O zamanlar insanların çok cahiliydim ve bazı adamların dimağlarında , sırf fenalık yapmak için konulmuş , hususi bir cihaz bulunduğunu bilmiyordum. O zamana kadar birisine fenalık yapmak için muhakkak bir sebep lazım geldiği kanaatindeyim. Fisebilillah (karşılık beklemeksizin) kötülük yapan adamlar bulunacağını , kötülüğün bazı insanlara hususi zevkler verebileceğini tasavvur edemiyordum.
Gece ile şafağı birbirine bağlayan dakikalar uzun ve karanlıktı. Ağlayabilseydim, her şey daha kolay olabilirdi. İyi de, neye ağlayacaktım ? Kimin için ağlayacatım ? Başkalarına ağlamak için çok bencildim , kendime ağlamak içinse çok yaşlı.
İnsan bütün hayatını birilerinin kapı komşusu olarak yaşar , onunla konuşur ve onu hiç tanımaz. Kayan yıldızlar gibi ani bir şeyler yakalarsın, karanlıkta bir pırıltı , havaifişeklerin son kıvılcımı , sonra yine kararır her şey. Ama o diyarı bir an için aydınlatan o kıvılcımı , ruhu, işte her neyse onu görmüşsündür. Karanlıktaki köpüklü dalgalarda parlayan...