8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:09
Georgi Gospodinov’un Bahçıvan ve Ölüm kitabı yazarın babasının hastalığı ve ölümü etrafında şekillenen, derin bir yas ve yüzleşme anlatısıdır. Kitap bir yandan yazarın kişisel hatıralarından parçalar sunarken bir yandan da ölümün doğasına dair felsefi bir düşünme alanı açıyor.    Hikâye, yazarın bahçıvan olan babasının kanser teşhisi almasıyla başlar. Hastalık ilerledikçe baba giderek zayıflar; yürüyemez, konuşamaz, yemek yiyemez hâle gelir. Gospodinov, babasının bedenindeki bu çözülmeyi tıbbi raporlar, epikrizler, doktor notları ve günlük gözlemlerle iç içe aktarır. Baba için en büyük sığınak, her zaman olduğu gibi bahçedir. Toprak, çiçekler, lale ve soğanlar yaşamın döngüsünü hatırlatır. Baba da bu döngünün içinde kendi sonunu hisseder. Oğul ise bahçeyi ve babanın anlattığı yaşam hikâyelerini bir hafıza kütüphanesine kaydeder. Sonunda baba ölür; fakat bahçesi, sözleri, kokular, meyveler ve küçük aile hikâyeleri yaşamaya devam eder. Gospodinov, babasının ölümünden sonra yazıya tutunarak hem onun ölümünü hem kendi yasını anlamlandırmaya çalışır. Kitap, ölümün yalnızca bir son olmadığını; aynı zamanda bir ilişki, bir hatırlama ve bir sorumluluk biçimi olduğunu anlatır. Metin sona doğru gittikçe daha yoğun hissedilen sessiz, hüzünlü ve çarpıcı bir baba-oğul vedasıdır. Bahçıvan ve Ölüm sade ama etkileyici diliyle melankolik üslubun en güçlü kitaplarından biri kabul ediliyor.
1000Kitap
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
Beklentiniz yoksa, korku hikayelerini de seviyorsanız...
8/10
·224 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 00:00
Okunur ama daha çok çocuklar için tabii. Çocuk dediğim de ortaokullu-liseli yaş aralığındaki ergenliğe yeni girmiş çocuklar. (12-14 yaş) Yaklaşık 8 yıl önce serinin 2.kitabını ortaokulumuzun kütüphanesinde okumuştum ve bayağı etkilemişti beni. Korkutmamıştı ama bir miktar rahatsız etmiş, Korku türüne ilgimi pekiştirmişti. Özellikle de sonuyla beğenimi kazanmıştı. Nostalji amacıyla bu sefer tüm seriyi okuyayım dedim. 1. Kitap büyümemden midir, bazı hikayalerin konularının diğer bölümlerle kıyasla tekrar ediyormuş gibi hissetirmesinden (hipnoz edilme, ele geçirilme) midir bilemem sıkıldığım yerler oldu. En güzel kısmı yine son bölümdü. Diğerleri vasat. En sevmediğim diğer kısmı hikayelerin çoğunun sanki yarıda kesilmiş olması. İnsan okurken beklentiye giriyor, haliyle sonuç da bekliyor. Öykü birden bitince hikaye önemini yitirmiş oluyor gözümde. (Yazar son yazmayı umursamamış ben neden hikayeyi umursayayım ki?) Neyseki son kısımda olmadı da kurtardı. Montague'nin hikayesi anlatılmaz diye çok korkuyordum. Böyle anlattım ama...Ama Türkiye'yi içeren bir bölümü var o yüzden 8/10 veriyorum Kısa korku öyküleri sevenler bakabilir. (Beklenti olmadan okuyun.) Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri
Montague Amca'nın Dehşet HikayeleriChris Priestley · Tudem Yayınları · 2009229 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çok güzeldi
10/10
··
Beğendi
