10/10
·60 syf.··
2026 45. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 00:29
Platon’un kaleme aldığı bu felsefi eserde, Sokrates’in ne kadar bilge ve derin düşünceli bir filozof olduğunu bir kez daha görüyoruz. Bana göre Sokrates, bu dünyaya gelmiş geçmiş en iyi ve merhametli insanlardan biridir. Hatta belki başka bir dönemde yaşasaydı ona peygamber damgası bile vurulabilirdi. (Birçok felsefi eserde Sokrates’in gaybdan sesler duyduğu, kutsal rüyalar gördüğü ve rüyalarında her şeyin ona açıklandığı belirtilir. Hatta “Kriton” eserinde Sokrates, dostu Kriton’la konuşurken bugün değil, rüyasında gördüğüne dayanarak iki gün sonra öleceğini söyler.) Gelelim kitabın konusuna: Kriton kimdir? Kriton, yaşça Sokrates’le aynı olmasına rağmen onun öğrencisi ve en yakın dostuydu. Sokrates’in düşmanları, bazı sofistler tarafından onu mahkemeye verirler. Yasaya göre sözde Sokrates, felsefi düşünceleriyle gençleri yoldan çıkarıyor, onları dinden uzaklaştırıyor ve devletin tanrılarını inkâr ediyormuş gibi gösterilir. Bu yüzden Sokrates yargılanır ve ona ölüm ya da sürgün cezası verilir. Sokrates vatanını terk etmek istemez ve baldıran zehrini içerek ölümü seçer. Ancak dostları onun haksız yere yargılandığını bilirler ve Kriton başta olmak üzere birkaç arkadaşı, idamdan önce onu hapishaneden kaçırmaya gelirler. Asıl ilginç kısım da bundan sonra başlar: Sokrates’in kaçma şansı varken, para karşılığında hayatını kurtarma imkânı varken; küçük yaştaki oğullarını ve eşini geride bırakıp, düşmanları karşısında yenilmiş gibi görünmeyi göze alarak zehri içip ölümü seçer. Peki neden böyle yapar? Cevabını ise Sokrates ile Kriton arasında geçen bu felsefi diyaloğu okuduğunuzda öğrenecek ve Sokrates’in ne kadar bilge ve derin bir filozof olduğunu bir kez daha anlayacaksınız.
KritonPlaton (Eflatun) · Kabalcı Yayınları · 20072,412 okunma
Aristoteles Sofistlerin Çürütmeleri Üzerine
9/10
·72 syf.··
2026 163. kitabı
İnsanlık tarihinin en kadim çatışması, "hakikati bulmak" ile "tartışmayı kazanmak" arasındaki ayrımda gizlidir. Aristo’nun bu kitabında çürütmeler temellendirdiği üzere, sofistlik bir düşünce okulu değil, bir bilişsel arayüz problemidir. Günümüz dünyasında siyasetçilerden tarikat liderlerine kadar uzanan o geniş yelpaze, aslında gerçeği işlemekten aciz, düşük çözünürlüklü bir zihinsel kapasitenin, manipülasyonla hayatta kalma çabasına dayanır. Sofistliği ahlaki bir "kötülük" olarak tanımlamak, olayı aşırı basitleştirmektir. Determinist bir perspektiften bakıldığında, sofistlik bir bilişsel kapasite yetersizliğidir. Karmaşık, değişken ve rasyonel bir evrenle yüzleşmek, yüksek bir işlemci gücü gerektirir. Bunu yapamayan zihinler, dünyayı bir "gerçeklik" olarak değil, bir "satranç tahtası" olarak görürler. Kendi dogmalarını veya ideolojilerini korumak zorunda olan bu yapılar, hakikatle karşılaştıklarında bir "işlem hatası" verirler. Aristo’nun metodu, işte bu hatayı ayıklamayı hedefler. Sofist, tartışmayı bir laboratuvar olarak değil, bir savaş alanı olarak kodladığı için, hakikati bulmak değil, rakibi "devre dışı bırakmak" tek amacıdır. Bu, evrimsel olarak "maymunsu" bir hayatta kalma refleksidir: Bilgi değil, statü kazanmak. Bu durumu en net şekilde, bir inanç dogmasıyla (örneğin "hacı hoca" figürleriyle) tartışırken gözlemleriz. Aristo’nun mantık süzgecinden geçemeyecek kadar zayıf olan bir argümana, hakikati taşıyan rasyonel bir soru yönelttiğinizde, sistemin kilitlenmesi kaçınılmazdır. Karşınızdaki öznenin "bu şeytan sorusu" demesi ve gülmesi, bir zafer değil, bir çöküş ilanıdır. Soru o kadar rasyoneldir ki, mevcut "dogmatik yazılım" buna cevap üretemez. Cevap veremediği an, karşı tarafı "şeytani" ilan ederek soruyu geçerli kılmaktan kurtulur. Bu, argümanın
