Puan vermedi·104 syf.··
2026 16. kitabı
Vuillard’ı Yoksulların Savaşı’nda, Reform’a giden süreçte Müntzer’in yanında; amiyane tabirle ayaktakımının, baldırı çıplakların mücadelesini anlatırken keşfetmiştim. Açıkçası Vuillard sayesinde, bildiğimiz tarih anlatısının gölgesinde kalmış Müntzer gibi mağlupları, unutulmuşları ve ezilenleri tanıma fırsatı buldum. Gündem’de ise Vuillard, Yoksulların Savaşı’nın aksine madalyonun öbür yüzünü çeviriyor önümüze. Bu kez radarımızda ayaktakımı ya da baldırı çıplaklar yok; bu kez kulisin, iktidarın ve paranın koalisyonundayız. Tarihin en büyük felaketlerinden birini sessizce besleyenlerin masasındayız. Kitabımız 20 Şubat 1933’te, Berlin’de küçük bir salonda açılıyor. Nazilerin çok kısa süre sonra iktidarlarını pekiştirmek için büyük bir fırsata çevireceği Reichstag yangınına daha bir hafta vardır; Hitler şansölye olalı birkaç hafta olmuş, yaklaşan seçim için artık yalnızca propaganda değil, sermayenin desteği ve burjuvanın rızası da gerekmektedir. Nazi Almanyası’nın en ilginç ve grotesk karakterlerinden Hermann Göring’in davetiyle, dönemin Alman sanayisinin ve finansının kaymak tabakası olan yirmi dört adam bir araya gelir. Başka bir ifadeyle, iktidar ile sermaye aynı masada el ele verir. Bugün hala dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alan Siemens, BASF, Bayer, Allianz gibi isimler de o masadadır. Hep merak etmişimdir bu şirketlerin, mutlak Nazi iktidarı kurulmadan önce Nazizm’e nasıl baktıklarını; ona ne kadar mesafeli, ne kadar yakın, ne kadar ihtiyatlı ya da ne kadar iştahlı yaklaştıklarını. Vuillard bu merakımı bu kitapta ucundan da olsa gideriyor. Üstelik bunu, tarihin olağanüstü bir kırılma anı gibi değil, neredeyse sıradan bir iş görüşmesi gibi anlatarak yapıyor. Bu da kendi içinde ayrı bir “kötülüğün sıradanlığı” aslında; yirminci yüzyılın en büyük
GündemEric Vuillard · Can Sanat Yayınları · 2019162 okunma
Kıtalar değişir, insan doğası değişmez…
Puan vermedi·542 syf.··
2026 53. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 09:35
Maryse Condé’yle tanışma romanım Segu. Bir süredir Afrika Edebiyatı denk geliyor okumalarıma. Her seferinde söylenimden sonra günümüzde biraz evrilmiş şekliyle “coğrafya kaderdir ve aynı zamanda kederdir kimilerine göre” deyişini tekrarlıyorum okumalarımda. En yalın haliyle , tarihî roman yazarken geçmişi romantikleştiren yazarlardan olmadığı kesin Conde’nin. Özellikle Afrika krallıkları, sömürgecilik öncesi toplumlar veya geleneksel yapılar söz konusu olduğunda, onları kusursuz ya da ideal toplumlar olarak sunmuyor. Dinler arası geçişler, animist inançlara göre ritüeller, muskalar, rüyalar, durugörü sahiplerinden alınan haberlere göre davranan insanlar dünyasına dalıyoruz birlikte. Değişmeyen insanı gerçek de yine aynı. İktidar hırsı! Kadının konumu da hemen hemen aynı ya iktidar sağlayıcı evlilik için bir obje ya mevki sağlayacak bir çocuk için üretim aracı ya da cinsel haz için onlarcası içinden dönüşümlü seçilen nesne. Ancakyazarımız bu durumu , dönemin toplumsal yapısını çıplaklığıyla göstermek için anlatıyor bize. Aynı tavıra daha sonra erkek egemenliğinin, köle ticaretinin, din savaşlarının ve iktidar mücadelelerinin ele alınışında da tanık oluyoruz. coğrafya değişiyor, din değişiyor, dil değişiyor , etnisite değişiyor ama iktidar arzusu, statü tutkusu ve insanın kendi çıkarını topluluğun önüne koyması pek değişmiyor. Yani illa beyaz adamın kötülük yapması gerekmiyor; kend içindeki çatlaklar da gereken zararı gayet güzel veriyor. Bu toplumun yıkımını asıl hazırlayan şey dışarıdan gelen güçler mi, yoksa içeride zaten mevcut olan çatlaklar mı?( tanıdık geldi mi?) Animistlik, İslam, Hıristiyanlık Yazarın başarısı, bu dinleri kurguda basit bir “iyi-kötü” karşıtlığına indirgememe hali. Hiçbiri tamamen masum ve ideal olan değil, hiçbiri tamamen suçlu da değil.
