Şarklı, Dağlı ama hep Zarif...
9/10
·136 syf.··
2025 28. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 22:40
Cahit Zarifoğlu, Yedi Güzel Adam şiir kitabında kendine has şiir diliyle davasını, hayallerini, arzularını ve içinde ukte kalan şeyleri bize aktarmıştır. En sevdiğim şairlerden biri olan Zarifoğlu şiirlerini yorumlamak harcım değil ama özellikle kitaptaki en sevdiğim 2 şiir olan Yedi Güzel Adam ve Ben Dirimle Doğrulurken şiirlerini, içimdeki heyecanla, en samimi duygularımı aktarmaya çalışacağım. Yedi Güzel Adam şiiriyle, yol arkadaşlarıyla olan birleştirici unsurlarını, hedeflerini ve varlık sebeplerini epik bir şekilde kalbimizin ta içinden hatta heyecandan titretecek bir coşkuyla bizlere aktarmıştır. Bu adamların altısının gördüğü yar, kan, dağ, bela, sofra, aşk gibi kavramların yanı sıra bir de onları gören yedinci adam görenlere şahitlik etmiştir. Bu yedi adamı bilmeyen yoktur ama yine de eklemek isterim: Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Alâeddin Özdenören, Mehmet Akif İnan ve Ali Kutlay *** Ben Dirimle Doğrulurken şiirinde aslında İsmet Özel'in kendisi için yapmış olduğu yorumu delillendirmiş oluruz. Özel: "Kendinden sonra yazmaya başlayan genç Müslüman şairlere, hangi özellikleriyle yol göstermiş olursa olsun, O'ndan sonrakiler, O'nda ders alacak bir taraf bulacaklardır. Hem şiirin kendine mahsus kaliteleri bakımından hem Müslüman bir şairin dünya hayatındaki temayülleri bakımından." demiştir. Bu şiir, temelde kendine dert edindiği ve onun kimliği haline gelmiş şeylerin aslında sessiz kalınmadan ve muhatabını da harekete geçirecek bir bakışla yazıldığı oldukça derin ve keskin bir şiirdir. Zarifoğlu, yaşamaya dair değerli gördüğü her şeyi yine ince ince işleyerek aktarmıştır. Müslümanca bir duruş nasıl olur görüyoruz en kısa ifadeyle. *** Ben Zarifoğlu okurken, akla durgunluk veren kapalılığı göremiyorum çoğu zaman. Aslında
Yedi Güzel AdamCahit Zarifoğlu · Beyan Yayıncılık · 202321,7bin okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 59. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 08:10
İnsanlığın tarihine etki eden gıdaların araştırmalarını okumak gerekiyor. Bu, benim için çok önemli. Tarihi, belirli nesneler üzerinden okumak, farklı bakış açıları ve derinlik kazandırıyor. On Domates de bu araştırmalardan biri.. Domatesin ortaya çıkışı ve her sofraya dahil olması arasındaki süreçte yaşananları gayet güzel ortaya koymuş yazar. Acı ve kötü kokulu denilerek insanlarla ilk ilişkisine giren domates, bugün hemen her sofra ve yemekte bizimle birlikte. Meraklısına çok güzel bir kitap..
Dünyayı Değiştiren On DomatesWilliam Alexander · Timaş Yayınları · 202318 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·118 syf.··
2025 151. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 07:27
AYIN AVUCUNDAKİ GÜNEŞ - ALİ MURAT BİNARK, “Çocuklarımız bizim için ‘onlar adamdı’ diyecekler.” Ali Murat Binark’ın Ayın Avucundaki Güneş kitabı, 13 hikâyenin iç içe geçtiği; iyilik ve kötülüğün, merhamet ve zulmün, insanın bitmeyen mücadelesinin anlatıldığı derin bir yolculuk… İncirin Altındaki Sarı Çizgi Huzurevi Kaybolanlar Siyah Kapılar Kelaynak Ayın Avucundaki Güneş Kar Küresi Halidakiler Sofra Davetiye Yağmur Duası Müzik Çalmaya Devam Ediyor Kitap, hayatın telaşesini, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan insanın bitmeyen devinimini anlatıyor. Hepimizin aynı çizgide ilerlemek zorunda bırakıldığı düzeni, bozulduğu anda ortaya çıkan gerçek yüzleri… İkili ilişkilerin kırılganlığını, insanın içsel yolculuğunu, yer yer felsefi bir tatla, yer yer de tasavvufi bir solukla harmanlıyor. Bazı hikâyelerde küçük fantastik dokunuşlar da hissediliyor. Bir başka bölümde idamı bekleyen kahramanlar üzerinden derin bir atmosfer kuruluyor: Ali’yi astıkları gün hava bulutlu, Cemil’in güneşli, Mahmud’un rüzgârlı, Ebubekir'de yağmurlu, İbrahim’de ise sis çökmüş…
Ayın Avucundaki GüneşAli Murat Binark · Şule Yayınları · 202410 okunma
Doğanın İntikamını Sırtlanan Kadın
10/10
·304 syf.··
2021 51. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2021 00:00
