Üçüncü Bölüm
I
İnsan aklı hareketin mutlak sürekliliğini kavrayamaz. İnsan herhangi bir hareketin yasalarını ancak o hareketin rasgele seçtiği öğelerini incelediği zaman anlayabilir. Bunun-la birlikte, insanın yaptığı hataların büyük bir kısmı, sürekli hareketin sürekli olmayan öğelere rasgele bölünmesinin so-
nucudur.
Antik çağlarda sofizm adı verilen ünlü düşünce akımına göre, Akhilleus önünde giden kaplumbağaya, ondan on kat zı gitmesine rağmen hiçbir zaman yetişemez: Akhilleus kaplumbağayla arasındaki mesafeyi katettiğinde kaplumba-ja bu mesafenin onda biri oranında onun ilerisinde olacak; Achilleus bu onda biri katettiğinde, kaplumbağa yüzde bir oranında bir mesafe daha katetmiş olacak ve bu sonsuza kadar gidecek. Bu problem antiklere çözümsüz görünür-du. Varılan bu anlamsız karar (Akhilleus'un kaplumbağaya bir zaman yetişemeyeceği kararı) hareketin sürekli ol-mayan öğelere rasgele bölünmesinin sonucudur, oysa hem Akhilleus'un hem de kaplumbağanın hareketi sürekliydi.
Hareketin gitgide daha küçük öğelerini ele alarak, soru-dayamayız. Sorunun çözümüne ancak sonsuz küçuğu ve çozumune ancak yaklaşabılırız ama ona hiçbir zaman
317
Lev Nikolayeviç Tolstoy
sonsuz küçükten başlayan onda bir oranındaki ilerleme kabul ederek ve bu geometrik ilerlemenin toplamunalar ulasabiliriz, Matematiğin sonsuzluğunu ele alma becerisine ulaşmış yeni bir dalı, hareketle ilgili çözülmez görünen sorunlara artık cevap verebiliyor.
Matematiğin bu yeni, antik çağlarda bilinmeyen dalı hareketle ilgili soruları ele alırken, sonsuz kaçuğu kabul ederek hareketin başlıca koşulunu (mutlak süreklilik) yeniden belirliyor ve böylece insan aklının, sürekli hareket etme hareketin ayrı ayrı öğelerini incelerken düşmeden edemedi kaçınılmaz hatayı düzeltiyor.
Tarihî hareketin yasalarını
Platon, devlet adamının bilge olmasını -bilgeler hâkimiyeti- sofizm için şart koşar. Ona göre, yalnızca iyi öğrenimli bir diyalektikçi, aydın bir filozof, devleti yönetebilir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Antik Çağlar’da Sofizm adı verilen ünlü düşünce akımına göre, Akhilleus önde giden Kaplumbağaya, ondan on kat hızlı gitmesine rağmen hiçbir zaman yetişemez: Akhilleus kaplumbağa ile arasındaki mesafeyi kat ettiğinde kaplumbağa bu mesafenin onda bir oranında onun ilerisinde olacak; Akhilleus bu onda biri kat ettiğinde, kaplumbağa %1 oranında bir mesafe daha kat etmiş olacak ve bu sonsuza kadar gidecek. Bu problem antiklere çözümsüz görünürdü. Varılan bu anlamsız karar(Akhilleus ‘un kaplumbağaya hiçbir zaman yetişemeyeceği kararı) hareketin sürekli olmayan ögelere rastgele bölünmesinin sonucudur, oysa hem Akhilleus’un hem de kaplumbağanın hareketi sürekliydi. Hareketin gitgide daha küçük öğelerini alarak, sorunun çözümünü ancak yaklaşabiliriz ama ona hiçbir zaman ulaşamayız. sorunun çözümünü ancak sonsuz küçüğü ve sonsuz küçük ilerlemeyi kabul ederek ve bu geometrik ilerlemenin toplamını alarak ulaşabiliriz. Matematiğin sonsuz küçüğe ele alma becerisine ulaşmış yeni bir dalı, hareketle ilgili çözülmez görünen sorunlara arttıkça cevap verebiliyor.
Sayfa 317 - 2’nci cilt iş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
"Bilimi, isteyene para karşılığında satan kişilere, bir çeşit arabulucu gibi, sofist deniyor." - Aynı Yerde
"Sofistler aldatmak için konuşuyor; kazanç elde etmek için yazıyor ve kimseye yararları dokunmuyor. Zira onların hiçbiri <gerçek> bilge değildi ve değildir, tersine hiç olmazsa dürüst kişilerin küfür saydığı bir sözcük olan "sofist" adını almak onlara yetiyor. Bu yüzden sofistleri övmekten sakınmayı, buna karşılık filozofların düşüncelerine değer vermeyi öğütlerim." - Xenophon, Av Kitabı
Sofistlerce ele alınan bu temel sorun, devlet ve toplumdaki din ve ahlak, hukuk ve töre gibi tüm insani kurumlara eleştirel bir gözle bakılmasına, buna bağlı olarak her şeyi kapsayan bir "görecilik"in ve "tarihselcilik"in doğuşuna yol açacak olan, kültürün başlangıcı hakkında spekülasyonlarda bulunmalarına da neden olmuştur. Bu görecilik genç sofistler kuşağında özellikle etik ve din alanlarına geçmiş, böylece geçerli inanç ve davranış kuralları temelden sarsılmıştır. Bu durumda din ve ahlak, zayıfı güçlüden korumak için ilkçağ insanının "icatlarından" biri olarak görülmekte, güçlünün "doğal hakkı" da giderek artan radikal bir bireycilikten dolayı gerçek "efendi ahlakı" diye ilan edilmektedir. Öte yandan genç sofistler arasında, o güne kadar geçerli olan Grek dünya ve yaşam görüşünü temelden yıkan, örneğin "Helenler ve barbarlar", "özgürler ve köleler" sorunu, toplumun sosyal yapısına ilişkin sorunlar, (ve buna bağlı) ilk gerçek sosyalizm sorunu, ayrıca insan olarak kadının toplumsal konumuna ilişkin sorunlar karşısında sosyal-devrimci türden bir dizi düşünce doğup gelişmiştir; bütün bunlar ilk kez birer "sorun" olarak görülmüş ve öne sürülmüştür.
Bu yüzden sofistler hem pedagojinin kurucusu -ki bu, onların tarihsel etkileri önceden kestirilemeyen en büyük hizmetlerinden biridir- hem de bilinçli manevi eğitim olarak paideia kavramının yaratıcısıdırlar; onlar bu kavrama, ustalıkla yerine getirdikleri pratiklerinde insanın manevi dünyasının iki yönüne (hem "konuya ilişkin" organ hem de "bilimsel ilke" olarak) uygun sırf biçimsel ve ansiklopedik bir manevi eğitim sistemi yaratarak -bir yandan dilbilgisi, retorik ve diyalektik, öte yandan aritmetik, geometri, astronomi ve müzik- gerçek bir içerik kazandırmışlardır.