10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Aziz Nesin’in "Bulgaristan’da Türkler ve Türkiye’de Kürtler" Kitabı Üzerine İnceleme Aziz Nesin adını duyduğumda, onun haksızlıklara karşı nasıl bükülmez bir iradeyle mücadele ettiğini, toplumsal çarpıklıklar karşısındaki dik duruşunu zaten biliyordum. Bilmeyen de yoktur sanırım; o, bu toprakların yetiştirdiği en cesur, en yürekli kalemlerden biri. Onun gibisi bir daha zor gelir Türkiye’ye. İşte bu hayranlık ve saygıyla, onun edebi ve düşünsel dünyasına ilk adımı "Bulgaristan’da Türkler ve Türkiye’de Kürtler"* kitabıyla attım. Ve ilk Aziz Nesin deneyimim, beni yanıltmadı; tam aksine, hayranlığımı katbekat artırdı. Bu kitap; özellikle yakın tarihimizin karanlıkta kalmış, halı altına süpürülmüş sayfalarını öğrenmek isteyenler ve toplumsal meselelere derin bir ilgisi olanlar için tam anlamıyla bir başucu kaynağı. İşte benim gözümden, Aziz Nesin’in o cesur kalemiyle şekillenen bu çarpıcı eserin detaylı incelemesi. İki Farklı Coğrafya, Aynı Evrensel Sancak Kitap, adından da anlaşılacağı üzere iki ana eksen üzerine kurulmuş. Aziz Nesin, birbirinden farklı gibi görünen ama özünde aynı insan hakları ihlallerinden beslenen iki büyük trajediyi yan yana getiriyor: 1980’li yıllarda Bulgaristan’daki totaliter rejimin Türk azınlığa uyguladığı asimilasyon politikaları ve Türkiye’nin kendi içindeki Kürt meselesi. Bulgaristan’da Türkler: Nesin, Jivkov rejiminin Türklerin isimlerini zorla değiştirmesini, dillerini ve dinlerini yasaklamasını sert bir dille eleştiriyor. Oradaki soydaşlarımızın uğradığı haksızlıkları, evrensel insan hakları çerçevesinde titizlikle inceliyor. Türkiye’de Kürtler: Yazar, madalyonun diğer yüzünü çevirmekten de korkmuyor. Kendi ülkesindeki tabu sayılan Kürt sorununa değiniyor. "Başkasına yapılınca haksızlık dediğimiz şeye, kendi içimizde göz yumamayız"
Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de KürtlerAziz Nesin · Nesin Yayınları · 2013138 okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2026 50. kitabı
Umursamaz İnsanlar Eski bir üst düzey yöneticinin kaleminden kontrolsüz gücün ve çürümüş bir kurum kültürünün nasıl köksallığını bunun hem kişisel hem de politik sonuçlarını anlatıyor. Dünya liderleri, teknoloji devleri ve küresel elitlerin kapalı kapılar ardında neler yaşadığını ortaya koyuyor. Kitabımız Facebook yöneticisi olan bir kişinin büyük ve önemli toplantılara katılımı ile başlıyor. Tabi bu katılım çok kolay değil çünkü bazı gruplar kendi içlerine yeni insanları almak istemiyorlar. Çok önemli kişilerin bulunduğu bu toplantıya yazarımız ve Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg zorla da olsa katılıyor. Ancak toplantıda hiç kimse bu kişilerle görüşmek ve konuşmak istemiyor. Daha sonra yazarımız kendi hayat hikayesine dönüyor. Onun yaşamını, çocukluğunu, başından geçenleri okuyoruz. Bulunduğu konuma nasıl geldiğini, hangi zorluklar yaşayarak geldiğini görüyoruz. Facebook’un nasıl büyüdüğünü, siyaseti nasıl etkilediğini, siyasetçilerin engellerini, şirket yönetimini, başarıyı, başarısızlığı, teknolojiyi ve yenilikleri ayrı ayrı anlatıyor. Aslında garip bir başarı yolculuğu bu. Farklı ülkelerde, farklı liderlerle bir araya gelinip hepsiyle ayrı ayrı görüşmeler bu görüşmelerde verilen tavizler görüyoruz. Yine kitapta şirket yönetmenin de aslında siyasetle ilgili olunduğu okuyoruz. Kitapta Amerika başkanlarından özellikle Trump‘tan bahsediliyor. Bazı hükümetlerin anlatıldığı, iş birliklerinden bahsedilen, teknoloji, şirket ve siyaset içeren bir kitap. Kitabı okuyunca neden çok satanlar listesinde olduğunu anlıyorsunuz.