Segu Toprak SurlarMaryse Condé · Bilgi Yayınevi · 202436 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Yine kısa anlatımlı ve sayfalı ama beni derinden etkileyen kitaplardan biri daha. Çok etkilendim. Dili akıcı, anlaşılır ve ruha işleyen bir kitaptı. Yalnızlığın ve kuraklığın içinden 7 umut yeşerten bir ihtiyarın hikayesiydi. Mısır fidesini ayakta tutabilmek için canını ortaya koymuş bir ihtiyar... İhtiyar 70 yaşında olmasına rağmen verdiği mücadele, azim, hayat enerjisi beni çok etkiledi. Çaresizlik insana yeni bilgi doğurtur mu? Çaresizlik, güneş ışınlarını tartmaktı... Çaresizlik 9 kurda boyun eğmemekti (çaresizlikten doğan cesaret) Çaresizlik yorgan ıkuyuya atıp ıslatıp çekip suyunu çıkartmaktı.... Çaresizlik can dostu tek arkadaşı kör köpeği için çift tarafı da tura olan bozuk parayı atıp kazdığı toprağa kendini gübre etmekti... Aslında çaresizlik değil geleceğe umut olma azmi, cesaretiydi... İncelememi okuduğumda köpeği Kör' ün de adam kadar umudu yeşertmeye yardıöcı olduğunu yazmadığımı farkettim. İhtiyar kadar Kör de alkışı hakediyordu... Yeşerrtmeye çalıştıkları şey yoksa mısır fidesi değil de insanlıkmıydı? Keyifli okumalar dilerim..
Günler Aylar YıllarYan Lianke · Jaguar Kitap · 20206,9bin okunma
Kendini arayan dokuz insan hikayesi
Puan vermedi·99 syf.··
2026 73. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 09:45
Annemin Kaburgası dokuz kısa öyküden oluşan az sayfalı bir kitap . Her ne kadar farklı karakterleri anlatsa da bu dokuz öykünün ortak bir sızısı bir yarası var : insanın kendini kabul ettirme çabası, kimlik bunalımları, aidiyet duygusu, aile bağları ve yalnızlık... Yazar Burçin Tetik bu ağır temaları oluşturduğu karakterlerin hayatlarından aldığı küçük kesitlerle anlatmış. Her öykü, bir hayatın yalnızca kısa bir anını, bir kırılma noktasını anlatıyor. Bu yüzden herkesin sevebileceği bir kitap olmayabilir. Çünkü gözlemlediğim bazı okurlar öykülerin bir sonuca bir finale bağlanarak bitmesini istiyor. Bu kitapta belirgin finaller yok, sadece karakterlerin hayatına, bir bakıp çıkıyoruz tadında ,misafirlik ediyoruz. Ben bu tür öyküleri sevdiğim için kitaba kolayca bağlandım. Bana oldukça doğal ve gerçek geliyor böylesi . Dilerim Burçin Tetik yazmaya devam eder; bu kalemin daha fazla eserini görmek isterim.
Edebiyat
Annemin KaburgasıBurçin Tetik · İletişim Yayınları · 2020785 okunma
Puan vermedi·125 syf.··
2026 16. kitabı
Tam da adı gibi bir kitaptı. Akıcı ,az sayfalı.Kadınların erkek ,erkeklerin kadın rolünü üstlenmesini anlatan bir kitaptı. Kadınların racon kestiğini, erkeklerin ev temizleyip,yemek yapıp eşlerini evde beklediğini okuyoruz. Baş kahramanımız Bitirim Leyla üzerinden anlatılıyor olaylar. Bence verilmek istenen mesaj namus kavramının sadece kadına atfedilmemesi, sarkıntılığın,zor kullanmanın her iki cinsiyet için de kötü olduğu. Sorumlulukların kadın ya da erkek diye ayrılmaması gerektiği.
Tersine DünyaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20214,075 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 53. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 16:08
İnsan Neyle Yaşar? Leo Tolstoy’un 1881 yılında aldığı İnsan Ne ile Yaşar? öyküsü, pek alışkın olmadığımız “neyle” sorusuyla duraksayıp bir nefes almamızı ve neden, ne için, neyin uğrunda yaşadığımızı sorgulamamızı ister. Tanrı tarafından verilen bir emrin yerine getirilmemesi üzerine dünyaya gönderilen melek ve öykünün başkahramanı Semyon adlı yoksul kunduracının yollarının karşılaşmasıyla hikâye, insana içindeki sevginin varlığını sorgulatıyor. Az sayfalı bir kitap olmasına rağmen anlamı çok derin… Hem okuyup hem de sesli kitap olarak dinlediğim bu eseri keyifle okumanızı dilerim.
İnsan Neyle YaşarLev Tolstoy · Doğan Kitap · 2020234,1bin okunma