Ona günün son hapını veriyordum, gece saat üç için bir sonrakini bırakıp yan odada kestirmeye gidiyordum. Kulakların her sese, her harekete ve hafif iniltiye açık olduğu tuhaf bir yarı uyku haliydi. Çektiği acılara zar zor dayandığını hiçbir şekilde belli etmemeye çalıştığının farkındaydım. Her seste zıplıyordum, bazen sadece başımı odasına uzatıyordum, bazen yanında oturuyordum, ağrıkesici verip tekrar yatıyordum. Eğer etraf çok sessizse dahada kaygı verici oluyordu. Nefes alıp veriyor mu diye kulak kabartı yordum, kontrol ediyordum. Sabahları kapıyı açmak en ürkütücü işti, onu sağ bulup bulmayacağımı bilmiyordum.
Sayfa 80 - Metis Yayınları