10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
O kadar güzel bir kitap ki... Kitapların altını çizmek için yeni bir fosforlu kalem almıştım; ilk olarak bu kitapta kullanmaya başladım ve şu an kalem bitti. Kitabın neredeyse yarısının altını çizdim. Bazen sanki seanstaymışım da Beyhan Bey direkt benimle konuşuyormuş gibi hissettim. Kendimden de birçok şey buldum. Son sayfalara doğru duygulandım. Dönem dönem, altını çizdiğim satırlara kesinlikle tekrar bakacağım. ​Kişisel gelişim kitaplarını sevmezdim ama doğru kitaba denk gelince aslında onlara ne kadar da ihtiyacınız olduğunu anlıyorsunuz. Okumadıysanız bence bir şans verin. Bu tarz kitaplar kendinizi fark etmenizi sağlıyor; hayat yolunda hangi yönlerin daha iyi olabileceğine dair tavsiyeler veriyor. Farkında olmadan gittiğiniz yanlış yolları, hatta tekrar tekrar denediğiniz bazı yolların hatalı olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bilen, yaşayan ve deneyimleyen insanlardan tavsiye almak da denebilir buna. Bu tarz kitaplar, "daha çok üzülme ve nasıl yaşanır öğren" ifadesini anlamanız için bir el kitabı gibi.
Kişisel Gelişim
Mutluluğu Kaybettiğin Yerde AramaBeyhan Budak · Sahi Kitap · 20216,4bin okunma
Merhamet mi Cinayet mi | Bulanık Çizgi:
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:34
Bir atın bacağının kırılması nasıl geri döndürülemez bir son ve fiziksel bir çaresizlikse, Gloria'nın ruhundaki kırıklar da tam olarak öyle. Hayat onu o kadar hırpalamış ve umutsuz bırakmış ki, yaşamak onun için bir serüven olmaktan çıkıp uzatılmış bir işkenceye dönüşmüş. Robert'in tetiği çekmesi okura soğukkanlı bir cinayetten çok, Gloria'yı o dipsiz kuyudan çıkaran nihai bir "kurtarma" eylemi gibi hissettiriyor. Kitabın en rahatsız edici ve dürüst tarafı da bu; okurken o tetiğin çekilmesini içten içe haklı buluyor insan. Enteresan ikircikli bir hal. Soluksuz devam eden dans turnuvası ve insan hallerini görmekte farklı perspektif sunuyor. #birkutukitap haziran seçkisinde...
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026537 okunma
Reklam
8/10
·248 syf.··
2026 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:22
İrvin Yalom ve Marilyn Yalom'un birlikte yazdığı Marily'in ölümcül bir hastalık sebebiyle hayatının son zamanlarını ve ölümünden sonra 13 yaşından beri onu seven İrvin'in ( kitap yazıldığında yazar 88 yaşındaymış) yaşadığı yaş sürecini anlatan bir kitap. Ben yazarları ayrı ayrı değerlendirmek istiyorum. Marilyn Yalom un dili inanılmaz iyidi, bu yazarı bu kadar zaman nasıl tanıyamadım nasıl okumadım diye hayıflandım resmen. Araştırma yaptığımda yazarın normalde farklı kitapları da olmasına rağmen Türkçe'ye iki üç tane kitabının çevrildiğini gördüm:( (şaşırdık mı!) İrvin Yalom'u uzun yıllardır okumamıştım onun bakış açısını aktarma tarzını ince ince aklınızda yer eden kalıpsal cümlelerini özlemişim. Özellik Marily'in öldükten sonra kendi kitaplarından destek alması, terapiye başlaması ve yazdığı o baş edilemez depresyon, boşluk hissi bence özellikle psikiyatri alanında çalışsak bile yaş sürecinde baş etmede zorlanılacağının açık kanıtlarından olmuş.
Ölüm Kalım MeselesiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2022647 okunma
10/10
·384 syf.·
2026 175. kitabı
Her şey köprüdeki bir adamla başladı. Ama bu o adamın hikayesi değil. Başarısız bir banka soyguncusu, yolun karşısındaki bir daireyi görmek için gelen insanları ve evi satmaya çalışan emlakçıyı yanlışlıkla rehin alınca işler karışır. Üstelik bu olayı çözmeye çalışan baba oğul polislerin sorunlu ilişkisi de durumu iyice zorlaştırmaktadır. Tüm saçmalıklarıyla son derece sıradan insanların polis sorugularını, hayatlarındaki önemli anları ve olay sırasında yaşadıklarını oldukça karmaşık ama bir o kadar da düzenli bir olay örgüsü içinde okuyoruz. Uzun süredir bu kadar iyi yazılmış karakterler okumamıştım. Anlatım muzip, duygusal ve tam anlamıyla muhteşem. Okurken çok keyif aldım.
