Puan vermedi·168 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 14:47
Kitabın özelliği dün ki ben ve bugün ki benden ibaret dünde ki benden hikayelerle ince tınılarla ve kelimelerle o kadar sorular oluşturuyor ki benim gibi biri daha varmış ya diyebiliyorum ben kendimi bugünde buldum ama dünden kendime kattığım çok şey oldu ufak bir alıntı da buna özet gibi ; - Neyse,yarın kurabiye yapmayı deneyeceğim. Dümdüz un kurabiyesi. Mis gibi yoğuracağım elimle ve galip geleceğim. Tabii şeyi önden bilmiyorum. Kurabiyeleri fırına attıktan sonra pudra şekeri almak için koşarak bakkala gideceğimi. Geldiğimde kurabiyeleri yanmış bulacağımı üstelik çok yağmur yağacağını , gidip gelirken sırılsıklam olacağımı. Yanmış kurabiyeleri görünce şaşkınlıktan ağzımın bir karış açık kalacağını. Üst üste gelen bu yenilgileri nereye koyacağımı bilemeyip yumruklarımı sıkacağım. Zaman kavramının çok zaman alacağını .Büyük büyük emekleri küçücük şeylerin yerle bir edebileceğini .Tarifleri zamanla kavrasam da hayatta hep kaçırdığım bir açı olacağını. Bundan kaçılamayacağını henüz bilmiyorum.Sofra bezini topluyorum söylene söylene . Tencereye göz ucuyla bakıyorum. Bozuk bu tarif diyorum. Bozuk ! Bu alıntı dünden di ve ben en çok kendimi burada buldum …
1000Kitap
Dünler BugünlerDilara Tekin · Aşina Yayınları · 2026153 okunma
8/10
·464 syf.··
2026 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 16:12
Öncelikle Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan okuduğum ilk eserdi. Ve bence kitabın ilk ismi olan “alafranga”, çok uygun biri isimmiş. Gerçi Meftun da “şıpsevdi” adını gayet güzel taşıyor… Osmanlı’da tanzimat sonrası batılılaşmaya çalışma daha doğrusu, yanlış batılılaşma konusu hepimizin malumu. Hüseyin Rahmi de bu konuyu mizahi bir dille ele almış. Baş karakterimiz Meftun, Fransa’ya eğitim için gönderilmiş. Fakat hiç şaşmaz batının ilimini, bilimini, düşüncelerini öğrensin gelsin memlekete faydası dokunsun diye beklenilen Meftun, mirasyedi, sözde batılı; gösterişli kıyafetler, yüzeysel hareketlerle tam o dönemin yanlış batılılaşma konusuna örnek bir züppe olarak geri döner. Fransa’da okusun diye gönderilen paraları eğlencelerde, balolarda, en gözde mekanlarda gezerek harcamış ve nihayet ülkeye döndüğünde öğrendiklerini ailesine aktarmak gayretine düşmüştür. Özellikle yemek sofrasında kalabalık ailesine sofra adabı dersi verirken kahkahalarıma hakim olamadım. Tabii kitabın tamamı böyle kahkahalarla okunacak gibi değildi. Meftun’un batıyı şekilce bu kadar benimsemesine karşılık kardeşi Raci tam bir Doğu insanı olarak birçok kez abisini uyarır fakat sonuç alamaz. Bir de tabii Hacı Kasım efendi ve kızı Edibe var ki cimriliğe bir isim verilmemiş olsa bu adam yek başına bu kavramı karşılardı herhalde. Hacı amca zengin fakat varyemez. Paranın kokusunu alan Meftun türlü yalan dolan, hile hurda ile Edibe ile evlenir. Hacı amcanın oğlu Mahir ile de kız kardeşi. Bu kızın da hayatını kaydırır yani. Hatta Mahir’in de! Evdekiler yetmedi çünkü! Geleneksel tarzda yetişen bu kızlar (Meftun’un kız kardeşi Lebibe ile teyze kızı Rebia), hem geleneksel kültürün baskıları arasında sıkışmış hem de Batı’yı yanlış algılamanın yol açtığı ağır bedelleri ödemek zorunda kalmışlardır. Özellikle Rebia’nın yaşadıkları,
ŞıpsevdiHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,413 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·248 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 20:59
İki kadının hikayesi anlatılıyor. Birinin çocuklarına, diğerinin çocukluğuna olan hasretini konu alıyor. Biri kimsesiz diğeri ise çok yalnız. Kalabalıklar içerisinde kimsesizlik ve yalnızlık ikisinin de birbirinden farklı hayatları fakat benzer olan yaraları. Biri yaşlı, biri genç ikisi de bir boşluğun içinde değer görmek,sevildiklerini hissetmek ve hatırlandıklarını bilmek istiyorlar. Herkes kendi bakış açısından olaya baktığı zaman, herkes kendisine göre haklı. Önemli olan birbirini anlayabilmek, ben buradayım diyebilmek…Konuşmadan da ruh halinden anlayabilmek. En yakınımızın dertlerine bile derman olamadığımız zamanlardayız. Eskiden günümüze bozulan değerlerimizi o sıcacık diliyle o kadar güzel değiniyor ki, insan bir an için düşünüyor biz millet olarak nasıl bu hale geldik? Eskiden yaşlılarımıza gösterdiğimiz hürmet, komşuluk ilişkileri,az olanı paylaşmak, bir sofra etrafında sıcacık edilen sohbetler… Sanırım bunlardan eser kalmadı ve geçmişe duyulan özlem gitgide artıyor. Çok sevdiğim Şermin Yaşar’ın harika bir eserinin daha sonuna geldim. Bir çırpıda okuduğum güzel bir yolculuktu. En kısa sürede okuma listenize alabilirsiniz. Keyifli okumalar…