Umursamaz İnsanlarSarah Wynn-Williams · Destek Yayınları · 011 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Beklemek...
Puan vermedi·192 syf.··
2026 6. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 11:19
Beklemek Kitabı okundukça günümüze o kadar da uzak olmadığını fark ediyorsunuz. Şartlar daha mı iyiye doğru gitmiş, kötüye mi yoksa stabil olarak mı kalmış? Kitabı okudukça bu sorulara cevap bulabileceğinizi düşünüyorum. Yıllar geçsede cezaevi şartları ve koşullarının değişmemiş olması ve mahremiyet diye bir şeyin olmaması içler acısı. Selim ve Leyla’nın mektupları arasında geçen yıllar, onlara Zeynep’in eşlik etmesi can suyu oluyor, umut ve direnmenin en güzel yanı oluyor. Birbirlerine yazdıkları mektupların aslında gerçeği yansıtmadığını gördüğüm vakit hep şu geldi aklıma; Türkçe bilmeyen bir Kürt annesinin yavrusunu ziyaret etmesi sırasında konuşamamasını ve sadece bir cümlede kendilerini anlatmaya çalıştıkları sahne. İçimi acıttı . Aydınların, sanatçıların , iyi siyasetçilerin ve düşünürlerin her zamanki gibi bir tehdit, bir suç unsuru olarak görülmeleri ve korkaklar tarafından gözetim altında tutmaları hiç bir zaman gözardı edilemez. Beklemek sadece pasif bir duruş ya da sabır değil; baskıcı bir düzene karşı hayatını, sevgini ve inancını korumak için verilen aktif bir mücadele, bir içsel güç olarak değerlendirdim. Sabır, inanç, aşk, sadakat, sevgi, çokçada özlem… Hüzünle okudum kitabı. İyi okumalar…
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
Birinci Cildin Kapanış Değerlendirmesi :)
10/10
·472 syf.·
2026 38. kitabı
Kitabın değerlendirmesine geçmeden önce Robert Musil'den birkaç cümle ile bahsetmenin yönlendirici gücü olduğuna inanıyorum. Musil Avusturyalı romancı, öykücü ve deneme yazarı. Askeri okulda başlayan eğitim hayatı ardından mühendislik ile devam ediyor. Sonrasında matematik, felsefe, fizik, psikoloji alanlarında doktora yapıyor. Düşünsel olarak rejime karşı çıktığı için Nazi döneminde eserleri yasaklanıyor, İsviçre'ye sürgün ediliyor. Eserini tamamlayamadan burada yaşamını yitiriyor. Kitabın ana karakteri niteliksiz adam Ulrich ile biyografik paralellik dikkat çekiyor. Çünkü bu çok katmanlı entelektüel formasyon, doğrudan doğruya Niteliksiz Adam’ın düşünsel mimarisine de yansıyor. Niteliksiz Adam 'a dönecek olursam; Robert Musil'in 1921 yılında 1942 yılına kadar üzerinde çalıştığı, 2100 sayfa içerikli devasa baş yapıt. Elimdeki serinin dördüncü kitabı ölümünden sonra esi tarafından, ardında bıraktığı notlardan derlenerek yayımlanmış. Kitap 'deneme roman' türünde yazılmış ve olay örgüsü dışında; matematik ve doğa bilimleri, felsefe ve epistemoloji, siyaset bilimi ve sosyoloji, psikoloji ve psikiyatri, hukuk bilimi ve felsefesi, sanat ve mistik ögretiler gibi alanlarda ilerliyor. Her bölüm sistematik bir okuma, derin analiz, düşünsel egzersiz ve entelektüel bir hesaplaşma içeriyor. Dili oldukça ağır ve anlaşılmak istiyor. Niteliksiz Adam’ın birinci cildinin yüzeysel konusu 1913 yılında Viyana’da geçer. Ana hikâye; Avusturya Macaristan İmparatorunun 70. yıl saltanat dönümü yaklaşmaktadır ve aynı yıl Alman İmparatoru Wilhelm'in de 30. saltanat yılı kutlanacaktır. Dönemde hâlâ monarşiyle yönetilen Avusturya Macaristan İmparatorluğu seçkinleri, Almanya'ya karşı milli şuur ve milliyetçilik anlayışı ile farklı ve bütün Dünya'ya örnek olacak bir kutlama planlamak için
