Sessiz Gemi Artık demir almak günü gelmişse zamandan Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden, Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal Beyatlı Yahya Kemal Beyatlı
Şiir
Sevginin masumiyetiyle doğan her ruh, nefretin tezgahında işlenir, acının süzgecinden geçerek olgunlaşır ve göçer bu diyardan. Masumiyetin ölümüyle başlar nefret, nefretin belirmesiyle anlamını yitirir her şey. Acı çektikçe ölüme yanaşır, bitsin istersin. Zaman, o muazzam öğütücülüğüyle seni de olgunlaştırır, fikirler değişir. Taş duvarlar un ufak olur, en sert omurgalar bile rüzgarda savrulur. Eriştiğin yer, ilk nefesle irkildiğin ve son nefesle sindiğin o aynı toprak olur. EREN
Edebiyat
Reklam
aslında hayat bayat ekmek ilk fiil üsluplu düşünmek buyrulan iki göze itaat etmek son eylem olmalı kin beslemek
Müzik
Tamir sırasında çıkan her yeni ses ekstra masraf demektir.
İş biter. Musluk çalışır, kapı kapanır, priz elektrik verir. Siz mutlu olursunuz. Tam o sırada usta son darbeyi vurur: “İdare eder ama komple değişse daha iyi olur.” Yani aslında hiçbir şey tamir edilmemiş, sadece sorunun bir sonraki ustaya devri sağlanmıştır.
Link paylaşımı
Link Paylaşımı tek1bilinc.blogspot.com/2026/06/zerone-... academia.edu/resource/work/1... TÜRKÇE BU MAKALE NEDEN OKUNMALIDIR? 1. Çağımızın En Temel Sorusuna Yanıt Arıyor: Gerçeklik Nedir? Kuantum fiziğinin ölçüm problemi, çift yarık deneyi, simülasyon teorileri ve yapay zekânın bilinç tartışmaları — tüm bunlar, 21. yüzyılı "gerçeklik nedir?" sorusunun yeniden sorulduğu bir çağ haline getirdi. Bu makale, bu soruya ne materyalist indirgemecilikle ne de idealist kaçışla yanıt veriyor. Gerçekliği, kendi kendini yazan ve gözlemleyen döngüsel bir üretim alanı olarak tanımlayan özgün bir ontolojik çerçeve sunuyor. 2. Fiziği, Metafiziği ve Tasavvufu Tek Bir Dilde Buluşturuyor Bu makale, Higgs mekanizması ile İbnü'l-Arabî'nin vahdet-i vücud anlayışını, Einstein'ın alan denklemleri ile Hallâc-ı Mansûr'un "Enel Hak" idrakini aynı kavramsal çatı altında birleştiriyor. Disiplinlerarası değil, disiplinler-ötesi bir sentez sunuyor: fizik, felsefe, tasavvuf, matematik ve simülasyon teorisi tek bir ontolojik mimaride buluşuyor. 3. Çalıştırılabilir Bir Ontoloji Sunuyor: Z-Engine Bu makale, soyut felsefi iddiaları çalıştırılabilir Python kodu ile destekliyor. Z-Engine, gerçekliğin döngüsel üretimini simüle eden bir yazılım çekirdeğidir. Bu, ontolojinin sadece "yorumlanan" değil, "çalıştırılan" bir alan olduğunu gösteriyor. 4. Spinoza'dan Sonra En Büyük Ontolojik Sistem İnşası Spinoza'nın Ethica'sı, gerçekliği geometrik bir kesinlikle tanımlamayı denemişti. Whitehead ve Badiou bu çizgiyi devam ettirdi. Zerone Çerçevesi, bu geleneğin en özgün ve en radikal devamıdır. Ancak Zerone, Spinoza'nın durağan simetrilerini değil, kıvrımlı, diri ve kendi kendini dönüştüren bir helezonik geometriyi esas alır. 5. "Simülasyon" Kavramını
Temkinli Cüret: Eleştiri Etiği ile Siyaset Felsefesi Arasındaki Yarık ​Karl Marx’ın kapitalizm analizi, felsefe tarihinin en büyük metodolojik ve normatif gerilim hatlarından biridir. Allen Wood ve G.A. Cohen arasındaki o meşhur "Marx ve Adalet" tartışması, bu gerilimin en çıplak halidir: Marx kapitalizmi "adaletsiz" mi buluyordu, yoksa ahlak söylemini bütünüyle reddeden soğukkanlı bir laborant mıydı? ​Bu metin, bu sorunun peşine düşerken kendi teorik sığınaklarını da sorgulayan bir eleştiri etiği ile eylemin aciliyeti arasındaki o tekinsiz yarığı ve bu yarığın ortasında yürünebilecek yegane patikayı inceliyor. ​Adalet Piyasası ve İçsel Eleştirinin Sınırı ​Yolculuk, Marx’ın kapitalist adalet standartlarına yönelttiği immanent (içsel) eleştirinin dehasını teslim ederek başlar. Marx, kapitalizmi aşkın (deneyim üstü) bir "ezeli-ebedi adalet" adına taşlamaz. Kapital’de metaların dolaşım alanını "insan haklarının gerçek cenneti" ilan eder; çünkü orada özgürlük, eşitlik ve mülkiyet kurallara göre işler. İşçi emek gücünü satar, kapitalist değerini öder. Hukuken her şey son derece adildir. ​Diyalektik çelişki, üretim alanına geçildiğinde patlar: Sorun kapitalistlerin kurallara uymaması değil, bizzat o adil görünen eşdeğer değişim formunun artı-değer sömürüsünü üretmesidir. Wood haklıdır; Marx sistemi kendi rasyonalitesiyle içeriden çökertir. ​Ancak bu stratejik dehanın faturası ağırdır. Cohen’in gösterdiği gibi Marx, ahlak söylemini burjuvazinin afyonu olarak görüp fırlatıp atarken, normatif (kural koyucu) içeriği bilimsel dilin içine gömer ve görünmez kılar. Kapital’in vampir ve kurtadam metaforlarıyla bezeli gotik dili, bu bastırılmış ahlaki infialin sızıntısıdır. ​Failliğin Yapıya Teslimi ve Sınıflandırma Terörü ​Ahlakın dilden bu şekilde arındırılması, Marksist
Felsefe
Reklam
Reklam