Dedelerimiz Ahşap ev denen şeyi icat ettikleri gün, bir imkanı bize hazırlamışlardır. Tarihte bilhassa felsefedeki “sevep ve netice” davasının bu en iyi misalidir. Böylece ta beş asırdan beri biz, son derece de “imarcı“ bir millet olmaya hazırlanmış olduk. İstanbul mahallelerini her nesil için yeni baştan denebilecek şekilde vücuda getiren bu yirmi otuz senelik merhaleleri tarihi hadiseler hazırlarlar. Nitekim hadiseler sıkışınca bu gelişmenin de yürüyüşünü o nispette artırdığını hepimiz görmüşüzdür.
Sayfa 15 - Dergah Yayınları 16. Baskı Eylül 2016·Kitabı okuyor
Oğul, herkesin ölümü kendi rengindedir. İnsanı Allah’a kavuşturduğunu düşünmeden ondan nefret edenlere, ona düşman olanlara, ölüm korkunç düşman gibi görünür. Ölüme dost olanların karşısına da dost gibi çıkar.  | Hz. Mevlânâ
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
•| son nefese kadar ne olacağımız meçhul
Peygamberler ve onların müjdeledikleri dışında hiçbir kul, îman hususunda ayak kayması tehlikesinden kesin olarak selâmette değildir.
Erkam Yayınları
Zira her fânînin meçhûl bir zaman ve mekânda Azrâil’le karşılaşacağı muhakkaktır. Ölümden kaçılacak hiçbir mekân yoktur. O hâlde insan, vakit kaybetmeden “Allâh’a koşun...” (ez-Zâriyât, 50) hitâbından nasîb alarak, rahmet-i ilâhiyyeyi yegâne sığınak ve barınak kabul etmelidir.
Erkam Yayınları
Ölüm sessizliğine bürünmüş her mezar taşı, lisân-ı hâl ile konuşan ateşli bir nasihatçidir.
Erkam Yayınları
Bozuk Nizam
Buna göre bu manevî çözülme: - Meliklere ulûhiyet (tanrılık) yakıştırmaları, - Servet ehlinin lükse israfa, oyun ve eğlenceye dalması ve dinin unutulması, - Malın haram yollardan kazanılıp yine haram yollara sarfedilmesi, - Zulüm ve zorbalığın çoğalması, Büyük çoğunluğu itibariyle toplumun, Yüce Allah'ı unutup O'nun gönderdiği "dosdoğru din caddesi"nden sapmaları... - Ahireti inkâr edenlerin çoğalması, - İsrafın, fuhuşun, içki ve uyuşturucu kullanımının artması... Ve benzeri durumlarla kendini gösteriyordu. Kısaca, bu tür itikâdi, ahlâki hastalıklar bir yana, dinden bütünüyle nefret etmek gibi bir cereyan da başlamıştı ve günden güne artmakta idi. Nedvî'nin tesbitiyle de: Peygamber'in verdiği haberlerle, semavî kitaplarla, vahyin gökten inmesiyle, Kur'an âyetleriyle alay ve bütün mukaddeslere hakaret ediliyordu. İslam'a iman etmek kör bir taklit ve akıl düşmanlığına eş bir sapma olarak görülüyordu. Bununla birlikte o devrin idarelerinden ve siyasî düzeninden bıkkınlık da isyan ve başkaldırı sınırına ulaşmıştı. Ki o idareciler de, doğru veya yanlış, gayrisamimi şekilde dinden destek sağlamaya çalışırlar, -aynen şimdilerde olduğu gibi- onu kendi batıl görüşleri ve iktidarları için, arkasına gizlendikleri bir sığınak kabul ederlerdi. İşte bu fitne, fesat ve manevî çözülme çığırı, gittikçe büyüyerek, nihayet dalâletin son haddine ulaştığı, Moğol meliklerinden Ekber Şah zamanına kadar geldi.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Alıntı