Bundan otuz kırk yıl önce Müslümanların kafalarına çivi çakan Çinli ile, yerleşim merkezlerinin üzerine misket bombaları atan Yahudi, Afganistanlı Müslümanları napalmla yakan Kızıl Rus hep aynı insandır. Uyguladıkları teknikler, sahip oldukları teknoloji ile, okur yazar oranlarının büyüklüğü ile yüksek tahsil yapmış kişilerin çokluğu ile doğru orantılı olarak değişmekte fakat onları hep aynı "suç"ta sabit tutmaktadır.
Ne kadar dehşete kapılırsak kapılalım, öte dünyaya ve Allah'a kapılarını kapamış, kalplerini zifiri karartmış olanların, hâkim olmak, ve yalnızca kendileri yaşamak için durmadan öldürmeleri ve öldürtmeleri son bulmayacaktır. Bu vahşilerin elinden dünyayı kurtarmak, "Öldürmek zorunda kalınca güzel öldürün" emrinin sahibi İslâm'dan başkası ile mümkün mü?
Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha sahiptir!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?