Puan vermedi·214 syf.··
2025 34. kitabı
HATIRASI / MUSTAFA GÜNERİ BİR KÖY ENSTİTÜLÜNÜN KALEMİNDEN VE OBJEKTİFİNDEN (1941-1951) Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nün kuruluşunda yapı sanat kolu başkanlığını üstlenerek 1941-1951 yılları arasında bu görevi sürdüren eğitimci Mustafa Güneri, fotoğraf makinesini elinden hiç düşürmedi. Bu eğitim kurumunun, öğrencilerinin ve öğretmenlerinin emeğiyle bozkırda yoktan var edilişinin ve gelişiminin her aşamasını görüntüledi. Köy Enstitüleri’nin on beşincisinin Ankara'da kurulmasına karar verilir. Ankara-Kayseri demiryolu üzerinde, Ankara'ya 35 km. uzaklıktaki Hasanoğlan köyü uygun bulunur ve çalışmalar başlar. İlk temel 10 Temmuz 1941 tarihinde atılır. Sonrasında diğer enstitülerden gelen öğrenci ve öğretmenlerle adım adım yol alınır. Enstitünün planı Gazi Eğitim Enstitüsü ve Güzel Sanatlar Akademisi'nin öğretmenlerinden oluşan jüri tarafından, Yüksek Mimar Orhan Aru, Orhan Safa ve Ahmet Kuruyağız'ın projesi uygun görülür. Neler yoktur ki projede... Okul binaları, yatakhaneler, ahırlar, kümesler, malzeme depoları, sergi salonları, öğretmen evleri, açık hava tiyatrosu, futbol-voleybol-hentbol sahaları, yüzme havuzu, çamaşırhane, hamam... Bozkırın ortasında suyun, elektriğin, ulaşımın olmadığı bir yoklukta, adım adım ilerleyen müthiş bir çaba ve başarı öyküsüdür Hasanoğlan. Kilometrelerce uzaktaki yoldan araç olmadan tamamen insan gücüyle taşınan malzemeler, köyden borularla taşınan su, elektrik olmadığı için kendi emekleri ile yaptıkları dinamo ile çalıştırılan radyo ve daha neler neler. "İş içinde, iş aracılığıyla, iş için" ilkesiyle diğer okullardan ayrılan Köy Enstitüleri modeli, daha sonra UNESCO tarafından "Bütün gelişmekte olan ülkelere örnek olacak bir eğitim sistemi" olarak nitelendirilecektir. Mustafa Güneri'nin notları ve çektiği onlarca fotoğrafla zenginleşmiş
1000Kitap
Hasanoğlan HatırasıMustafa Güneri · Türkiye İş Bankası Yayınları · 201443 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2025 199. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 14:46
Onun dağıydı İskender. Yaslandığı o yerde bir ses olmayacağını bilirdi. Öyle bir dağdı ki İskender içinde sakladıklarının da içini bilirdi. Bilirdi ve dert diye yüreğine koyduğunu dağ gibi önüne sererdi. Sermişti. . Bazı kitaplar vardır bittiğinde duygularınız darma duman olur. Ne yazsanız ne söyleseniz kelimeleriniz yetersiz gelir. Hümeyra'nın okuduğum her kitabında bu duyguları yaşarım ama bazı kitaplarında bunu daha fazla yaşarım. Bıçak Sırtı Hezeyan.... İlk kitap Cavidan ve İskender'in imkansız aşkını anlatıyordu. Kitabı bitirdiğimde kafamda bir sürü soru vardı. İskender'e kızmış, bu kadar güçlü adamsın neden aşkını ilan etmiyor sahip çıkmıyorsun diyordum. Hepsinin bir nedeni varmış İskender bu kitapta onu öyle güzel anlatmış ki Hümeyra okudukça ona hayran oldum. Çocukluğuna, kaybettiklerine onunla üzüldüm. Cavidan, şımarık, kaprisli gibi gözüksede dimdik duruşuyla bu ortamda ayakta kalması kolay değildi. Onun güvendiği, sırtını dayandığı dağı İskender'di. İyileşme sürecinde İskender onu bir an olsun gözünün önünden ayırmadı ve ona hayatının en değerlisini getirdi. Artık Cavidan değil kendi adı Dila kullanılacaktı. İskender bütün herşeyi düşünmüş, ayarlamaları