10/10
·312 syf.·
2026 30. kitabı
“Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar yaşanır.” Gibi klişe bir cümle vardır ya hani… Aşkın Celladı benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Başlangıçta aşk hikâyelerinden oluşan bir terapi kitabı sanmıştım ama yanıldım. Basit bir aşk kitabı ya da ilginç vakaların anlatıldığı bir psikoloji kitabı değil. Bu kitap; yas, yalnızlık, utanç, özsaygı, ölüm korkusu, sevilme ihtiyacı ve insanın kendine anlattığı hikâyeler üzerine yazılmış. BURADAN SONRA BENİ EN ÇOK ETKİLEYEN KARAKTERLERLERLE İLGİLİ YORUMLAR BULUNMAKTADIR. Thelma’da aşkın bazen bir kişiden çok o kişinin bize hissettireceklerine duyulan özlem olabileceğini düşündüm. Ayrıca Thelma’nın terapistinin de kendi terapi sürecinde olmadan bir başkasını terapiye almasının zararlarını gördüm. Yalom’un bir terapist olarak Thelma ve Matthew’i yüzleştirmeye zorlaması, ama bunun hiç işe yaramaması ve Yalom’un kendini eleştirmesine hayran kaldım. Carlos’ta “Ben ayakkabılarım değilim.” ve “Herkesin bir kalbi var.” cümleleriyle insanın değişebilme gücüne bayıldım. Başlangıçta “Sapık bu adam” dediğim adamın geçirdiği değişim şok etti. Betty beni en çok sarsan karakter oldu. Babasını kaybettikten sonra kilo alması, kendini sevilmeye layık görmemesi ve içindeki acımasız ses beni kendi hayatımla yüzleştirdi. Belki de ilk kez bedenime başka bir gözle bakmaya başladım. Ayrıca burada beni etkileyen bambaşka bir şey oldu. Yalom’un şişman kadınlara karşı duyduğu önyargı ve bunun sürece yansımaları. Terapistler de insan ve bu önyargılara bakmak kıymetli. İkisi açısından da geliştirici bir süreçti. Penny’de bir insanın yalnızca sevdiği kişiyi değil, onunla birlikte kurduğu hayalleri de kaybedebileceğini gördüm. Yanlış çocuk öldü, doğru hayalleri öldü. Ve bu yas onun 2 oğluyla ilişkisini zedeledi. Süreç Penny ve çocukları
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom · Remzi Kitabevi · 20199,4bin okunma
7/10
·415 syf.··
2026 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 00:00
Selamlar. Bu kitap korkunç değildi bence ama kitabı Jack taşıdı diyebilirim. Genel anlamda slow burn ilerleyen nefretten aşka temalı bir Ali Hazelwood kitabı. Yazarın diğer kitaplarını okuduysanız kurguların genel olarak birbirlerine benzediğini fark etmiş olabilirsiniz. Bu kitap da konu ve olayların ilerleyişi bakımından Aşk Hipotezi ya da Beyindeki Aşk’tan çok farklı değildi bana göre. Kadın karakterimiz Elsie beni yordu. Elsie sadece insanların istediği kişi olabilirse sevilebileceğini düşünüyor. Kimseye asla hayır diyemiyor daha doğrusu bilinçli olarak dememeyi seçiyor. Yazar Elsie’yi tam bir people pleaser olarak yazmış ve bunu her fırsatta söylemiş. Elsie bana tutarsız bir karakter gibi geldi. Elsie aslında analitik olarak inanılmaz zeki bir kadın. Zaten Ali Hazelwood bu tarz kadın karakterler yazmayı seçen bir yazar. Ancak diğer taraftan Elsie analitik olarak ne kadar zekiyse duygusal olarak o kadar aptal bir karakter. Elsie kitap boyunca insanları analiz edebilmesini ve onların istedikleri karaktere bürünebilmesini ve bunu inanılmaz derecede iyi bir şekilde yapmasını övüyor. Yani baktığınızda çok iyi bir gözlem yeteneğine sahip