Selçuk Korkmaz

Selçuk Korkmaz
@slckkrkmz
Makine Mühendisi
Yüksek Lisans
İzmir
İzmir, 17 Ekim
17 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Erich Fromm - Sevme Sanatı’ndan Alıntılar ve Çıkarımlar
10/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2018 12. kitabı
·
174 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2018 19:44
“Sevgi, kişinin kendisi dışında birisi ya da bir şey ile kendi ayrılığını ve bütünlüğünü koruma koşuluna uyarak bütünleşmesidir.” Sevgi, en önemli varoluş nedenlerimizden birisidir. Öyle değil mi? Bu soruyu Erich Fromm 1967 yılında yayımlanan Sevme Sanatı adlı şaheseri ile cevaplamış. Anne sevgisini, baba sevgisini, cinsel sevgiyi, tanrı sevgisini ve öz sevgiyi inceleyen bu eser ile hayata ve çevrenizdekilere bakış açınız değişecek. Her cümlesinde hoşgörü barındıran bu eserde sevginin ne anlama geldiğini, uygulanmasını ve akla uygun şekilde yönlendirilmesini daha derinlemesine anlayarak aydınlanacaksınız. “Sevgi, sevgi yaratan bir güçtür.” diyor Erich Fromm. Sevgi; ilgi ister, özveri ister. Her şeyden önemlisi ise sevgi; saygı ister. Bu saygıyı kazanmak ve korumak için çok fazla sorumluluk vardır üzerimizde. Bu sorumluluklar ile başedebilmek bir sanat olarak nitelendiriliyor bu eserde. Günümüz toplumlarında, ağızlardan bir çırpıda çıkıveren iki kelime olan “Seni seviyorum!” cümlesinin söyleniş biçimine göre nasıl sıradan veya olağanüstü olabileceğini kavradığınız zaman bu zamana kadar söylediğiniz “Seni seviyorum!”ları bazen sadece söylemiş olmak için söylediğinizi farkedeceksiniz. Sevgi o kadar hassas bir konudur ki, bir insanın kişiliğini belirleyebilir. Tüm hayatını şekillendirebilir. Yokluğu büyük bir eksiktir. Travmalar yaratır, bir çok nevrotik davranışın kaynağıdır. Ama sevginin aşırı varlığı da insan hayatının ilerleyişini zorlaştırır. İşte sevginin yokluğu ile varlığı arasındaki o hassas dengeyi kurabilmek çok önemlidir. Sevme konusunda ne yazık ki genellikle başarısızız. Bu başarısızlığı yenmenin tek yolu var; önce başarısızlığın nedenlerini incelemek sonra da sevginin ne olduğunu anlamaya
Eğitim
Sevme SanatıErich Fromm · Payel Yayınları · 19957,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ütopya’dan Alıntılar ve Çıkarımlar
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2018 13. kitabı
·
223 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2018 19:37
Dinsel reforma karşı çıktığı halde; Rönesans’ın öncüsü, vaktinden önce yaşamış bir Elizabeth Çağı adamı ve sözcüğün tam anlamıyla tam bir hümanist olan Thomas More, bu başyapıtı yazmasaydı unutulup giderdi. Bu konuda gerçekçi olmalıyız. Günümüzde onu; inançları uğruna can veren, erdemli ve idealist bir devlet adamı olarak anardık. Ancak bu başyapıt onu ölümsüz kılmıştır. Kitabın birinci bölümü, More’u ileride ölüme götürecek olan kralın adıyla başlar; “Eşine az rastlanır üstün zekâsıyla tanınmış, yenilmez İngiltere Kralı Sekizinci Henry”* ve devam eder… Kral Henry ile Kastilya Prensi’nin arası açılınca More bu durumu düzeltmek için Antwerp’e gönderilir. Orada dostluk kurduğu ve kitapta övgüler yağdırdığı Peter Giles’in yanında gemici olduğu güneşten yanmış teni ve uzun sakalından anlaşılan Raphael Hytloday ile tanışır. Raphael pek çok yolculuk yapmış ve neticesinde çok çeşitli anılara sahip bir gemicidir. More bu anıların canavarlar, ejderhalar ve çeşitli fantastik öğeler barındıran kısmı ile hiç mi hiç ilgilenmez. Onun ilgilendiği, Raphael’in doğrulukla ve akılcılıkla düzenlenmiş bir topluma