yapmıştı. Tam herşey yoluna giriyor birlikte olacaklar derken takıntılı Serhan ve pusuda bekleyen düşmanlar yüzünden yaşananları soluksuz okudum. Bazı sahnelerde kitabı kapattım lütfen aklıma gelenler olmasın dedim. Dila keşke İskender ile konuşsaydı da o kararı almasaydı. Hem kendini hem İskender'i mahvetti Hümeyra her kitabında bize yan karakterlaride çok sevdirir. Şahnar ve Ali hikayesini çok sevdim. Onların yaşadıkları da ayrı zordu. Ali ona aşık olmuştu ama Şahnar bir türlü inanmıyordu onlardan olacağına. Öyle bir şey yaptı ki herkesin hayatını etkiledi. Gelelim kitabın final sahnelerine. Dila ve
Bıçak Sırtı 2Hümeyra · Guardian Yayınları · 202572 okunma
Reklam
Puan vermedi
Jeanette Winterson’un Noel Günleri kitabı, Noel’i yalnızca bir kutlama zamanı olarak değil; tarih, mitoloji, anlatı ve sofra etrafında birleşme fikriyle ele alan çok katmanlı bir okuma sunuyor. Kitapta yer alan öyküler masalsı bir atmosferden tekinsiz olana, mizahi anlatıdan sembolik ve düşündürücü metinlere kadar uzanıyor. Kimi öyküler klasik Noel hikâyelerinin izini sürerken, kimileri bu anlatıları dönüştürerek daha karanlık ya da sorgulayıcı bir noktaya taşıyor. Bu çeşitlilik, metnin tekdüze olmasını engelliyor ve okuru her seferinde farklı bir duyguyla baş başa bırakıyor. Öykülerin önüne yerleştirilen Noel yazısı ise kitabın omurgasını oluşturuyor. Winterson, Noel’in kökenlerine inerken bu günün tek bir kültüre ait olmadığını, farklı uygarlıkların ortak hafızasından doğduğunu hatırlatıyor. Böylece okur, bildiğini sandığı bir geleneğe yeniden ve daha bilinçli bir gözle bakma fırsatı buluyor. Her öykünün ardından gelen yemek tarifleri de bu yaklaşımı tamamlıyor; yazar, yemeğin bir araya gelme ve paylaşma gücünü vurgulayarak anlatıyla gündelik hayat arasında sıcak bir köprü kuruyor. Genel olarak Noel Günleri, yazarla karşılıklı bir sohbet ediliyormuş hissi uyandıran, samimi ama düşünsel yönü güçlü bir kitap. Yılın sonuna yaklaşırken güzel bir okuma olabilir sizler içinde, tavsiyemdir.
1000Kitap
Noel GünleriJeanette Winterson · Kafka Kitap · 202288 okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 78. kitabı
İnsanları en çok kim korkutur desek… Aklımıza gelmesi zor ama cevap belli: Azrail. Bu kitabın baş kahramanı, can alan melek Azrail’in ta kendisi. Ve “olmaz” denilen oluyor… Rutin bir can alma gününün sonunda Azrail büyük bir hata yaptığını fark ediyor: Alması gereken bir can eksik. Yaratıcı fark etmeden bu hatayı telafi etmesi gerekiyor. Peki ama nasıl? Bizim Azrail, canını aldığı bir insanın kılığına giriyor. Bir eş oluyor, bir baba… Bir çalışan, bir arkadaş… İnsanla ilişkisi sadece can almak olan Azrail, bir anda insan olmanın zorluklarıyla yüzleşiyor. Ne yapacağını bilemediği anlar, şaşkın tepkiler, çocukça sorgulamalar… Bazı sahnelerde gülmemek imkânsız. (İtiraf edelim, gerçek olsaydı güzel olurdu ) Ama işin eğlencesi kadar düşündüren bir yanı da var. Azrail, insan davranışlarını anlamaya çalışırken büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Anlam veremiyor, çözemiyor… Zaten kim çözebiliyor ki? Azrail’in maceraları; Dünyayı yeni tanıyan bir çocuk gibi insanları anlamlandırma çabası, İnsan olmaya alışma sürecinde yaşadıkları… Tüm bunlar sizi kimi zaman güldürecek, kimi zaman durup düşündürecek.
