-Türkiye’de rakı içerken, kadehi önce sofraya vurur sonra diğer kadehlerle tokuştururuz. -İki nedeni var. Öncelikle sağlıklarına içtiğimiz ancak sofrada olmayan ve sevdiğimiz kişileri anmak için. İkinci nedense, rakının insanı konuşturmasından kaynaklanır. Kadeh sofraya vurulursa gizlilik yemini edilmiş demektir. O sofrada konuşulacak her konu o sofrada kalacaktır. Rakı insanı soyar. Sarhoş, sofradan çıplak kalkandır. Ama sofranın adı rakı sofrasıdır. Yani çıplaklar kampı. Şerefinize!
(SALAVAT)
İ‘lem eyyühe’l-azîz! Nebiyy-i Zîşân Aleyhissalâtü Vesselâm’a verilen Makam-ı Mahmûd, İlâhî bir mâide ve Rabbânî bir sofra hükmündedir. Evet, tevzî‘ edilen lütuflar, feyizler, ni‘metler o sofradan akıyor. Resûl-ü Zîşân Aleyhissalâtü Vesselâm’a okunan salavât-ı şerîfeler, o sofraya edilen da‘vete icâbettir. Ve kezâ, salavât-ı şerîfeyi getiren adam, Zât-ı Peygamberî Aleyhissalâtü Vesselâm’ı bir sıfatla tavsîf ettiği zaman, o sıfatın nereye taalluk ettiğini düşünsün ki, tekrar tekrar salavât getirmeye şevki olsun.
Sayfa 81 - Hayrat Neşriyat·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Varlıklı oluşu korkuturdu Abdurrahman b. Avf'ı "Ben nimetlerin tamamının bize dünyada verilmiş olmasından korkuyorum," demişti bir seferinde. Rahatlıkla imtihanın,sıkıntılarla imtihandan daha zor olduğunu düşünen İbn Avf'ın aklına sofraya oturduğunda sahabenin yoksulluk günleri gelir ve şu sözleri söyledikten sonra bir lokma yemeden sofradan kalktığı olurdu: "Hamza şehit edildi ve onu kefenleyecek bir şeyler bulamadık. Hâlbuki benden hayırlıydı o. Mus'ab b.Umeyr şehit edildi ve onu da kefenleyecek bir şey bulamadık. O da hayırlıydı benden. Bize gelince dünyadan alacağımızı aldık..."
Sayfa 92·Kitabı okudu
Gençler sofraya oturanların, ihtiyarlar sofradan kalkanların halini hatırlatır.
Sayfa 60
Salavata dair
Nebiyy-i Zîşan'ın (asm) Makam-ı Mahmud'u İlahî bir maide ve Rabbanî bir sofra hükmündedir. Evet tevzi edilen lütuflar, feyizler, nimetler o sofradan akıyor. Resul-i Zîşan'a (asm) okunan salavat-ı şerife, o sofraya edilen davete icabettir. Ve keza salavat-ı şerifeyi getiren adam, Zat-ı Peygamberîyi (asm) bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taalluk ettiğini düşünsün ki tekrar be-tekrar salavat getirmeye müşevviki olsun.
Din
Kim sofradan kalktığında, sofraya otururken sahip olduğu iştaha sahiptir? Atlardan hangisi sıkıcı adımları bir daha ve bir daha yeniden aynı heyecanla atmak ister? Sahip olunan hiçbir şey ona sahip olmadan önce duyulan istek kadar büyük bir tutkuyla sevilmez
Sayfa 58·Kitabı okudu