-Albert Camus en çok merak ettiğim yazarlardan biriydi. Yabancı'da Albert Camus ile ilk tanışma kitabım oldu.
-Meursault dış dünyaya ve kendisine "yabancı"laşmış bir adamdır. Herkese ve her olaya soğukkanlı ve umursamaz bir biçimde yaklaşan bu adam annesinin ölümüne bile kayıtsız kalır. Cenazenin üstünden uzun bir süre geçmediği halde Meursault'un yeni tanıştığı bir kadın ve komşusu Raymond ile tatile gitmesi de bu kayıtsızlığın cabası... Bu tatil maalesef Meursault'un başı derde sokar.
-Meursault'ın işlediği suç yüzünden değil de, annesin ölümüne beklenen tepkiyi vermediği, cenazeden hemen sonra denize gidip tanıştığı kadın ile sinemalarda gezmesi yüzünden yargılanmasını okuyoruz aslında. Mahkeme salonunda da "yabancı" olarak oturuyor savcının karşısında. Mahkemede gelişen olayları da uzaktan bir söz söylemeden izliyor. Meursault bu düşüncesi ile mahkeme anını özetleyebiliriz: "Benim davamı beni işe karıştırmadan çözümlüyor gibiydiler sanki. Her şey, benim araya girmeme gerek kalmadan geçip gidiyordu. Düşüncemi sormadan kaderimi karar altına alıyorlardı."
Kitapla kalın, hoş kalın...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
-Gönüllere Martin Eden ile taht kurmuş Jack London'ın gönlümüzdeki yerini daha sağlamlaştıran romanı. Kitap sınav haftama geldiği için okumam biraz uzun sürsede kesinlikle elinizden bırakamayacağınız, sürekleyici bir roman. Uzun zamandır farklı bir konuya sahip beni okurken heyecanlandıran bir kitap okumamıştım. Kesinlikle en sevdiğim kitaplar arasında en başı aldı bile.
-Akademisyen olan Darrell Standing bir meslektaşını öldürmesi üzerine San Quentin hapishanesinde cezasını çekerken mahkumlardan birinin bir iftirası üzerine tecrite atılıp "deli gömleği" cezasına çarptırılır. Bu "deli gömleği" öyle basite alınacak bir ceza değil tabi kii. Mahkumların göğsünü fena halde sıkıştıran, nefes almayı zorlaştıran gömlek sonunda bu ıstıraba dayanamayan çoğu mahkumun canını alır. Darrell Standing bu acıları hissetmemek için bedenini öldürür ve zihinsel yolculuklara çıkar. Biz okuyucular da Darrell Standing'in farklı çağlarda, farklı milletlerde ve farklı kişiliklerde yaptığı yolculukları okuyoruz. Hikaye şeklinde olan bu yolculuklar ile birlikte çok farklı dünyalara gidiyoruz. Ben bu seyahatlar arasında sadece 1 tanesini okurken sıkılsam da onun dışında diğer seyahat maceralarını çok büyük bir keyifle okudum.
-Kahramanımızın yaptığı astral seyahatlerle birlikte yazar bir yandan o dönemin hapishane kurallarına, mahkumlara yapılan zorbalıkları ve ABD'nin adalet sisteminide eleştiriyor. Ayrıca yazar San Quentin'de beş yılını geçiren arkadaşından esinlenerek yazmış bu kitabını.
-Kitapta altı çizilecek çok cümle var ama ben kitabı anlatan tek bir alıntı ile incelememi sonlandırıyorum.
"Gerçek olan tek şey ruh"