6/10
·408 syf.··
2026 94. kitabı
Kitap bir kaçırılma hikayesi ile başlıyor.Cora ,kızkardeşinin nişanlısı Dean ile bir psikopatın eline düşüyorlar.Bodrumda zincirli kaldıkları 3 hafta boyunca yaşadıkları korkunç şeyler sonrasındaki hayatlarını okuyoruz.Birincisi Dean kaslı vs -kitaptaki anlatıma göre-niye kurtulmak için hiç mücadele etmiyor malum serbest bırakıldıkları anlar var hikayede.-Yabancıların filmlerdeki ve bu kitaptaki korkaklık-mücadele eksikliği hep bizim için şaşırtıcı oluyor.İkincisi Cora korkunç şeyler yaşamış bir kadın olarak duygusal yakınlıktan başka daha fazlasını ister mi sizce!!!!Bir diğeri Cora ve Dean'in yakınlaşmasını biz okuyuculara normal göstermek için yazar ,Dean'in nişanlısı abla karakterini empati yoksunu, anlayışsız ve aşırı bencil biri olarak çiziyor. Ayrıca geçmişte ilk karşılaştıkları andan beri Dean ve Cora'nın aslında birbirlerine hep ilgileri olduğunu ima ediyor.Bu kısmı da sevmedim.Neden Dean ve Mandy 15 yıldır mı ne birlikteler o zaman??? Ve sonunda her şey hallolmuş bir şekilde herkes mutlu mesut.Bu da oldukça ütopikti. Yazarın dili akıcı ama konuyu yönlendirme-anlatma şekli çok kötüydü.
Kalp Attığı SüreceJennifer Hartmann · Pukka Yayınları · 2024353 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Matt Haig'in yeni çıkan romanı olan "Gece Yarısı Treni", daha sosyal medyadaki duyurusuyla beni çok heyecanlandırmıştı. Kitap raflarda yerini aldığı gün ben de hemen sipariş verdim. Adından da anlayacağınız üzere Matt Haig'in yeni romanı, 'Gece Yarısı Kütüphanesi' ile aynı evrende geçiyor; hatta yazarımızın yeni kurgusunda o kitaba gönderdiği ince bir selam bile bulunuyor. Lakin aynı evrendeki iki kurgu arasında çok temel bir fark var: Gece Yarısı Kütüphanesi'nde Nora Seed bu evreni yaşam ile ölüm arasındaki o alanda yaşamıştı, yeni romanda ise Wilbur bu evreni ölümünden sonra deneyimliyor. Yazarımız ana kahramanı üzerinden yaşamın mucizeviliğini, hataları, pişmanlıkları, sevgisizliği, insanın sevmek ve hoşgörülü olmak konusunda her zaman daha iyisini yapabileceğini okura çarpıcı anılarla sorgulatmayı hedefliyor. Haig, günlük konuşma dilinde yalın bir üslup kullanırken kurgusu her zaman olduğu gibi çok sürükleyici. Alt metinde yoğun bir duygusallık hakim... Kahramanın yaptığı yanlışlar ve bunların hayatındaki insanlara etkisi; okurken insanın içini hüzünle dolduruyor. Özellikle son bölümlerde, ayrı bir duygusallık sarmaşık gibi tutunuyor kalbimize... Romanın bu yönünü çok sevdim. Çok beğendiğim bir okuma oldu. Bu kitabın da yayın haklarının alınıp ileride beyazperdeye uyarlanacağını düşünüyorum. Sean Penn veya Robert De Niro'dan bir Wilbur görmek sizce de keyifli olmaz mı?? Ana kahramanımız Wilbur Budd, 81 yaşında... Geçmişinde büyük acılar yaşamış, yoksulluğu deneyimlemiş bir insan... Bu hayatta en çok Maggie'yi seviyor. Tatlı tesadüfle başlayan iletişimleri kopuk kopuk devam etse de yetişkinliklerinde evleniyorlar. Rüya gibi başlayan evliliklerinde ışık her geçen yıl solarken Wilbur, evliliği ve sevgiyi beceremiyor. Çünkü yaşadıklarından dolayı cesur olmakta
Edebiyat
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026315 okunma
Reklam
10/10
·170 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 17:24