Roman, Polonya’nın taşrasında, ıssız ve sert bir coğrafyada yaşayan, yaşlılığa yaklaşmış, iç dünyası derin, tuhaf alışkanlıklarıyla çevresinden ayrışan Janina Duszejko adlı bir kadının anlatımıyla başlıyor. Duszejko, emekli bir mühendis ve tutkulu bir astrologdur; aynı zamanda doğaya, hayvanlara ve adalete karşı neredeyse mistik bir bağlılığı vardır. Kimseden çekinmeden konuşan, fakat yaşadığı sessizlik içinde giderek görünmezleşen bir figürdür. Karlı bir gecede Janina’nın kapısı çalınır ve komşusu Büyük Ayak lakaplı adamın öldüğünü öğreniriz. Cesedin çevresinde av hayvanlarının izleri vardır; sanki hayvanlar kendi intikamını almış gibidir. Kasaba polisi bunu sıradan bir kaza olarak görse de Duszejko, yıldızların konumundan Doğa’nın bir mesaj verdiğini hisseder. Aradan çok geçmeden kasabada başka ölümler yaşanır. Hepsinin ortak noktası, avcılara ya da doğayı kontrol etmeye çalışan erkeklere yönelmiş gibi görünmesidir. Janina, bu ölümlerin hayvanlar tarafından “uygulanmış adalet” olduğunu savunur; onların yalnızca doğanın dengesini bozanlara tepki verdiğine inanır. Kasaba halkı ise onu deli, takıntılı, “kadın başına fazla bilen” biri olarak görür. Toplumun onu ciddiye almaması, romanın feminist alt metnini derinleştirir. Janina, işlediği her fikri astrolojik haritalarla temellendirir. Ona göre insanlar, kaderleriyle birlikte sorumluluklarını da yıldızlardan okumalıdır. Etrafında yalnızca birkaç kişi onu gerçekten dinler: Diz (Dyzio) ,Yabancı (Borowicz), Küçük Çör. Onlarla kurduğu bağ, romanın en sıcak damarını oluşturur. Janina, kasaba yetkililerine raporlar sunar, hayvanlara uygulanan şiddetin insanlara da geri döneceğini anlatır, ama kimse onu dinlemez. Aksine, onu küçümser, susturur, dışarı iterler. Toplumun “komik, marjinal, yaşlı kadın” etiketine sıkıştırdığı
Roman
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri ÜzerindeOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20203,066 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 23. kitabı
Dürüst olmak gerekirse rakı sofrasını az çok bildiğim için konuşulan konular bana çok absürt gelmedi. Evet, çilingir sofrası deyince dert keder gelir akla ama çoğu sofra öyle olmaz. Bu kitapta olmaması da garip değil aksine gayet gerçekçi. Edebi konular bekleyenler veya altı çizilmelik cümle arayanlar için pek uygun bir kitap değil. Okumayan için pek bir kayıp olacağını düşünmüyorum. Birkaç arkadaş grubunun bir araya gelip sakin ve keyifli sohbetlerine eşlik etmek isterseniz buyurun kitabı okumaya.
Edebiyat & Roman
Çilingir Sofrasında Dem Muhabbetleri Deniz GürsoyDeniz Gürsoy · Varlık Yayınları · 20053 okunma
Evden işe giderken kaç kişi eşini öperek çıkıyor?
Puan vermedi
Biraz uzun ama güzel bir yazı... Evden işe giderken kaç kişi eşini öperek çıkıyor? (رُوَيْدَكَ يا أنْجَشَةُ! سَوْقَكَ بِالْقَوَارِيرِ) Ey Enceşe! Develeri yavaş sür! Cam şişeleri kırmayasın! (Buhârî, 6210.) Resulullah (s.a.s.) bir yolculuktaydı yanında Enceşe isimli köle vardı. Enceşe, Resulullah (s.a.s.)’in eşlerinin develerini süren kişiydi. Develeri kaldırıp indiren ve yularından tutup sürüyordu. Resulullah (s.a.s.) ona, “Ey Enceşe! Develeri yavaş sür! Cam şişeleri kırmayasın!” dedi. Enceşe, Resulullah Efendimizle yaptığı yolculuklara güzel sesiyle neşe katan biriydi. Develerin üzerine binmek, deveden inmek, deveyi sürmek zahmetli bir iştir. Devenin fiziksel yapısı uzun süreli binmeye müsait değildir. Fazlaca yalpalanması söz konusudur. Bu da onun, üzerinde bulunan kadınların fazlaca rahatsız olması anlamına geliyordu. Resulullah Efendimiz her alanda olduğu gibi, aile ve kadın konusunda da hassas ve nazikti. Kadınları bu hadisinde cam şişelere benzetmiştir. Yani, ey Enceşe! Develerin üstünde taşıdığın kadınlar cam gibi kırılgandır, hassastır, dikkat edesin; kırmayasın demek istemiştir. Kadınlar erkekler gibi değildir. Kadınlar sürekli ilgi isteyen çiçek gibidir. Bu onların şımarıklığından değil, fıtratlarından geliyor. Hz. Aişe anlatıyor: “Resulullah (s.a.s.) mescide çıktığında eşini öperdi.” (Ebu Davud, 179.) Resulullah Efendimiz hayatının her yönü bizim için örnektir. Evet, açık söylemek gerekirse bir erkeğin evden çıkarken eşini öperek çıkması batı adeti değil, Resulullah Efendimizden kalan ama unutulan ya da terk edilen bir sünnettir. Hz. Aişe'ye Resulullah'ın evdeki hali sorulduğunda şöyle demiştir: “Ayakkabısını tamir eder, elbisesini diker ve sizin evinizde yaptığınız diğer işleri yapardı.” (Müsned, 25341.) Ev işlerinde eşimize yardım edelim. En
1000Kitap
İmana DoğruAbdülmecid Zindani · Asalet Yayınları · 014 okunma