Felsefe
Sofistlerin Çürütmeleri ÜzerineAristoteles · Say Yayınları · 2007150 okunma
Reklam
Homo Ludens
Puan vermedi·288 syf.··
2025 18. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2025 00:00
Modern kültür tarihi kurucularından Kültür tarihçisi Johan Huizinga’nın eseri Homo Ludens’ten bahsedeceğiz. Bu kitabı ilginç yapan çok detay var, ki sanırım en önemlisi insanın varoluşunu yansıtma biçiminin oyun oynama eylemine dayanması. Diyebilirsiniz ki oyun, rahatlama için,enerji boşaltmak için hatta çocukların daha çok yaptığı bir şey olduğunu düşünüp yetişkinliğe hazırlanma, bir eğitim şekli olduğunu söyleyebilirsiniz.Veya zararlı dürtülerden kurtulmak için bir yöntem olduğunu. Ancak tüm bu hipotezler belirli bir fayda güdüyor.Ama oyun öyle bir etkiye sahiptir ki istemsizce bir bebeğe çığlık attırır,kumarbazı tutkuya boğar. Bir fayda gözeterek bunun istemsizce nasıl yapabilirsiniz? içgüdüsel dediğimizdeyse cevapsız bırakmış olursunuz sebebini. Eğer içgüdüsel ise; bu defa da nasıl fayda gözettiğini söyleyebiliriz? Huizinga der ki ‘Bir çocuk fayda gözetmeden oyun oynar,tıpkı hayvanlar gibi. yavru köpeklerin birbirlerini oyuna davet edişi,birbirlerinin kulaklarını ısırmamaya riayet edişi bir fayda bir neden gözetilmeden yapılan bir eylem olduğunu gösterir. İnsan alet yaptığı,aklını kullandığı kadar,özgürce beklentisizce oyun oynar. Ve bunu oyun oynadığını bile bile yapar.Herhangi bir mantık onu oyuna sürüklemez. İnsan mantıkdışı doğayı teyit eder oyunla.bu durum bizi salt rasyonel varlıklardan daha fazlası olduğumuzu gösterir.yani oyun oynama eylemi İrrasyoneldir. Huizingaya göre insan; dış dünyayı açıklarken Mitleri kullanır,imgeleştirme yapar,ritüeller ve ayinler ile hayata anlam katar,şiirsel bir dünya yaratır metaforlarla.Bu bir oyun eylemidir. Elbette Shakespeare’in Dünyayı bir oyun sahnesi olarak tanımladığı bir perspektiften bahsetmiyoruz. Oyunun; medeniyeti, kültürü nasıl inşa eden bir eylem olduğundan bahsediyor olacağız. Oyunun özelliklerine bakalım.
Felsefe ve Düşünce
Homo LudensJohan Huizinga · Ayrıntı Yayınları · 2021428 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2025 16. kitabı
İdealist Felsefenin yaratıcısı büyük bilgin ve filozof Platon'un son dönem diyaloglarından. 1. Kısımda herşeyi bilmek ya da hiçbir şey bilmemek üzerine. Her zamanki gibi hocası Sokrates'i konuşturuyor. 2. kısımda Parmanides üzerinden idealar Felsefesini kanıtlamaya çalışıyor. Burada Platon'un Parmenides'den ne kadar etkilendiğini görmek mümkün. Çeviri güzel. Fakat idealist felsefe biraz alt yapı gerektiridiği için özellikle ikinci kısım yorucu. Yani Sofistler ve Parmenides'in zıtlar felsefesi hakkında ve de Zenon 'un hareket felsefesi hakkında birşeyler bilmek gerekir konuyu algılamak için. Ama çok güzel bir eser bence.
