Bir kitap okurken bile sayfanın ortasında senin yüzünü görüyorum üstelik de eskiden gördüklerim gibi bulanık değil, son derece berrak ve canlı olarak. Sayfaya dokunuyorum, yüzün kayboluyor ve ben o kitabı parçalamak ve bir yerlere fırlatmak istiyorum."
Var olan biricik dünyayı değersizleştirmek için "öbür dünya", "hakiki dünya" kavramı uydurulmuştur, - bizim yeryüzü-gerçekliğimize hiçbir hedef, hiçbir akıl, hiçbir görev bırakmamak için! Bedeni hor görmek, onu hasta - "kutsal" - kılmak, beslenme, barınma, tinsel perhiz, hasta tedavisi, temizlik, hava koşulları gibi yaşamda ciddiyeti hak eden tüm şeylere ürpertici bir ciddiyetsizlikle yaklaşmak için "ruh", "tin", hatta son olarak "ölümsüz ruh" kavramları uydurulmuştur! Sağlık yerine "ruhun selameti" - yani tövbe sancısı ile selamet histerisi arasında bir folie circulaire.
Reklam
"Derdini bu harflerin aralarına serpiştirirken kendini fazla da açık etme" diyor son kez. "Bu harfleri yan yana getirip güzel güzel şeyler anlat insanlara! Ki onlar bunları okurken sahiden hikâye sansınlar her seferinde."
Sayfa 164 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Aşk dünyadaki en tehlikeli, en öldürücü duygudur dedim. Her genç insan gibi aşk konusu çok ilgisini çekiyordu, aşka mutlulukla ulaşılacak en son nokta olarak görüyordu ama sözlerim aklını karıştırmıştı . Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar, bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir; dördüncüyü atar alevlerin içine. Birini yaralar, öldürür ötekini. Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi. Çünkü dayanacak güç yoktur karşısında.Bilgiçlik taslamıyordum,aşk denen duygunun gerçek yüzünü görmesini istiyordum.Seni yönetmeye başlar, mantık kaybolur, doğru dürüst düşünemezsin bile. Birine aşık olmak, gözü bağlı olarak, bir uçurumun kıyısında yürümek demektir. Başına neler geleceğini hiçbir zaman bilemezsin. Sonu ölüm de olabilir, cinayette, intiharda. O zaman gerçek aşka ne ad verdiğimi sordu kara sevda dedim .
Kim bilebilirdi ki bizden sonraki çocukların bilgisayarlara, cep telefonlarına esir olacağını. Kim bilebilirdi o mahalle maçının son maç olduğunu?
Sayfa 160 - KDY (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık), 1. Baskı, Nisan 2022·Kitabı okuyor
Ölüm… İnanın üstesinden gelemediği, zamanını seçemediği yaşamın en acılı, son büyük gerçeği. Kim olursa olsun, yaşı ne olursa olsun, içten içe sezse de kimsenin kabullenemediği, ama katlanmak zorunda kaldığı bir olgu. Sıralısı olur mu ölümün? Herkesin kendini hazırladığı bir ölümde bile, ölümün gerçekleştiği an sırasızdır, sarsıcıdır. Böylesine beklenmedik bir ölümde ise bu sarsıntı iliklerine dek üşütüyor insanı..
Sayfa 231·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam