Harika
Puan vermedi·352 syf.··
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 13:51
Gerçekten kesinlikle okunması gereken bir kitap farklı bşr bakış açısı kazandırdı ve elimizden geleni yapmazsam güzel ülkeminde böyle olacağına dair korkularım gelmeye başladı aslında coğu sömürge altındaki topraklarla aynı hikaye sadece biraz farklı sonun mutlu bitmesini gercekten umut etmiştim ama bu yazarın bir özeliği tekrar söylüyorum kesinlikle tavsiye ederim
Duygu ve Düşünce
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,5bin okunma
9/10
·432 syf.··
2026 5. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:20
Eğer kendi çapımda her Türk gencinin okuması gereken kitaplar başlıklı bir liste hazırlamam gerekseydi kesinlikle bu listenin başlarına bu kitabı alırdım. Yıllarca Osmanlı'nın yıkılmasında en büyük etkene sahip olan ajanın Lawrence olduğu söylendi ve anlatıldı bize, nitekim payı da var lakin dönemin cinsiyetçi tavrını da düşünürsek Gertrude Bell'in Lawrence'dan çok daha ciddi ve kritik öneme sahip olduğunu fakat yeterince tanınmadığını anlamamız gerekir. (Kitapta da zaten bu konuya değinilmiş.) Kitapta Gertrude Bell'in hayatı ve faaliyetleri ciddi bir şekilde ele alınıp inceleniyor fakat sanılanın aksine eser sadece bir biyografi kitabı değil. Dönemin Orta Doğusu, Osmanlı Devleti'nin son dönemleri, İngilizlerin Orta Doğu üzerindeki emelleri, dönemin Arap Şeyhleri ve aralarındaki iletişimler, Türklerin ve Osmanlı'nın bölgedeki durumu, Kürt meselesi, Kral Faysal ve Irak da ciddi şekilde kaleme alınmış. İngilizlerin Orta Doğu'yu adım adım nasıl parçaladıklarını ve sömürge haline getirdiklerini çok net bir şekilde görebilirsiniz. Kitabı okuyup bitirdiğinizde 100 yıl önce Orta Doğu'da yapılanların bugün hala farklı piyonlar üzerinden aynı şekilde ülkemizde ve bütün Orta Doğuda uygulandığını görüyorsunuz. Günümüz Orta Doğusunu da anlamak için güzel bir eser.
Sınırları Çizen KadınTaha Niyazi Karaca · Kronik Kitap · 2018284 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Anti hümanizm savunması?
4/10
·328 syf.··
2026 16. kitabı
İlk defa bir klasik eseri beğenemedim. Irkçılık, sömürge yanlılığı, sınıf ayrımı, anti-hümanizm hepsini alt metninde barındırıyor. Büyük bir heyecanla başlamıştım ama bu unsurlar hayal kırıklığına uğramama sebep oldu. Bütün bir hikayenin babamın sözünü dinlemedim o yüzden bunlar başıma geldi??? anlatısı üzerine kurulması çok can sıkıcı. Andersen masalları gibi hissettirdi. Kitabın yayınlandığı dönemin bakış açısını tam olarak bilemiyorum ama fazlasıyla bir din güzellemesi var romanda. Hatta bütün roman bunu övmek için yazılmış gibi geldi. Tabi dönemine göre böyle bir eser yazmak büyük bir başarı olsa da günümüzde bu kadar kırıcı bir roman okumak çok zor. İngiliz yazarların sömürge yanlısı bakışlarıyla romanlarda karşılaşmaya alışık olsam da bu romanda çok fazla hoş karşılanmayacak görüş var. Ayrıca hiç akıcı veya sürükleyici değildi. Kirabın tek beğendiğim yanı şartlarına karşın öldürme yetkisi olup olmadığını sorguladığı paragraftı. Hem felsefik hem de o döneme göre çarpıcı bir görüş. Hikayenin oradan sonra daha iyiye evrilmesini ummuştum ama öyle olmadı. Bilemiyorum belki zaten hepsi bir yergi üzerine yazılmış ta olabilir, dediğim gibi dönemini ve ya yazarın motivasyonunu bilmiyorum ama okuduğum kadarıyla tam tersi hissini verdi.
