Balzac bu kitabıyla bizleri 19. Yüzyıl Paris'ine bir yolculuğa çıkarıyor. Orta halli insanlar pansiyonuna gelen bir takım insanlar çerçevesinde gelişen olaylar, bir tarih kitabında göreceğimizden belki daha iyi bir şekilde dönemini yansıtıyor. Taşra insanın hayalleri, soyluluk, Paris hayatı, Paris sosyetesi, ekonomik zorluklar ve dönemin sosyal koşulları baş kahramanımız Rastignac çevresinde gelişen olaylarla irdeleniyor. Günümüz Fransasında hâlâ Rastignac olmak deyimi yükselme hırsı ve bu hırs uğruna birçok şeyi yapabilecek insanları belirtmek için kullanılıyor. Kitaba ismini veren Mösyo Goriot zamanla Goriot Baba olmuştur, ki bu küçümseyici bir durumdur. Goriot Baba ve kızlarıyla da birlikte aile yapısı ve baba kız ilişkileri gerçekçiliğiyle verilmiş. Günümüz okuyucusuna bazı kısımlar bayağı gelebilse de bu eser başka hayatları deneyimlemenin ötesinde bir dönemi anlamak açısından oldukça değerli. Özellikle ekonomik kutuplaşmanın çok net bir şekilde görüldüğü kitabın gelecekteki düşünürleri ve iktisatçıları da etkilemiş olduğu görülmekte. Balzac'ın diline gelecek olursak, betimleme yapmaktan, kendi fikirlerini söylemekten hiç çekinmeyen bir yazar bu sebeple romandaki olayların akışı sık sık kesiliyor ve Balzac uzunca aklına geleni söylüyor. Bu özellikler çeviri olarak Balzac okuyanlar için çevirmenin oldukça önemli olduğunu gösteriyor. Muhakkak ki kötü bir çevirmenle Balzac okumak okuyanları ciddi mânada zorlayacaktır. İyi bir çeviriyle de Balzac okumanın keyfine varacak ve diğer Balzac eserlerini de okumaya koyulacaksınızdır.
...mezarın üstüne şunları yazdırırsın: Restaud Kontesi ile Rucingen Baronesi'nin babaları, iki öğrencinin parasıyla gömülen Goriot Baba burada yatıyor.