Edebiyat
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,7bin okunma
Polonya’nın Hareket Halindeki Hafızası
Puan vermedi
Tokarczuk’un edebiyatı, kök salmaktan çok dolaşmayı, sabitlikten çok geçiciliği anlamaya çalışır. Koşucular, bu anlayışın en belirgin örneklerinden biridir. Roman, bir yolculuğu anlatmaz; bizzat hareket etme hâlini insan varoluşunun temel durumlarından biri olarak ele alır. Metinde klasik anlamda bir olay örgüsü yoktur. Parçalı anlatılar, kısa karşılaşmalar, yarım kalmış hayat kesitleri ve beklenmedik hikâyeler bir araya gelerek modern insanın yerleşememe duygusunu görünür kılar. Havaalanları, tren istasyonları, oteller ve müzeler yalnızca mekân değil, çağımızın ruh hâlidir: kimsenin tam olarak ait olmadığı geçiş alanları. Tokarczuk’un dili sakin, berrak ve düşünceye açıktır. Felsefi sorgulamaları gündelik ayrıntıların içine ustalıkla yerleştirir. Ancak bu bilinçli parçalanmış yapı, bazı okurlar için dağınık ve yönsüz görünebilir. Oysa romanın biçimi, anlatmak istediği dünyanın ta kendisidir: süreksiz, hareketli ve parçalı bir varoluş. Koşucular, Tokarczuk’un edebiyata bakışını net biçimde ortaya koyar: İnsan, bir yere ait olarak değil, yolda olarak anlaşılabilir. Roman bittiğinde geriye tamamlanmış bir hikâye değil, hareket hâlindeki bir bilinç kalır.
Edebiyat
KoşucularOlga Tokarczuk · Alabanda Yayınevi · 2021198 okunma
Asırlar Öncesinden Bir Kişisel Gelişim Kitabı: Hepsi Sensin!
9/10
·280 syf.··
2026 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 23:47
​Kutadgu Bilig'i uzun zamandır okumak istiyordum, kısmet bugüneymiş. Okuduğum bu baskı (TDV, 2013), eserin orijinal beyit yapısını gençlerin daha rahat anlaması için akıcı bir düzyazıya (mensur) çevirmiş. Şiirsel tadı ve orijinal alıntı yapma hazzını biraz törpülese de, kitabın o derin mesajının su gibi akmasını sağlamış. Kardeşim bile alıp rahatça okuyabilir, o derece anlaşılır. ​ Kitapla ilgili en büyük yanılgı, bunun sadece devlet adamlarına "ülke nasıl yönetilir"i anlatan bir Siyasetname sanılması. Oysa Yusuf Has Hacib finalde baklayı ağzından çıkarıyor ve diyor ki: "Sözlerini aktardığım hükümdar, vezir, zahit kim varsa hepsi sensin. Sen de öyle say." ​Yazar aslında bir devleti değil, insanın "kendini" nasıl yöneteceğini anlatıyor. ​İletişim: "Dilini iyi gözet dişini kırdırmasın." ​Liderlik: "Aslan köpeklere baş olursa köpekler aslan kesilir." ​Motivasyon: "İnsan kendi arzusu ile yola çıkacak olursa o yol zahmet olmaz." ​Öfke kontrolünden sofra adabına, liderlikten dünya-ahiret dengesine kadar tam bir "Kişisel Gelişim ve Yaşam Yönetimi" kitabı. ​Bir gün Hasan Ali Yücel Klasikleri'nden o orijinal beyitleri de okumak dileğiyle... Ama şimdilik bu sadeleştirilmiş versiyon, bin yıl öncesinden gelen sesin ne kadar güncel, ne kadar "bizden" olduğunu göstermeye yetti.
Tarih
Kutadgu BiligYusuf Has Hacip · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 20134,397 okunma
8/10
·544 syf.··
2017 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2017 00:00
Tamamen gerçek bir hikayeden konu alınan Schindler’in Listesi, II.Dünya Savaşında Nazi katliamları sırasında, dönemin en acımasız birliklerinden olan SS kuvvetlerine rağmen, zekası ve şefkati sayesinde kendi hayatını hiçe sayarak, Polonya’da yaşayan Yahudileri kurtarmaya çalışan fabrikatör Oskar Schindler’in insanlığa hayat ve ders veren hikayesi ile tanışmanız dileğiyle iyi okurlar..
1000Kitap
Schindler'in ListesiThomas Keneally · Ephesus Yayınları · 2015870 okunma