Endişeli İnsanlarFredrik Backman · Kairos Kitap · 2024880 okunma
Farklı çatılar altında erkenden olgunlaşmak
Puan vermedi·171 syf.·
Füruzan’ın Parasız Yatılı’sını okurken, sayfaların arasında dolaşan o küçük kızda sanki kendi küçüklüğümü, kendi çocukluğumun gölgesini izledim. Zor zamanların ortasında sadece içindeki o saf okuma hevesine tutunarak ayakta kalmaya çalışan, o hayaller adına erken yaşta büyümek ve farklı çatılar altında tek başına yürümeyi öğrenmek zorunda kalan bir çocuğun mücadelesiydi bu. Kitaptaki o buruk yalnızlık, geçmişimin saklı odalarına dokundu ve içimdeki o çocuğun sessiz çabasına bir ses oldu. Her bir öyküyü okurken kendi çocukluk sızılarımdan parçaları satır aralarına iliştirdim. Anladım ki insan, bazen en çok sığınması gereken yaşlarda bile hayatın karşısında bir 'yatılı' gibi tek başına kalabiliyormuş. Şundan son derece eminim: Okuyan her insanın kendinden bir parça bulacağı bir öykü kitabıdır bu.
Parasız YatılıFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 20195,2bin okunma
10/10
·724 syf.··
2026 44. kitabı
·
156 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:32
Tutunamayanlar’ı ikinci kez bitirdim. İlk okuyuşumun üzerinden yıllar geçti. O zamanlar yirmili yaşlarımın başındaydım. Şimdi ise otuz yaşıma yaklaşırken tekrar okudum. Ve dürüst olmak gerekirse aynı kitabı okumadım. Çünkü kitabın kendisi aynı kalsa da onu okuyan kişi aynı değildi. İlk okuduğumda zorlanmıştım. Karmaşık gelmişti. Uzun cümleler, bitmek bilmeyen düşünceler, kimin konuştuğu belli olmayan bölümler… Daha çok kitabın yapısıyla uğraşmıştım. Bu kez yapıya değil insanlara takıldım. Daha doğrusu Selim’e. Selim Işık hakkında ne hissettiğimi hâlâ tam olarak açıklayamıyorum. Çünkü bir noktada onu anladım, bir noktada ona kızdım. Bazen ona sarılmak istedim, bazen de omuzlarından tutup sarsmak. Ağzının üstüne bir tane çarpıp ne yapıyorsun sen diye bağırmak. Bazı bölümlerde onun acısını hissettim, bazı bölümlerde kendine ve çevresindekilere yaptığı haksızlıklara öfkelendim. Kabul ediyorum birazcık toksik bir karakter selim. Ama onu bu kadar gerçek yapan şey de bu bence. Çünkü Selim sadece anlaşılmamış bir insan değil. Aynı zamanda anlaşılmayı zorlaştıran biri. Sadece toplumun dışına itilmiş biri değil; bazen kendi kendini de dışarıda bırakan biri. İnsanları eleştiriyor ama kendisine de hiç merhamet göstermiyor. Kendine karşı öylesine acımasız ki bir süre sonra insan onun bu haline üzülmekle kızmak arasında gidip geliyor. Üzülsem mi kızsam mı şaşırdım. Kitap boyunca birçok kez Haklısın Selim dedim.Bir o kadar da Ama bunu kendine sen yapıyorsun. Hakediyorsun dedim. Belki de bu yüzden sadece Selim’i sevdim demek doğru olmaz. Onu sevmek bir yana daha çok hissettim. Sanki gerçek hayatımda var olan bir tanıdığım bir arkadaşım gibiydi. O yüzden Selim’i kaybetmenin hüznü bu kadar ağır çöktü üstüme.. Romanın merkezinde Selim var gibi görünse de aslında benim için kitabın asıl
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Reklam
Reklam