklı bir mukayese yapma imkânı bulur.Kitap okuma ve yorumlama süreci, iki üç saat devam eder. Bir nevi sohbet vesilesidir, kitap okuma ve yorumlama.
Sonunda, her katılımcının evinde getirmiş olduğu yiyecek ve içecekler toplantı yapılan salona alınır, yeşil çay, siyah çay, ya da kahve eşliğinde, sohbet sürdürülür.