Rönesans’ın en önemli aydınlarından, serbest düşün-rahat söyle akımının öncüsü, deneme türünün kurucusu Montaigne’in Denemeler’inin çevrilmediği dil, basılmadığı ülke kalmış mıdır?
“Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa; hiçbir kitabın, hiçbir dogmanın kölesi olma.”* anlamı çıkıyor onun Denemeler’inden ve bu düşünce ile türlü türlü konulara değiniyor. Yaşamak üzerine, ölmek üzerine, ruh, aşk, cinsellik, dostluk, özgürlük, mutluluk, korku, yalnızlık, alışkanlık, vicdan gibi insani duygulardan tutun da; kanunlar, devrimler, savaşlar, inançlar gibi çok sayıda konuyu irdeliyor. “Bir insanda her türlü insan hallerinin var olduğunu”** düşündüğü için de tüm psikolojilere girip çıkarak ve bizi de beraberinde götürüp getirerek yorumluyor her şeyi.
Denemeler’inde bazen kadın olup tecavüze uğruyor, bazen de seri katil olup can yakıyor! İnsanların tüm değerli ve tüm aşağılık yönlerinin derinlerine iniyor. Denemeler’ini yaklaşık 500 yıl öncesinde yazmış olsa dahi şu anki hayatımızın içinden öyle önemli noktaları işaret ediyor ki çoğu zaman ne kadar sefîh yaratıklar olduğumuzu düşünmeden edemedim. Vicdanımızın nasıl bu denli rahat olabildiğine akıl erdiremedim. Kendimizi rahatsız hissetmemiz gereken çok konu olduğunu düşündüm. Neyse ki eninde sonunda vicdanımız kendi kendisinin yargıçlığını yapacaktır. Ama geç, ama güç!
İnsanın kötü özelliklerinden arınmasının en önemli yolunun hoşgörülü olmaktan geçtiğini savunuyor Montaigne. İnsanlığın anlaşamaması, iletişim kuramaması için bir sebep göremiyor; insanlığın kendisi de bunu istediği sürece…
İnsani güzel duyguların, örneğin; yetinebilmenin, farklı açılardan bakabilmenin, ruh dinginliği kazanabilmenin, kendi ile dost olabilmenin önemine değiniyor sık sık. Çünkü “Kendi ile dost olan bilin ki herkes ile dosttur.”***
Denemeler’den