Felsefe
Euthydemos - ParmenidesPlaton (Eflatun) · Say Yayınları · 2016223 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2025 179. kitabı
Platon… Adını bile beden eğitimi hocasının ona yakıştırdığı “alnı ve bağrı geniş” halinden alan bir gençken, yolunun Sokrates’le kesişmesi bir öğretmen-öğrenci karşılaşmasının ötesine geçerek; düşüncenin bambaşka bir yöne akması demekti. Politikayla ilgilenirken hocasının ölüme mahkûm edilişine tanıklık etmesi, onu geri dönülmez biçimde felsefeye bağladı. Ve ardından MÖ 387’de kurduğu Akademia… Batı düşüncesinin en uzun soluklu nefeslerinden, neferlerinden biri. Kapısına “Geometri bilmeyen girmesin” diye yazacak kadar bilginin sınırlarını ciddiye alan Platon’un öğrencileri arasında Aristoteles’in yer alması, aralarındaki yaş farkına rağmen düşüncenin nesiller ötesine nasıl taşındığının da bir kanıtı aslında. Platon, yaşamının son gününe dek ders vermekten, düşünmekten ve düşündürmekten vazgeçmedi, ve hatta maddi hayatta değilken bile bu eylemini sürdürüyor. Sofist ise onun geç döneminin en dikkat çekici metinlerinden biri. Bu kez sahnede alıştığımız gibi tartışmanın merkezinde Sokrates yok; adeta onun yerini alan bir “yabancı” var. Ve tartışma, görünenden çok daha derin: Sofist kimdir, filozof kimdir, hakikat nerede başlar, nerede kırılır? Platon burada, ikna etme gücünü araç edinenlerle, hakikati arayanları ince ince ayırıyor. Bir yanda söz sanatını manipülasyona dönüştürenler, diğer yanda doğru bilgiyi bulmaya ve paylaşmaya adanmış zihinler… Ve ister istemez bugünle göz göze geliyoruz. Günümüzün “sofistleri” arasında dolaşırken, gerçeğin yerini alan görüntülerle çevriliyken, bu diyalog hâlâ sormaya değer sorularla dolu. O dönem sofistler eleştirilirken bugünlerde nelere maruz kalıyoruz… Bunu birazcık düşünen insan için gerçekten çok acı. İkinci görselde ise Platon ve Sokrates’in o sarsılmaz öğretmen–öğrenci bağının izini taşıyan küçük bir düşüm var. Kuğuları
SofistPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025905 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 359. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 07:13
Platon’un Sofist diyaloğu, yalnızca belli bir düşünce akımına eleştiri değil; gerçek, bilgi ve varlık üzerine yürütülmüş en keskin sorgulamalardan biridir. Sahneye çıkan figürler, birbirlerinin düşüncelerini çürütmeye değil, kavramların özündeki karanlığı aydınlatmaya çalışır. Karşımızda şu soru durur: “Sofist nedir?” — Bir bilge mi? — Bir öğretmen mi? — Yoksa insanların cehaletinden beslenen bir yanılsama tüccarı mı? Platon’un derdi sadece “kandıran” kişiyi tarif etmek değildir. Asıl derdi şudur: Yanılsamayı gerçekmiş gibi kabul eden toplum, kendi sofistlerini yaratır. Bu metin, hakikat ile görünüş arasındaki savaşın en eski ve en güncel kaydıdır. Platon burada zihinleri şu alanlara zorlar: - Ontoloji: “Varlık nedir? Yokluk bile varlığın bir biçimi sayılabilir mi?” - Dil ve Gerçeklik: “Sözle gerçek arasındaki bağ koparsa, düşünce nasıl ayakta kalır?” - Eğitim ve Manipülasyon: “Bilgi vermek mi, kılıfına uydurmak mı?”
1000Kitap
SofistPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025905 okunma
Reklam
Reklam