Selam kitap dostlarımm serinin ikinci kitabı olan DIRENIŞ i̇le karşınızdayımm. ​ Sirenler Çaldı, Medeniyet Sustu... Asıl Kaos Şimdi Başlıyor! ​Seferihisar’daki "Kale-Köy", Haldun ve ekibi için son güvenli limandı. Ancak o korkutucu "BAŞLADI" mesajı ekranlara düştüğünde, dışarıdaki dünya için kıyamet çoktan kopmuştu. ​İstanbul’un yıkıntıları arasında ise sönmeyen tek bir umut ışığı var: Şeyda. ​Enkazdan yaralı kurtulup bir kütüphaneye sığınan Şeyda, "Kıyametin Çocukları" ve acımasız yağmacılarla yüzleşti. Tam her şey bitti derken, gizemli yabancıların yardımıyla hayata tutundu. Şimdi hedefi tek: Bu cehennemden çıkıp ekibe ulaşmak. ​Haldun ve Emre ise zor bir tercihin eşiğinde. Güvenli sığınağı terk edip, H.K.’nin karmaşık emirleri ve "Sessiz Kale"nin ölümcül gizemi arasında Şeyda’yı bulmak zorundalar. ​ Sistemin kalbi ATLAS devrede! İstanbul sokaklarında hayalet gibi dolaşan zırhlı kamyonet, Demir ve Evelyn’in sakladığı sırlar ve Ankara’dan gelen o ses... Düşman bu kez sadece zaman değil, çaresizliğin ta kendisi. ​ Hızır Narin - Kaderin Şifresi: Direniş Serinin ikinci kitabında nefesinizi tutmaya hazır olun. ​ SİZCE? Şeyda, peşindeki gölgelerden kurtulabilecek mi? H.K.'nin planı kurtuluş mu yoksa tuzak mı? "Atlas'ın Dünyası" kahramanlarımıza ne sürprizler hazırlıyor? ​Cevaplar için sayfaları çevirmeye başla!
DirenişHızır Narin · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20253 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 159. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
"ELMA CADISI PETRONELLA 4" "Başarıya giden yollar her zaman o kadar kolay olmuyor. Bazen farklı yollar denemek gerekiyor." Elma Cadısı Petronella serisinin dördüncü kitabı; Pastakreması ailesiyle birlikte yepyeni bir maceraya eşlik ediyoruz. Hızla sonbahara hazırlanırken, gizemli bir ziyaretçi değirmen evine kötü bir haber getirmesiyle başlıyor her şey. Bu kez işler hiç de iç açıcı değil. Çünkü değirmen evi satılıyor! Bu haberi duyan Petronella, Luis, Lea ve elma adamlar büyük bir şok yaşıyor. Sevimli değirmen evleri artık onların değil mi? Peki ya kötü fırıncı Kabasurat? Kabasurat, değirmen evini satın alıp yıkmayı planlıyor! Kendi iş planlarını yaparken, Pastakreması ailesi tüm güçleriyle değirmen evini korumaya çalışıyor. Bunun üzerine ikizler hemen Petronella’dan yardım istiyor. Petronella, ikizler ve elma adamlar, tüm güçleri ve zekâlarıyla değirmen evini korumak, Pastakreması ailesinin yuvasını kaybetmesini engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama işler elbette hiç kolay ilerlemiyor. Çünkü Kabasurat’ın da boş durmaya hiç niyeti yok. Onun da kendi sinsi planları var. Acaba kim galip gelecek? Değirmen evini kaybetme korkusu var evet… Ama Petronella ve arkadaşları pes etmiyor. Kitap, umudun ve sevginin sımsıcak bir hikâyesiyle bizleri kucaklıyor. · Petronella – Elma cadımız yine cesur ve yaratıcı · Luis ve Lea – Sadık dostlar · Elma adamlar – Onlar olmadan macera tamamlanmaz ki! · Kabasurat – Yine planlar peşinde, yine kötü fırıncımız Her kitapta bambaşka bir olayın olması, sürekli yeni bir şeylerin gelişmesi, heyecanımı dipdiri tuttu. Hiçbir kitapta "Aa bu olayı daha önce de görmüştük" dediğimiz bir tekrara rastlamadım. Yazar, her seferinde farklı bir macera sunmayı başarıyor. Hikâyede küçük cadının başına gelenler genelde kendi yaptığı bir şeyin
Edebiyat
Elma Cadısı Petronella 4: Sihirli Şapka ve Arı SaldırısıSabine Stading · The Kitap Çocuk Yayınları · 20254 okunma
''Birimiz Ölmek Üzere''
8/10
·352 syf.·
2026 1. kitabı