aslında. Ancak aynı Elsie sahte karakterlere bürünerek elde ettiği geçici ilginin gerçek olmadığını, aradığı sevgiyi dışarıdan bu şekilde tatmin edemeyeceğini, bu bukalemun halinin sosyal tükenişe sebep olacağını ve bütün bunların sonunda hala yalnız kalacağını asla görmüyor. Tabii ki analitik zeka duygusal zekayı beraberinde getirmiyor ancak Elsie’de bu duygusal geri zekalılık hali çok fazla göze batıyordu. Belki de Elsie “insanların istediği Elsie olma” işini bu kadar normalize etmeseydi ve bu durumun sevgi getireceğini inancını canla başla savunmasaydı bu kadar rahatsız olmazdım. Travma insanlarda kusurlu içgörülere sebep olur,
Aşk, Teorik OlarakAli Hazelwood · Nemesis Kitap · 2023994 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
kim deli kim akıllı
9/10
·536 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 21:39
514 sayfa, 300’den fazla karakter ve bir güne sığdırılan olay örgüsü... Sanki yokuş aşağı giderken büyüyen bir kar topu gibi, kelimeler kelimelere çarpa çarpa ilerliyor sayfalar. Üstelik sadece olaylara değil Türkiye’nin tarihine de yer veriyor. Ayrıca bireysel hikayelerin yanında sayfalar arasında Osmanlı’dan Kafkasya’ya uzanan tarihsel izlere de rastlayabilirsiniz. Bu kadar yoğun karakter ve olayı akıcı bir şekilde ve merak duygusunu hiç azaltmadan yazmak ancak iyi bir kalemin işi olabilir zaten. Ayfer Tunç okuduğum üçüncü kitabı ile gözümdeki yerini bir seviye daha üste çıkardı. Size tüm olayları ve karakterleri anlatmam mümkün değil ama k,tabı bitirdiğimde ruhuma en çok dokunanları yazmak isterim. Karadeniz’in bir şehrinde 1898’de temeli atılan, 1902’de hizmete giren,ilim irfan yuvası olması amaçlanmış, sırtını denize dönmüş Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi mekanımız. Deniz kenarında denize tamamen sırtını dönmüş bir bina yapmak da ancak bir Karadeniz şehrine yakışırdı galiba. Tabii aslında iyi bir niyetle sırtını dönmüş ama onu da siz okurken anlarsınız. Hastanede kimler yok ki... Hastanenin tarihini yazmak isteyen, karısı obsesif kompulsif hastası olan Başhekim, Kendisini acı bir son bekleyen ve benim de en çok üzüldüğüm karakterlerden biri, iç çamaşırları satan Kız İsmet, Aralarındaki yaş farkı belli olmasın diye olduğundan yaşlı davranan, üvey annesine aşık olan Erdem Bakırcıoğlu, Boşandığı karısı ve karısının yeni ailesiyle onların evinde tatil yapan, eski karısına yenge, eski karısının kocasına abi diyen terapi bağımlısı Şaban, Gittiği yurt dışı ziyaretinde on yedi yaşındaki altın saçlı erkek güzeli Zoltan’a duyduğu aşk yüzünden intihar eden Kalemkari Köse Kasım Paşa, Nişanlısının bindiği uçak Atlas Okyanusu’na düşen, Allah’ın sevdiği kulu
Edebiyat
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,5bin okunma
10/10
·320 syf.··
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 13:11
Okuma heyecanımı tekrar kendine getiren Terapi müthiş sonuyla ikinci kez okumama rapmen bende şok etkisi yarattı. Umarım istediğim okuma düzeyine tekrar geri gelirim Sebastian Fitzek ilk kitap olmasına rağmen Terapi'de okuru öyle bir sarıp sarmalıyor ki, hayal mi gerçek mi, halüsinasyon mu reel mi derken sayfalar akıp gidiyor. Hala yazarla tanışmayanlar için kesinlikle tavsiyemdir.
