Biliyor musun sazancığım, ilginç bir duruma aslında: Dışarıdan bakıldığında, babam bir ilah gibi görünüyor; oysa içten içe çok mutsuz biri. Çok düzgün, gergin bir şekilde yapılmış bir asker yatağını andırıyor, altına baksan şilte paramparça olmuş halde, güvelerle fareler her tarafını kemirmiş.
Hüzünlü finali, okurken hiç sıkmayan bilakis sizi içine alan dili ile bitirdiğimde; sanki bitmesini hiç istemediğim bir mini dizinin finalini izlemişim gibi oldum. Günlerdir ertelediğim son nihayete erdi. Keşke dizisi çekilse. Bir döneme yazarla beraber tanıklık ettik, Osmanlının son dönemlerini görmüş, bolluk bereket içinde yaşayan, kalburüstü bir İstanbul ailesinin, savaş ile ne hale düşebildiği o kadar çarpıcı bir dille anlatılmış ki, insan savaşın o yıkıcı gücünü en derinlerinde hissediyor. Okurken bir yandan Şevkiye’nin gücüne hayran kalıyor bir yandan da Irfan’ın o kimsesizlik hissine kahroluyorsunuz. Yine de her şeye rağmen annesini sabırla anlamaya çalışıyor ve asla suçlamıyor. Satırlar ilerlerken kendinizi Mehmet’e, Muazzez’e, Irfan’a ve babaanneye kızarken buluyor ve fakat içten içe onlarla empati kurmaya çalıştığınızı farkediyorsunuz. Acaba onları böyle davranmaya iten ne oldu? Savaş, kıtlık, yokluk ve kayıplarla dolu yine de umut etmekten asla vazgeçmeyen güçlü bir hikaye. Bir puanı ise geride kalanlara ne oldu sorusunun ve İrfan’ın esas hikayesinin arafta kalması nedeniyle kırdım. Sonsöz ile az çok bilgi ediniliyor ama gönül isterdi ki onları da okuyalım. Kesinlikle tavsiye ediyorum ve hatta mutlaka dizisi çekilmeli diyorum! Okuyacaklara şimdiden keyifli saatler!
Bir Türk Ailesinin Öyküsüİrfan Orga1000Kitap