Nazım Hikmet / Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni
Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık...
Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...
Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
"Bir de Herkül'ün heykeline bakın. Eski Yunan mitolojisi kahramanın kuvvetli kasları karşısında şaşırırsınız. Cüsseli bir gövde, direk gibi sağlam bacaklara dayanır. Kol kasları, bükülmüş bir urgan gibidir. Omuzları geniş, göğsü kabarık, boynu manda boynu gibidir. Başı, ise vücuduna göre oldukça küçük, alnı dar...
Bütün bunlar, büyük bir beden gücünün ifadesidir. Fakat bu kahraman, akılca zayıftır. Muhteşem bedenli, sert kemikli, kuvvetli, kaslı bir adamdır. Fakat akıl ve zekâ yönünden geridir. Bir düşünce ve maneviyat kahramanı değildir."