TerapiSebastian Fitzek · Pegasus Yayınları · 20152,224 okunma
SESSİZ HASTA - İNCELEME
4/10
·309 syf.··
2026 7. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 07:56
Alice Berenson kocasını öldürdüğünde 33 yaşındaydı. Kocanızı 5 el ateş ederek öldürseniz ve o günden sonra tek bir kelime bile etmeseniz dünya hakkınızda ne düşünürdü? Hikâyemiz ünlü bir ressam olan Alicia Berenson etrafında dönüyor. Alicia, moda fotoğrafçısı eşi Gabriel’ı bir gece öldürüyor ve o andan itibaren tam bir sessizliğe gömülüyor. Ne mahkemede ne de kapatıldığı psikiyatri kliniğinde tek bir kelime çıkmıyor ağzından. Onun bu sessizliği, bir noktadan sonra bir protestoya mı yoksa derin bir travmaya mı işaret ediyor, kimse çözemiyor. Ta ki kriminal psikoterapist Theo Faber devreye girene kadar. Theo, Alicia’nın bu sessizliğini bozmayı resmen bir saplantı haline getiriyor ve onun zihninin labirentlerine girmeye çalışıyor. Biz de bir yandan Theo’nun terapi sürecini, bir yandan da Alicia’nın olaydan önce tuttuğu günlüğü okuyarak o karanlık geceye adım adım yaklaşıyoruz. Şimdi gelelim eleştirmek istediğim kısımlara... Kitabın kurgusu gerçekten çok zekice, ilmek ilmek işlenmiş. Yazar, Yunan mitolojisindeki Alkestis trajedisini hikâyenin merkezine öyle bir yerleştirmiş ki, Alicia’nın o meşhur otoportresinin anlamını Theo’yla birlikte çözdüğünüzde tüyleriniz diken diken oluyor. Ancak dürüst olmam gerekirse, kitabın orta kısımlarında Theo’nun kendi özel hayatıyla ilgili okuduğumuz bölümler beni hikâyeden biraz kopardı. Theo’nun hayatının bir şekilde Alicia ile kesişeceği belliydi ama yine de ilgi çekiciliğini zaman zaman yitirdi. 'Alicia ne zaman konuşacak?' diye beklerken Theo’nun evlilik sorunlarını okumak bazen tempoyu düşürdü. Gelelim o çok övülen büyük sona... Yazarın zaman algısıyla oynamasını, yani kurgusal zamanlamayı yönetme biçimini başarılı bulsam da, maalesef beklediğim o sarsıcı etkiyi bende yaratmadı. Dediğim gibi, Theo’nun evlilik sorunlarının ve
Duygu ve Düşünce
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,7bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 02:25
Eşini yeni kaybetmiş ve hayata yeniden adapte olmaya çalışan psikoterapist Mariana Cabridge Üniversitesinde okuyan yeğeninin yakın arkadaşlarından birinin törensel bir şekilde katledilmesi üzerine Zoe'nin yanına gider. Ve Mariana mesleki deneyimini arkası arkasına işlenen cinayetleri araştırmak için kullanır. Karizmatik bir Yunan Trajedisi profesörü olan Fosca' dan şüphelenir. Yunan mitolojisi ve psikolojik gerilimin unsurları arasında bir sürü ipucunu algılıyor gibi hissetim. Cabridge öyle güzel tasvir edilmiş ve yan karakterler o kadar incelikli tanıtılıp geliştirilmiş ki son ana kadar kime güvenmem gerektiğini sorguladım. Bir ara Mriana'nın ölen eşi mezardan çıkacak sandım Mariana'nın terapi grubunu yönetmesini geçmişi hakkında bilgi edinmeyi sevdim. Ayrıca gizemi de çok beğendim ve yazarın okuru tahmin yürütmeye bırakması konusunda harika bir iş çıkardığını düşünüyorum. Kitapta; gizli topluluklardan, entelektüel gösterişlere, Yunan Tregedyaları, takıntı, kin, yas gibi bir çok temaya değinilmiş. Yazarın mekan ve atmosfer betimlemeleri harikaydı. Ve Sessiz Hasta kitabından tanıdığımız Theo Faber'i görmek beni çok mutlu etti. Sizi şok edecek bir ters köşeye hazırsanız eğer şimdiden keyifli okumalar... Son olarak bu kitabı birlikte analiz ederek daha anlamlı hale getiren sevgili kitap dostum Pelin K. çok teşekkür ederim birlikte daha çok yolculuklara
Yitik KızlarAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 20222,274 okunma