Füruzan’ın Parasız Yatılı’sını okurken, sayfaların arasında dolaşan o küçük kızda sanki kendi küçüklüğümü, kendi çocukluğumun gölgesini izledim. Zor zamanların ortasında sadece içindeki o saf okuma hevesine tutunarak ayakta kalmaya çalışan, o hayaller adına erken yaşta büyümek ve farklı çatılar altında tek başına yürümeyi öğrenmek zorunda kalan bir çocuğun mücadelesiydi bu. Kitaptaki o buruk yalnızlık, geçmişimin saklı odalarına dokundu ve içimdeki o çocuğun sessiz çabasına bir ses oldu.
Her bir öyküyü okurken kendi çocukluk sızılarımdan parçaları satır aralarına iliştirdim. Anladım ki insan, bazen en çok sığınması gereken yaşlarda bile hayatın karşısında bir 'yatılı' gibi tek başına kalabiliyormuş. Şundan son derece eminim: Okuyan her insanın kendinden bir parça bulacağı bir öykü kitabıdır bu.