#kitapyorumu • İlk kitabı okuduktan sonra bu kitapta beklentim oldukça yüksekti. Bu arada diziyi izleyenler için burada küçük bir not düşmem gerek: Eğer dizinin 2. sezonunu izleyip 'kitabı okumama gerek yok' diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz! Kitap ve dizi bu noktada yollarını tamamen ayırıyor. Birbirinden tamamen bağımsız iki farklı kurgu izlemiş ve okumuş oluyorsunuz. Ancak bu durum beni üzmek yerine aksine çok heyecanlandırdı; aynı karakterlerin iki farklı hikâyesine tanıklık etmek, onlara olan bağımı daha da güçlendirdi. İki farklı hikâyeye de ayrı ayrı bağlandım; sanki tek bir hikâye yerine, aynı kadroyla iki farklı film çekilmiş gibiydi. Bu çeşitlilik kitabı benim için daha da özel kıldı. Kitapta bambaşka bir gizemin peşine düşmek harika bir sürpriz oldu. Benim için çok keyifli bir deneyimdi. Ancak ne yazık ki kitabın yarısına gelene kadar olay örgüsü neredeyse tekdüze devam ettiği için bir nebze de olsa hayal kırıklığına uğradım. Olaylar çözülmeye başladığında kitabın ilk yarısı anlam kazandı ama ilk yarısını atlatmak gerçekten zordu. Ara verdiğim bir dönem bile olmuştu. İlk kitaptaki karakterlerin yokluğu da aşırı derecede hissedildi. Ana karakterin Maeve olacağını biliyordum, ancak diğer karakterlerin kitabın neredeyse yarısından fazlasında görülmeyeceğini düşünmemiştim açıkçası. ''Birimiz yalan söylüyor'' incelemesinde kendisine çok bağlanamadığım için Bronwyn ile ilgili çok fazla bir yorum yapmamıştım, ancak bu kitapta gözlerim onu aradı. Fark etmeden nasıl da bağlamış beni kendine. Genellikle Maeve, Phoebe ve Knox arasında geçen bir olay örgüsü vardı. Kötü değildi ama mükemmel de diyemem. Kitapta sevmediğim şeylerden birisi Doğruluk mu Cesaret mi oyununun başta ana konu gibi tanıtılıp sonrasında sadece birkaç kez görünmesi. Oyun üzerinden devam etse,
İnceleme
Birimiz Ölmek ÜzereKaren M. McManus · Yabancı Yayınları · 2021518 okunma
İnsan hep en faydaliyi mi seçer ? Direnirse Sistem mi çöker
Puan vermedi·140 syf.··
2026 8. kitabı
·
168 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:38
Bu karakterin hikâyesini Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken kitabındaki adama benzetiyorum. Bu karakterin henüz yer altına inmemiş halı . Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bana mesaj atabilirsiniz. Kitaba başta çok zor alıştım anlamakta güçlük çektim hatta bazı paragraflari yapay zekaya sordum ( sanırım başta bir olay örgüsü beklediğimden zor alıştım) .Kitap da bir çırpıda okunabilecek bir kitap degil zaten hemen açmıyor kendini , seni daha çok durdurup düşümeye zorlayan bir kitap. Kahramanin rahatsız edici betimlemeleri, zıtlıkları var antikahraman diyebilecegimiz bir karakter , uzun süre empati kuramıyorsunuz karakterle . Düşünceleri karmaşık, anlaşılmaz bazen de bu düşünceler küstahlasiyor bazense acınası bir hal alıyor üstelik bu değişken tavırlari karakter üstünlük göstergesi sayıyor çünkü sıradan insanların erişemeyeceği bir bilinç olarak görüyor. Kahramanin hikayesi aslında oldukça elim vakalarla dolu: kimsesizlik, dislanmislik, çocuklukta ağır akran zorbalıklari .. Karakter kimseden bir sevgi kırıntısı dahi görememiş çok ağır bir aşağılık duygusu hissediyor ve bunu yüceltmeye ( her ne kadar başarısız olsa da) çalışıyor. Sonra lise hayatındaki ona iyi davranan tek insanı kendine bağlayıp ondan ayrılıp aklınca onu yendiğini düşünüyor , bu da bize narsistik bir örüntü düşündürebiliyor . Yetişkinlik hayatında ise herhangi bir sevgiyi kabul edemiyor ve kaçıyor bu sevgiyi çok istese bile sabote ediyor. Aslında karakterin aşağılık kompleksi olmasa farkındalığı yüksek bir karakter üstelik bunun farkında ,hayat da onu biraz da bu eğilime itmiş ,değişim de istiyor lakin direniyor da . Beni en çok etkileyen yerse : Bunca istatistiklerin , verilerin insanın sadece en doğruyu, faydaliyi seçmesi durumunda geçerlidir lakin insan en doğruyu - faydaliyi
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,7bin okunma
Reklam
Reklam