Varoluşun Absürt ManzaralarıMuhammet Oğuzhan Yalçın · Gri Yayınevi · 202356 okunma
Tarihin Süzgecinden Geçen Bir Mutfak
Puan vermedi·184 syf.··
2025 6. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2025 21:22
Deniz Gürsoy’un Tarihin Süzgecinde Mutfak Kültürümüz eseri, beslenme antropolojisi perspektifiyle incelendiğinde, gıdanın sadece biyolojik bir zorunluluk değil, toplumsal kimliğin ve tarihsel hafızanın temel taşıyıcısı olduğunu ortaya koyar. Yazar, mutfağımızı statik bir yapı olarak değil, binlerce yıllık süreçte farklı medeniyetlerin tortularından arınarak günümüze ulaşan dinamik bir sentez olarak tanımlar. Kitabın isminde kullanılan "süzgeç" metaforu, kültürel alışverişin rastlantısal olmadığını, aksine bir toplumun kendi değerler sistemine göre yaptığı bilinçli bir seçilim ve ayıklama sürecini ifade eder. Eserin başlangıcında ele alınan Mezopotamya ve Anadolu’nun erken dönem mutfak pratikleri, beslenmenin ekolojik bir uyum süreci olduğunu vurgular. Gürsoy, Hititlerden Sümerlere kadar uzanan süreçte ekmeğin kutsallaşmasını ve biranın keşfini, yerleşik hayata geçişin birer "medeniyet göstergesi" olarak sunar. Bu durum, antropolojik açıdan insanın çevresini manipüle ederek gıda güvenliğini sağlama çabasının ilk somut örnekleridir. Yazarın bu tarihsel derinliği, bugünün mutfak alışkanlıklarının aslında binlerce yıl öncesinin hayatta kalma stratejileriyle nasıl bağlandığını göstererek esere evrimsel bir nitelik kazandırır. Türklerin Orta Asya’daki göçebe yaşamına odaklanan bölümler, beslenme antropolojisinin "yaşam biçimi ve gıda" arasındaki kopmaz bağını inceler. Hayvancılığa dayalı bu kültürde et ve süt ürünlerinin temel enerji kaynakları olması, bozkırın sert koşullarına karşı geliştirilmiş kültürel bir cevaptır. Gürsoy, bu dönemde yemeğin sadece mideyi doyurmak değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı pekiştiren bir ziyafet kültürü üzerinden işlediğini belirtir. Bu bakış açısı, beslenmenin toplumsal bir düzen oluşturucu ve bağlayıcı güce sahip olduğu düşüncesini
Antropoloji
Tarihin Süzgecinde Mutfak KültürümüzDeniz Gürsoy · Oğlak Yayıncılık · 20166 okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2025 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 22:22
Şermin Yaşar hem kişisel yaşantısı hem eğlenceli edebiyatı ile çok sevdiğim bir yazardır. 18 öyküden oluşan bu kitabını da yine keyifle okudum. Nüktedan yazım tarzına rağmen insanın içinde bir yerlere dokunabiliyor öykülerinde. Sıradan insanların hiç de sıradan olmayan takıntılarını, kederlerini , anılarını, yaralarını konu ediyor. Kitaba ismini de veren ilk öyküsü 'gelirken ekmek al ' ile bekleyiş, sabır, umut, isyan, umutsuzluk duygularını dudağınızın kenarında hafif bir gülümseme ile yaşıyorsunuz. Zaten kitabın ismi çok çekmişti beni gördüğümde. Şermin yazmasa da sırf isminden dolayı okurdum bu kitabı. Bazı cümleler vardır, her şeyin yolunda olduğu hissi verir insana. Bu da öyle bir cümle. 'Gelirken ekmek al ' . Eve gidiyorsun. Dünyanın en güzel şeyi eve gitmek bence. Daha güzeli evde olmak . Üstelik evde seni bekleyen biri var. Ya da evde olan sensin ve geleceğinden emin olduğun biri var. Yemek yapılmış, sofra hazır, günün yorgunluğu bir tarafa , beklediğin biri var. Gelecek, eminsin. Eve gelmeden düşündüğü son şey sensin. Arıyor ve diyorsun ki 'gelirken ekmek al ' . Her şey yolunda... Ya da eve gelen sensin diyelim. Biliyorsun seni bekleyen bir ev var. O evi yuva yapan biri var. Yemekler yapılmış, sofra hazır, saate bakıyor bir gözü, seni bekliyor. Günün yorgunluğu bir tarafa, arıyorsun ve sana şöyle diyor. 'Gelirken ekmek al ' . Her şey yolunda. Anahtarın var ama kapıyı onun açmasının mutluluğunu yaşamak için zile basacaksın. O , anahtarın olduğu halde kapıyı çalmanın nedenini biliyor olacak ve yüzünde yorgun bir gülümseme ile açacak kapıyı. Her şey yolunda... Son öyküsü 'Aklımda ' ile kitabı yine gülümseyerek kapatmanızı sağlıyor Şermin. Iyi okumalar dilerim
Edebiyat
Gelirken Ekmek AlŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20259,8bin okunma
Reklam
Reklam