Alıntı
Niteliksiz Adam 1Robert Musil · Aylak Adam Yayınları · 20181,390 okunma
7/10
·86 syf.··
2026 33. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 15:13
Doğrusunu söylemek gerekirse, içeriği genel olarak -küçük hacmine rağmen- farkındalık kazandırıcı, çok boyutlu ve eleştirel düşünmeye zorlayıcı bulsam da, Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu, yazarı Jean Baudrillard'ın oldukça sert, hatta tahrik edici üslubu nedeniyle bana çok da keyifli bir okuma deneyimi sunmadı. Belki de konusu toplum ve insan olan her şeyin günümüzde aynı zamanda birer sorunlar yumağı haline gelmiş olması, uyandırma ve çözüme yönlendirme adına böyle sert çıkışları gerektiriyordur; kim bilir?.. Bu nedenle kendi yorumumdan daha önce kitabın ana metninde yer alan hususlardan gözüme çarpanları yazarın kendi ifadelerine yakın kelimelerle başlıklar halinde sıralayıp, sonuç kısmında kendi değerlendirmemi yapacağım. I. “Toplumsal” ve “kitle” Jean Baudrillard için “toplumsal”, bireylerin anlamlı ilişkiler, temsil mekanizmaları, ideolojiler ve ortak amaçlar etrafında örgütlenebildiği kollektif bilince sahip ve dinamik bir yapıyı ifade etmekte. “Kitle”ise; artık temsil edilmek istemeyen, ideolojik çağrılara cevap vermeyen, edilgen ve yoğun bir yığın. Toplumsal yapı anlam üretmeye çalışırken, kitle ise bu anlamı emen, nötralize eden ve etkisizleştiren pasif, edilgen ve bilinçsiz bir kalabalık konumunda. Dolayısıyla “kitle”, toplumsalın başarısı değil, çöküşü anlamına gelmekte. II. “Sessiz çoğunluk” Sessiz çoğunluğu, aktif siyasal özne olmaktan çıkmış; tepki vermeyen, örgütlenmeyen ama sistemi görünmez biçimde etkileyen kitle olarak tanımlamak mümkün. Bu kitle (sessiz çoğunluk), sistemin mesajlarını tüketmekte ama onları içselleştirmek yerine etkisiz hale getirmekte. (Örneğin propaganda, anketler, seçim kampanyaları veya medya çağrıları, kitle üzerinde beklenen
Kitap İncelemesi
Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın SonuJean Baudrillard · Doğu Batı Yayınları · 2019726 okunma
İyi niyetli görünüş altında yatan art niyet
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 124. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 10:31
Bu metin bana biraz günümüz siyasetçilerinin halka bakışını hatırlattı. Siyasetçilerin “Halka inelim, halkın içinde olalım bu şekilde yürüttüğümüz politikalarda daha inandırıcı oluruz” anlayışına benziyor. Bu hikayenin baş kahramanı aslında halka tepeden bakan, iyilik kavramını çıkarı için kullanan bir memur. Ama döneminde yaşanacak değişimleri iyi anlatabilmek için halkın arasına karışıp, onlara iyi davranıp bu şekilde değişim fikirlerini kabul ettirmeyi düşünüyor. Bu konuda arkadaşları fikrini alaya alsa da, kendisi bunu ispat etmek için trajikomik tatsız bir olayın baş kahramanı oluyor. Kitabın dili akıcı, çevirisi güzel, kısa sürede bitirilebilecek bir metin. İyi okumalar.
Tatsız Bir OlayFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20176,6bin okunma