Robinson CrusoeDaniel Defoe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
Puan vermedi·62 syf.··
2026 136. kitabı
Bırakmışlardı bebeği yemliğe Orada sevecen malların koynun Her nevi soğuk ve tehlikeden azade "Değildi aynısı reva benim yavruma, (Yavruma! Yavruma!)" "İyi midir ki şimdi oğlum, biraz olsun iyi mi?" Bekledi durdu anneciği, dilinde dua her daim. "Zira ben ne onun nasıl düşüp incindiğini Ne de son istirahatgâhını bilirim." Kitabın ilk başında yazarla ilgili epey bilgi verilmiş ve aslında onun hayata karşı bakış açıcısını görüyorsunuz. Dolayısıyla bu bakış açısı şiirlerine de yansımış. Beni ise en çok etkileyen oğlunu cephede kaybettikten sonra yazdığı ‘Doğum’ şiiri oldu. Yaşadığı olumlu ya da olumsuz deneyimler üzerine belki de satır aralarına bıraktığı her şey onun iç dünyasını yansıtıyordu. Bu bir çok zaman tepkilere neden olsa da ve gerçek anlamda yüksek sesle konuşulmasa da, kendisi ile ilgili yazılanlardan bunu anlıyoruz. “Beyaz Adamın Yükü”, sömürgecilik tarihini, sömürge düşünceyi ve Batı merkezli üstünlük anlayışını incelemek isteyenler için önemli bir tarihi belge olarak da değerlendirilebilir. Eser, yalnızca edebi yönüyle değil, yazıldığı dönemin siyasal ve kültürel zihniyetini yansıtması bakımından da dikkat çekiyor kesinlikle. Öznel yoruma oldukça açık tarafı ile de yoğun bir eleştiri yapabilirsiniz kendinizce.
Beyaz Adam'ın YüküRudyard Kipling · Fihrist Yayınevi · 20262 okunma
Siyah Deri Beyaz Maskeler Üzerine
Puan vermedi·280 syf.·
2026 49. kitabı
Siyah Deri Beyaz Maskeler, insanın kendi bedenine yabancılaştırılmasının kitabı. Irkçılığı yalnızca dışarıdan gelen bir aşağılama olarak değil, insanın içine yerleşen, dilini, arzusunu, aynaya bakışını, aşkını ve kendilik duygusunu bozan bir düzen olarak ele alıyor. Bu yüzden metin, sömürgeciliği sadece toprakların işgaliyle açıklamaz; asıl işgalin insanın zihninde, teninde ve sesinde başladığını gösterir. Kitapta dil meselesi merkezi bir yerde duruyor. Zenci ve Dil bölümünde, sömürgeleştirilmiş insanın Beyaz dünyanın diline yaklaşarak kendisini kabul ettirmeye çalışması anlatılır. Dil burada yalnızca konuşma biçimi değil, insan sayılma iznidir. Kendi diliyle konuştuğunda aşağılanan, Beyazın dilini iyi konuştuğunda ise taklitçi görülen insan, daha en baştan çıkışı olmayan bir koridora yerleştirilmiştir. Siyah Kadın-Beyaz Erkek ve Siyah Erkek-Beyaz Kadın bölümleri, aşkın bile sömürge düzeninden bütünüyle bağımsız kalamadığını gösterir. Mayotte Capécia, René Maran ve Jean Veneuse üzerinden kurulan çözümlemelerde arzu, yalnızca kişisel bir duygu olmaktan çıkar; kabul edilme, yükselme, beyazlığa yaklaşma ve eksik bırakılmış benliği onarma isteğiyle birleşir. Bu bakımdan kitap rahatsız edicidir, çünkü en mahrem görünen yerde bile tarihin soğuk elini gösterir. Octave Mannoni ile hesaplaşma ise metnin en önemli damarlarından biridir. “Bağımlılık kompleksi” düşüncesine karşı yazar, aşağılık duygusunun sömürgeleştirilmiş insanın doğasında bulunmadığını, tarihsel ve ekonomik şiddet tarafından üretildiğini söyler. Böylece suç bireyin içine değil, onu o hale getiren yapıya çevrilir. Bu nokta kitabın gücünü artırır; psikoloji, kişisel zayıflıkların dar odasından çıkar, tarih, ekonomi, okul, devlet, dil ve gündelik aşağılama ile birlikte düşünülür. Kitap boyunca
1000Kitap
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016690 okunma
(Kalanda ve gidende bıraktığı izlerle)TERKEDİŞ!!
Puan vermedi·331 syf.··
2026 8. kitabı
Abdulrazak gurnah’ın her karakterde ilmek ilmek ördüğü kitaba da ismini veren terkediş öyküsü, aslında irdelenen, bıçak altına alınan şey terkediş adı altında terkedişin patolojisidir. Gidende ve kalanda bıraktığı etkilerdir. Bunu duygusal terkedişler kadar siyasi zorlamaların ışığında da yapıyor ve muhtemeldir ki eser kendi yaşamından da çok derin izler taşıyor . Kendisi de 20 yaşında ülkesini terketmek durumunda kalmış biri. Gittiği yerde postkolonyal edebiyat üzerine yazmış araştırmış ve bu alanda önde gelen kişilerden. Sömürge toplumları üzerine kişilik analizlerini çok gerçekçi bir üslupla anlattığını anlattığı karakterden şeyleri kendinize ve yaşamınızda hissederek anlıyorsunuz. Hasıli bir solukta okunan, okunması da gereken tavsiye edilesi güzel bir kitap. Önerilir!
Edebiyat
TerkedişAbdulrazak Gurnah · İletişim Yayınları · 2016291 okunma