rastlayıp rastlamadığıdır. Raphael ise Utopia Adası’nda tam da bu tarz bir düzene rastladığını belirtir. Aslında açıkça biliniyor ki Ütopya’dan bahseden Raphael Hytloday değil, Thomas More’un ta kendisidir. More bu kitabı ve hayalindeki toplumu yazabilmek için kendisinin açıkça söylemeyi göze alamayacaklarını Antwerp’te tanıştığını varsaydığı Raphael’e söyletir. Raphael ile More arasındaki konuşmalar More’un kendi kendisiyle yaptığı eristikten başka birşey değildir. Kitabın ikinci bölümünde, Raphael Hytloday -daha doğrusu Thomas More- sanki gerçek bir yermiş gibi ve orasını kendi gözleriyle görmüş gibi Ütopya’yı anlatmaya başlar. More’un Ütopya’sı, o dönem yani Ortaçağ Dönemi
Felsefe
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,6bin okunma
Ecce Homo’dan Alıntılar ve Çıkarımlar
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2018 24. kitabı
·
191 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2018 19:34
En korktuğum şeydir; yazardan soğumak! Peki, neden soğur insan yazardan? Uyuşmamıştır fikirleri, kişi kendinden bir şeyler bulamamıştır yazarda, anlayamamıştır yazarı ve yazdıklarını… Belki de sadece üsluptur mesele! Ben Platon’dan soğudum mesela. Zor değil onu anlamak ama yazılanları bütünleştiremedim bir türlü, bütünleştiremediğim için de içselleştiremedim. Belki de yaratısı olana göre –Sokrates– daha sığ geldi. Belki de sadece zamansız okudum Platon’u. Hamdi Koç’un Shakespeare’i konu aldığı bir yazısında söylediği gibi; “Yaşlanacağımı bilsem gençlik yıllarımda okuyabildiğim her kitabı okumaya kalkmazdım. Bazı kitaplar hiç dokunulmadan ileriki yaşlara saklanmalı.”* İşte bu yüzden belki de zamansız okudum Platon’u. Ve şimdi aynısı Nietzsche için de olmasın diye “Acaba nasıl okumalıyım?”, “Nereden başlamalıyım?”, “Nietzsche okumanın zamanı mı?” diye pek çok soru oluştu kafamda. Bir süre sonra Ecce Homo’yu keşfettim. Nietzsche, kendi kendisini yorumluyordu! Kitaplarını nasıl, ne zaman, nerede yazdığını açıklıyordu! Bu kitabı okurken Nietzsche ile ilgili beyhude bilinen çok şey öğrendim. Örneğin, çok sık kendisini övüyor. Başka bir yazar bunu yapsa hoşuma gitmeyecek, soğuyacağım, gerileceğim… Ama Nietzsche’de bu olmuyor. Gerçi daha öğrencilik zamanlarında sadece yazıları temel alınarak başka hiçbir koşul aranmadan profesörlük unvanı verilen bir insanın -bunu da Ecce Homo’da öğrendim- kendisini övmesinin itici gelmemesi normal. Övgüyü hak eden başka bir özelliği ise bu kadar değerli eserlerin nasıl bu kadar kısa sürelerde ortaya çıktığı..? Örneğin, Böyle Söyledi Zerdüşt on sekiz ayda ortaya çıkmış. İnsanca, Pek İnsanca bir yıldan az bir sürede, Tan Kızıllığı ise sadece bir sonbaharda ortaya çıkmış. Putların Alacakaranlığı için Nietzsche belli bir süre vermiyor ama
Felsefe
Ecce HomoFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201512,3bin okunma
Sartre-Sözcükler’den Alıntılar ve Çıkarımlar
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2018 18. kitabı
·
110 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2018 19:31
