Murekkeq

8/10
·494 syf.··
2024 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2024 02:03
İki Şehrin Hikâyesi, Fransız Devrimi'nin kaotik atmosferinde geçen, Londra ve Paris arasında mekik dokuyan etkileyici bir hikâye. Roman; fedakârlık, adalet ve insan doğasının karanlık ve aydınlık yönlerini keşfe çıkıyor. En çarpıcı yönü, karakterlerin derinliği denebilir. Hepsinin içerisinde ayrı bir hikaye barındırması, birbirleriyle kurdukları bağların doğası insanı içine çekiyor ve kitabın daha derinden bir etki yaratmasına neden oluyor. Benim aklıma kazınan karakter, Sydney Carton oldu. Sydney Carton’un kendini feda edişi, insan ruhunun dönüştürücü gücünü aktarıyor bize. Dünyayla başından beri bağ kuramamış bu karakter yeteneklerine ve zekasına rağmen hep ikinci adam olmayı, arka planda kalmayı tercih etmiş biri. Bundan da şikayetçi değil aslında, başka türlüsünün olabileceğini düşünemiyor çünkü. Sevilebileceğine inanmıyor ve bu da onu içinden çıkılmaz bir kaybolmuşluk hissine götürüyor. Ama sevebileceğini görüyor ve buna sımsıkı tutunuyor, Lucie'nin aşkında hayat buluyor, hayatına imkansız da olsa bir umut doğuyor. Ve yine bu aşk için feda ediyor kendini, sevdiği için iyi bir şey yaptığının mutluluğuyla belki de... Madame Defarge gibi karakterler ise intikam duygusunun nasıl insanları tükettiğini, hatta insani duyguları kör ettiğini gözler önüne seriyor. Dickens’ın betimlemeleri ve güçlü dili, bizi dönemin karmaşasının içine atıyor. Aristokrasinin halka zulmü ve bunun doğurduğu acımasız devrim karakterlerin etrafında bir ağ gibi örülüyor. Kanla, zulümle ve intikam duygusu ile kirlenmiş bir adalet arayışı... İnsanın acımasız doğasının sınıf fark etmeksizin her yere ve her kişiye yayılabileceğinin güzel bir örneği.
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·57 syf.··
2024 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2024 16:08
Kitap Franz Kafka'nın babası Hermann Kafka'ya duyduğu derin hayal kırıklığını ve ona karşı yaşadığı duygusal çatışmayı anlatan uzun bir mektuptan oluşuyor. Kitap dili aslında oldukça ironik, bir yandan babasını suçlamadığını sıklıkla dile getiren, ikisinin de aralarındaki yabancılaşma ve iletişimsizliğin gelişmesinde suçsuz olduklarını yineleyen Kafka, aslında birçok yerde alttan alta babasını iğneliyor ve kendisini hiçbir zaman anlayamaması nedeniyle ona kırgınlığını aktarıyor. Kitap aile hayatının kişinin bütün yaşamını ve karakterini nasıl şekillendirdiğini çok güzel betimliyor. Babasının bu mektubu hiç okumamış olması ise üzücü bir detay.
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202253,9bin okunma
7/10
·277 syf.··
2024 3. kitabı
Kitap travma aktarımının kuşaklar boyu sürebileceği fikrine dayanarak okuyucuya psikolojik ve duygusal bir derinlik sunuyor. Wolynn, travmaların biyolojik yollarla genlerimize kodlandığını ve aile bireyleri arasında bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde nesilden nesile aktarıldığını savunuyor. Kitabın epigenetik üzerine yapılan araştırmaları bize sunması, travmanın biyolojik süreçle nasıl aktarıldığını açıklaması beğendiğim noktalardan oldu. Bunun yanında bolca vaka örneği ve okuyucu için alıştırmalar da kitabı pragmatik bir biçimde sunuyor diyebilirim. Fakat kitap travma aktarımının bilinçdışı aktarımı noktasında çok dayanaksız ve tamamen inanç üzerine bir sistem kuruyor. Çoğu noktada kişinin hiç tanımadığı, hikayesini bilmediği aile üyesinin travmasını direkt olarak devraldığı düşüncesi mevcut ve bunun nasıl olduğu pek açıklanmamış. Kısacası "bunun nedeni bu çünkü öyle" tarzında bir anlayış seziliyor. Örneğin yaşların üzerine bu kadar takılmak bana aşırı derecede mistik geldi diyebilirim. Dedemin dedesinin 25 yaşında yaşadığı, benim hakkında hiçbir şey bilmediğim bir travmanın ben 25 yaşıma gelince benim zihnimde etki göstermesi fikrine ancak doğaüstü yanıtlar sunulabilir sanırım. Yine de, travmanın bireysel değil kolektif bir olgu olduğu ve kuşaklar arası aktarımın etkileri üzerine düşünmek isteyen biri için faydalı bir okuma olabilir.
