Kendimce

Kendimce
@slowzien
Kendine şair.
Stajyer
İzmir
İzmir, 5 Mayıs
12 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
Gibi
dört duvar üstüme yıkılır her an, gözümde fer bitti, dizimde derman. yazılmış alnıma kara bir ferman, azrail kapımda bekliyor gibi. yolum kapalı, her yanım uçurum, kendi ellerimle hüküm kururum, ben yabancı bir yüzle tutulurum. gidişim sessizce bitiyor gibi. güneş doğsa bile içim hep ayaz, kefenim hazırda, kağıdım beyaz. bu son hıçkırıktır, bu son bir niyaz, toprak beni sessiz çekiyor gibi. sönmüş tüm ışıklar, sokağım derin, hükmü kalmadı artık hiçbir yerin. yükü çok ağır bu sessiz kederin, her adım bir sona çıkıyor gibi. gönül tahtım artık virane kalmış, ömür sermayemden bir ömür çalmış. zaman sanki derin uykuya dalmış, dünya gözlerimde sönüyor gibi. ne bir dost eli var, ne sıcak bir ses, daralır göğsümde aldığım nefes. kırıldı kanadım, dar geldi kafes, ruhum bu zindandan kaçıyor gibi.
Şiir
Reklam
Anlam
mavi bir ses yankılanıyor boş bir kavanozda, dişleri dökülmüş bir saatin yelkovanı karnımda. duvarlar terliyor, tavan aslında bir taban, ayakkabılarım küs, adımlarım bayat bir yalan. üç köşeli bir yuvarlak çiziyorum tozlu suya, gözlerimin arkasında uyanık bir uyku bu. gölgen benden bağımsız, köşede çay içiyor, zaman, paslı bir bıçakla boşluğu biçiyor. anlam, saksıda ölen plastik bir çiçek, dün, yarının sırtına binmiş bir böcek. sessizlik o kadar yüksek ki kulaklarım kanıyor, sönmüş bir ampulün içinde bir güneş yanıyor.
Şiir
Tanıdığım bir ağaç var Etlik bağlarına yakın Saadetin adını bile duymamış Allah’ın işine bakın Geceyi gündüzü biliyor Dört mevsimi, rüzgarı, karı Ay ışığına bayılıyor Ama kötülemiyor karanlığı Ona bir kitap vereceğim Rahatını kaçırmak için Bir öğrene görsün aşkı Ağacı o vakit seyredin. Melih Cevdet Anday
Şiir
duvarlarda nem var, sanki ev uzun süredir ağlıyor. boyası kabarmış bir çocukluk tavan arasında asılı duruyor. saat üç. şehir kimseye ait değil bu vakitte. ben pencereyi aralıyorum içeri biraz daha soğuk girsin diye. ellerim üşüyor, içimde bir boşluk, her nefeste eski yaralar açılıyor. karanlık göğsüme çökerken, kalbim bir adım bile atamıyor. kendi gölgeme dokundum, boşluğu avuçladım. ne fısıltılar ne sesler, sadece kendi nefesim ve bir sen. Bir sandalyeyi hep eksik bıraktık sofrada. kimse sormadı nedenini. biz soruları halının altına süpürmeyi ailece erken öğrendik. gece uzadıkça yüzüm sertleşiyor. aynaya bakınca babamın suskunluğu, annemin yorgunluğu, ve kendi içimde çürüyen bir ateşin soluğu.
Şiir
Parıltı
Âteş gibi bir nehir akıyordu Rûhumla o rûhun arasından Bahsetti, derinden ona hâlim Aşkın bu unulmaz yarasından. Vurdukça bu nehrin ona aksi Kaçtım o bakıştan, o dudaktan, Baktım ona sessizce uzaktan Vurdukça bu aşkın ona aksi... Ahmet Haşim
Reklam