“Resmi payeleri hep reddettim. Legiond’u, Honneur’u da kabul etmemiştim. Fransız Akademisi’ne de girmedim. Yazar kendisinin bir kuruma dönüştürülmesini reddetmelidir. Bu, onur verici bir paye dahi olsa. Bunlar kişisel nedenlerim. Bir de ödülü verenlerin konumundan dolayı kabul edemem. Benim gibi yaşlı bir devrimciye böyle bir ödül vermek, kapitalizmin intikam alma girişiminden başka bir şey değildir!”* Sartre 1964 yılında kendisine verilmek istenen Nobel Edebiyat Ödülü’nü bu sözlerle reddetmiştir. Nobel Ödülü’nü reddeden ilk insan olarak tarihe geçmiştir. İşte tam da bu yüzden Sartre okumak istedim. Böyle bir prestiji reddeden insan acaba kimdir? Neler yazmıştır? Nasıl bir psikoloji içerisindedir? Gibi tüm bu soruların cevabını verecek bir otobiyografi olduğunu düşündüm Sartre’nin Sözcükler’inin. Sartre standardın dışında bir otobiyografi kaleme almış. Sanki “Nobel’i bana vermek istemekte haklılar tabiki!” der gibi bir edebi dil ile anlatmış yaşamını. Kitap iki bölümden oluşuyor; birinci bölüm “Okumak”, ikinci bölüm “Yazmak”. “Okumak” bölümünde Sartre kitap okumaya nasıl başladığını en ince ayrıntısına kadar anlatmaktadır. Sartre’nin okumaya başlamasındaki en büyük etken ailesinin kültürel yapısı olmuş. Babasını çok küçük yaşta kaybetmiş ve annesi Anne-Marie ile birlikte büyükbabasının evine yerleşmişler. Büyükbabası bir akademisyendir. Annesi ise piyanisttir, çok fazla kitap okuyup araştırmalar yapmaktadır. Her Perşembe evlerinde büyükbabasının akademiden dostlarıyla kültür toplantıları yapılır. Bu toplantılarda, kitaplardan konuşulur, operadan, tiyatrodan konuşulur ve annesi de toplantıya katılanlar için piyano çalar. Sartre henüz okuma yazma bilmese de bu toplantıda konuşulan kitapları bir şekilde büyükbabasının kitaplığından alır ve kitaptaki yazıları hiçbir
Edebiyat
SözcüklerJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 20201,859 okunma
Montaigne-Denemeler’den Alıntılar ve Çıkarımlar
10/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2018 7. kitabı
·
161 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2018 19:27
Rönesans’ın en önemli aydınlarından, serbest düşün-rahat söyle akımının öncüsü, deneme türünün kurucusu Montaigne’in Denemeler’inin çevrilmediği dil, basılmadığı ülke kalmış mıdır? “Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa; hiçbir kitabın, hiçbir dogmanın kölesi olma.”* anlamı çıkıyor onun Denemeler’inden ve bu düşünce ile türlü türlü konulara değiniyor. Yaşamak üzerine, ölmek üzerine, ruh, aşk, cinsellik, dostluk, özgürlük, mutluluk, korku, yalnızlık, alışkanlık, vicdan gibi insani duygulardan tutun da; kanunlar, devrimler, savaşlar, inançlar gibi çok sayıda konuyu irdeliyor. “Bir insanda her türlü insan hallerinin var olduğunu”** düşündüğü için de tüm psikolojilere girip çıkarak ve bizi de beraberinde götürüp getirerek yorumluyor her şeyi. Denemeler’inde bazen kadın olup tecavüze uğruyor, bazen de seri katil olup can yakıyor! İnsanların tüm değerli ve tüm aşağılık yönlerinin derinlerine iniyor. Denemeler’ini yaklaşık 500 yıl öncesinde yazmış olsa dahi şu anki hayatımızın içinden öyle önemli noktaları işaret ediyor ki çoğu zaman ne kadar sefîh yaratıklar olduğumuzu düşünmeden edemedim. Vicdanımızın nasıl bu denli rahat olabildiğine akıl erdiremedim. Kendimizi rahatsız hissetmemiz gereken çok konu olduğunu düşündüm. Neyse ki eninde sonunda vicdanımız kendi kendisinin yargıçlığını yapacaktır. Ama geç, ama güç! İnsanın kötü özelliklerinden arınmasının en önemli yolunun hoşgörülü olmaktan geçtiğini savunuyor Montaigne. İnsanlığın anlaşamaması, iletişim kuramaması için bir sebep göremiyor; insanlığın kendisi de bunu istediği sürece… İnsani güzel duyguların, örneğin; yetinebilmenin, farklı açılardan bakabilmenin, ruh dinginliği kazanabilmenin, kendi ile dost olabilmenin önemine değiniyor sık sık. Çünkü “Kendi ile dost olan bilin ki herkes ile dosttur.”*** Denemeler’den
Edebiyat
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,6bin okunma