Seninle BaşlamadıMark Wolynn · Sola Yayınları · 202218,1bin okunma
7/10
·96 syf.··
2024 4. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2024 19:58
Doktor Ox ve yardımcısı Ygène'nin (Ox+Ygène=Oxygen) insan ve tabiatın diğer unsurlarının yaşayışlarını, davranışlarını, tutumlarını, ruh hallerini değiştirmeyi amaçladıkları bir deneyin aşama aşama ilerleyişini okuyoruz kitapta. Quiquendone kentinin son derece sakin, tutumlu, ölçülü ve duygusuz insanları bu deneyin ilerleyişinde karakter ve huy değiştirirerek her türlü ölçüsüzlüğü yapar oluyorlar bu deneyin sonucunda. Romanın dilinden, olayların ilerleyişine her satırda Jules Verne'nin ironik dilini hissediyoruz. Aslında Flaman sakinlerinin önceki yaşayışları ironinin asıl malzemesi... Tabiri caizse hiçbir akışı değiştirmemek için parmak uçlarında yürüyen bu halk ne bir karar alıyor ne bir ilerleme kat ediyor ne bir duygu hissediyor ne bir risk alıyor ne de bir yaşam belirtisi gösteriyor. Hayatın olağan akışında fark edilmeden yüzyıllarca yoluna düz bir yörüngede dönerek devam eden bu ufak kasaba haritalarda bile yer bulamıyor. Varlık ve yokluk arasında bir çizgide ilerliyorlar, bir nevi görünmezler. Flamanların bu yaşayışı, hiçbir risk almadan yaşayan bir insanın hiç kimse tarafından hatırlanmayıp yok olup gideceği önermesini destekler nitelikte. Flamanlar karakter değişimi sonrasında da çok makul insanlar olmuyorlar, bu sefer de her şeyde aşırıya kaçan, dengesiz, ölçüsüz ve mantıksız canlılara dönüşüyorlar. Sadece onlar değil şehirdeki her canlı, hayvanlar ve bitkiler dahil... Yaşamın enerjisini bir onda soluyup sarhoş oluyor, bu enerjiyi aynı hızda kaybediyorlar. İki ucun da trajik bir tarafı var denebilir. Kısa ama akıcı bir hikaye olan Doktor Ox'un Deneyi zevkle okunabilecek bir kitap.
Roman-Edebiyat
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2024 1. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2024 17:44
Tutunamayanlar yüksek viskozite, düşük nem, karmaşık kimyasal tepkimeler içeren, postmodernizm laboratuvarında gerçekleşen bir deney çalışmasıdır. Uygun eldiven, gözlük, önlük ve yüksek psikolojik dayanıklılığınız yoksa lütfen içeriye girmeyiniz... Birçok kişi gerekli şartlara uymadığı için deneyi yarıda bırakmak durumunda kalmış, perperişan halde laboratuvarı terk etmiştir. Buna rağmen kapıdaki kuyruk gün geçtikçe çoğalmakta, meraklı gözler içeride olup bitenleri kapı aralığından görebilmek için birbiriyle yarışa girmektedir. Bu kitabın neresinden tutmalı insan, neresinden başlamalı... Turgutçuğum Özben, Selimciğim Işık oturmayın orada da bir yardım edin bana. Nereden kalkıştın ki bu incelemeye... Başladım işte, şeytan dürttü, hem Olric de tutturdu yaz yaz diye, olmadık şeylerle tehdit etti beni, mecburdum. Şimdi sayfalarca, noktalamasız, hayal-gerçek içiçe, gelişigüzel düşünce akışımı yazmak vardı da, neyse. Bu işkenceyi bir Oğuzcuğum Atay yapar, en güzel de o yapar zaten. Katlanamayanlar, ağlayıp sızlayanlar varmış. Beter olsunlar. Ne komik değil mi; başladığı her şeyi yarım bırakmak durumunda kalan, bir türlü herhangi bir şeyde devamlılık sağlayamayan Tutunamayanlarların anlatıldığı bu kitabın en çok yarım bırakılan kitap olması, en çok tutunulamayan kitap olması... Ah Oğuzcuğum Atay biliyordun değil mi böyle olacağını, oyun oynadın herkese, tuzağa çektin. Çivi dolu yollarda yürüyün, bataklıklar geçin, dağları delin anca o zaman beni anlayacaksınız dedin içinden, biliyordun çoğunun yarı yoldan geri döneceğini. Ne diyeyim iyi yapmışsın, herkes bu yolu tamamlasa işin esprisi kaçardı. Buyrun plaketin. Hele şarkılar ve Tutunamayanlar ansiklopedisi... Bu da madalyan. Toplumda bazı canlılar vardır, bir şekilde ittire kaktıra hayatın içine atılırlar, yaşamaya
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma