“Our tawny friend?” “Possibly. Only he was not really tawny.” Mr Carlyle’s easy attitude suddenly stiffened into rigid attention. “He wore a false moustache.” “He wore a false moustache!” repeated the amazed gentleman. “And you cannot see! No, really, Max, this is beyond the limit!” “If only you would not trust your dear, blundering old eyes so implicitly you would get nearer that limit yourself,” retorted Carrados. “The man carried a five-yard aura of spirit gum, emphasized by a warm, perspiring skin. That inevitably suggested one thing. I looked for further evidence of making-up and found it—these preparations all smell. The hair you described was characteristically that of a wig—worn long to hide the joining and made wavy to minimize the length.”
Hüseyin Cahit Yalçın'ı Nasıl TANIRSINIZ?!
Hüseyin Cahit Yalçın, uzun yaşamının çok önemli bir kısmını siyasetin içinde geçirdi. Doğuda bunun bir şans mı, yoksa bir talihsizlik mi olduğu sorulmaya değer bir so-rudur. Ancak yanıtlanması kolay değildir. Yalçın, her iki yanıtın da kendisine yeteri kadar argüman bulabileceği zengin bir siyâset tec-rübesi geçirmiştir. Gazetecidir, ama gazeteciliğin nerede bitip, siyasetin nerede başladığının pek belli ol(a) madığı, aradaki sınırın belli belirsiz kaldığı bir geleneğin iyi bir örneğidir. Gençlik yıllarını bir edebiyatçı olarak tamamladığı söylenebilir. Kendisinin ve döneminin edebiyat yaşamını, ilk kez 1935 yılında yayınlanan, Edebî Hâtırâlar adlı kitabında canlandırmıştır. Yalçın'ın yaşamında edebiyattan siyasete kayışın önemli bir dönüm noktası olduğu kabûl edilirse, gerçi edebiyat ile siyaset arasındaki yakın ilişkiyi de gözden uzak tutmamak gerekir, ama bunu şimdilik bir tarafa bırakıyorum, İkinci Meşrûriyet'in ilân târihi olan 1908, her bakımdan önemlidir. Yalçın, İkinci Meşrûtiyet'in başından itibaren on yıl boyunca Tanin gazetesinde, iktidar parti-sinin (neredeyse) resmî yayın organının başında, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin milletvekili olarak bulunacaktır. Yalçın'ın bu dönemi anlatan Siyasal Anılar'ı zikre değerdir.
Sayfa 83·Kitabı okuyor
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
The best book opening I've ever read.
It was the best of times, it was the worst of times, it was the age of wisdom, it was the age of foolishness, it was the epoch of belief, it was the epoch of incredulity, it was the season of Light, it was the season of Darkness, it was the spring of hope, it was the winter of despair, we had everything before us, we had nothing before us, we were all going direct to Heaven, we were all going direct the other way, in short, the period was so far like the present period, that some of its noisiest authorities insisted on its being received, for good or for evil, in the superlative degree of comparison only.
Yazarlığın sıklıkla yalnızlıkla dolu bir iş olduğu söylenir. Hayal kurarken tek başımıza geçireceğimiz saatler, kendimizi bir odaya kapatıp yazarken dışarıdaki dünyadan ve sevdikle­ rimizden ayrı kalacağımız günler, haftalar, aylar ve yolun so­ nunda başarıya ulaşsak bile okurlarımızla kuracağımız iletişi­ min kısıtlı ve kısa olması ... Fazlaca sosyal bir iş değil yazarlık, bu doğru, lakin yazma serüvenini paylaşmak isteyenler için pek çok kaynak var artık etrafımızda. Dünyanın her yerinden katılımcıları olan bir "Kasım Ayında Roman Yazmaya Başlayanlar Kulübü" var mesela (NaNoWrimo) ve hem yüz yüze hem de İnternet üzerinden faaliyet gösteren sayısız kitap kulübü. Çevrim dışı ve çevrimiçi katılabileceği­ niz ve edebiyat sever yeni insanlar tanıyabileceğiniz yaratıcı yazı atölyeleri de cabası. Yine de yazmayı sosyalleştirmenin kuşkusuz en kadim ve de en zevkli yöntemi, bir başka yazarla ortaklaşa üretmek. Sıradaki egzersizimiz bu pratik ile ilgili.
Sayfa 85 - Pinhan yayınları 2025
Deneme, İnceleme, Edebiyat
Even knowing that it was coming, that his father was sick with this incurable disease, it still made no sense. All that had just been lost, taken so quickly. Not just his father. Not just the emperor. His youth. His freedom. "You will be a good emperor," said Torin. "As he was."
Sayfa 142·Kitabı okuyor
He was the fantasy of every girl in the country. He was so far out of her realm, her world, that she should have stopped thinking about him the second the door had closed. Should stop thinking about him immediately. Should never think about him again, except maybe as a client—and her prince. And yet, the memory of his fingers against her skin refused to fade.
Sayfa 129·Kitabı okuyor