Borsacı Katibi – Detaylı Özet (Spoilerlı) Borsacı Katibi, Sherlock Holmes'un çözdüğü en ilginç dolandırıcılık vakalarından biridir. Hikâyede cinayet değil, zekice hazırlanmış bir sahtekârlık planı vardır. Olayın Başlangıcı Hikâye, işsiz bir borsacı kâtibi olan Hall Pycroft'un Sherlock Holmes'a başvurmasıyla başlar. Pycroft, Londra'da saygın bir borsa şirketinde iş bulmuştur. Maaşı da oldukça iyidir. Tam işe başlayacağı sırada kendisini Arthur Pinner adlı bir adam ziyaret eder. Pinner, Pycroft'un finans piyasalarındaki yeteneğini öve öve bitiremez ve ona çok daha yüksek maaşlı bir iş teklif eder. Bu teklif o kadar caziptir ki Pycroft şaşırır. Üstelik Pinner, işe başlamadan önce ona avans para verir. Ancak bazı garip şartlar da öne sürer: Eski işverenine istifa ettiğini bildirmemesini ister. Kendi el yazısıyla çeşitli belgeler yazdırır. Yeni iş için Birmingham'a gitmesini söyler. Bu durum Pycroft'un içine şüphe düşürür ve Holmes'tan yardım ister. Birmingham'daki Gariplikler Holmes, Watson ve Pycroft birlikte Birmingham'a giderler. Pycroft'un çalışacağı şirketin ofisi son derece bakımsız ve boş görünmektedir. Büyük bir şirketten çok terk edilmiş bir depoyu andırır. Burada Pycroft, şirketin yöneticisi olduğunu söyleyen başka bir adamla tanışır. Fakat dikkatli bakınca onun Arthur Pinner'a çok benzediğini fark eder. İki adam kardeş olduklarını söylerler. Ancak Pycroft küçük bir ayrıntı yakalar: Her ikisinin de ağzında aynı yerde bulunan altın kaplama diş vardır. Holmes hemen sonuca varır: Ortada iki kardeş yoktur. Aynı kişi farklı kılıklara girerek iki ayrı insan rolü oynamaktadır. Planın Ortaya Çıkışı Bir süre sonra sahte şirket yöneticisi gazetede bir haber okur ve büyük bir paniğe kapılır. Hatta kendini asarak intihar etmeye çalışır. Holmes ve Watson son anda onu
Alıntı
Hayır ne kadar aşağılara düşersem düşeyim, ben bir dinsiz değilim ve Tanrı benim kendisine inandığıma tanıktır.
Sayfa 121·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Ya da geçmiş zamanda olan ben miyim?..
Neden bu geçmiş zaman? Beni ona yaklaştırıyor muydu? Bana ona karşıdan ve şimdide, ama bir aynada bakma gücü vererek onu daha kavranabilir mi kılıyordu?..
Alıntı
Tahta çıktığı gün idam ettirdiği şehzade­lerden en küçüğü geldi aklına. Onunla en son burada karşılaşmış, şakalaşmışlardı. Birden onun sesini duyar gibi oldu; gittikçe öfkelenen ve ilenen bir ses . . . "Ömrünün bereketini görmeyesin Murat! " Şehzadenin ahı tutacakmış gibi hisset­ti. Belki de şehirde bir isyan başlamıştı?
Son yargıdan söz ediyordunuz . Bırakın da saygıyla güleyim buna. Gözümü kırpmadan bekliyorum onu. Daha kötüsünü tanıdım ben, insanların yargısını. Onlar için hafifletici nedenler yoktur, iyi niyet bile suç olarak düşünülür.
Şahsına yönelmiş yüzeysel bir bakış, kav­ranamaz bir tehdit karşısında bırakıyordu onu san­ki. Onu olduğu yerde bulabilen derin bakış, canını sıkmıyordu, daha az sıkıyordu. Orada çok hafif, çok kaygısız, çok dalgındı. Orada ona ulaşabilmiş olanı ve onda neye ulaşılmış olduğunu bilmiyo­rum..
Alıntı
Reklam
Reklam