Selam kitap dostlarımm Bugün sizlere duygu dolu, samimi ve sıcacık bir kitapla geldim. Demli Keder, kimi zaman şiirlerin dizelerinde, kimi zaman kısa hikâyelerde, kimi zaman da duygu dolu mektupların satır aralarında karşımıza çıkan bir iç yolculuk. Bu kitapta kendinizden mutlaka bir parça buluyorsunuz. Bazen özlemin içinde, bazen yalnızlığın kıyısında, bazen de hayatın telaşı arasında kaybolmuş duygularınızda... Yazar; farkındalık, kabulleniş, sevgi, mutluluk, sadakat, yalnızlık ve insan ilişkileri üzerine içtenlikle kaleme aldığı yazılarla okuru kendi dünyasına davet ediyor. Günümüzün bitmek bilmeyen koşuşturmacasında durup nefes almayı, kendimizi dinlemeyi ve hayatın küçük güzelliklerini fark etmeyi hatırlatıyor. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri, sohbet eder gibi ilerleyen anlatımı oldu. Sanki yazar karşınıza geçmiş, bir fincan çay eşliğinde içini döküyor ve siz de onun en yakın sırdaşı oluyorsunuz. Özellikle günlük yaşamın içinde fark etmeden kaybettiğimiz sakinliğimizi, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken unuttuğumuz dinlenme ihtiyacımızı anlatan bölümler oldukça etkileyiciydi. Kitap; kısa yazılarla başlayıp şiirlerle devam ediyor, ardından duygu yüklü mektuplarla son buluyor. Şiirlerde ise aşk, özlem, bağlılık, umut, yalnızlık ve içsel sorgulamalar ön plana çıkıyor. Sevilen bir insana duyulan derin sevgi, geçmişte kalmış aşklar ve insanı hayata bağlayan küçük umutlar satırlara yansıyor. Yazarın dili oldukça sade ve akıcı. Bazı sayfalarda yer alan görseller de kitaba ayrı bir güzellik katmış. Yarım kalmış cümleler, söylenemeyen duygular ve sessizliklerin arasına gizlenmiş hisler, kitabın ruhunu oluşturan en önemli unsurlardan biri. İçten, samimi ve duygulara dokunan kitapları seviyorsanız, Demli Keder'e mutlaka bir şans vermenizi öneririm.
Demli KederBeyhan Keskin · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 20260 okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 31. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2025 17:07
#yenişehirdebiröğlevakti son derece komplike bir kurguyla doğrudan bir ideolojiyi dikte etmeden; kavak motifi etrafında farklı sınıflardan yabancıların yollarını kesiştiren katmanlı ve düşündürücü bir anlatı.
Yenişehir'de Bir Öğle VaktiSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20122,968 okunma
Reşat Nuri Güntekin~Son Sığınak
8/10
·231 syf.··
2026 16. kitabı
Reşat Nuri Gültekin’in,ölümünden dört sene sonra yayınlanmış,her ne kadar yaşama hevesi kalmamış bir tiyatro kâfilesinin,gerçekleştirdiği Anadolu turnesini konu alsa ve grubun zamanla bir aileye dönüşümünü aktarsa dahi genel olarak Anadolu’daki yıkımı,bilgisizliği ve dönemin ekonomik yoksulluğunu gözler önüne seren bir eser. Metni Okumayanların Okuma Zevkini Etkileyebilecek İnceleme Bu kısımlara örnek verilecek olursa:Tiyatronun halkın ahlakını bozduğunu iddia eden kaymakama,grup üyelerinden biri bir hadis uydurarak, sırf o bölgede tutunabilmek için,Hz.Muhammed’in tiyatroyu çok sevdiği ve sıklıkla tiyatro seyretmeye gittiği yalanını ortaya atıyor.Veya kendini hoca olarak tanıtan bir grup üyesi,halkın cehaletini kullanarak,onlardan faydalanıyor.Dönemin ekonomik zorluklarına da değiniliyor.Örneğin grup,piyeslerin tutulmaması gibi nedenler yüzünden,onları yüzüstü bırakıp giden finansörler olmadan,zarzor ayakta kalabiliyor.Pek çok şehirdeyse,piyeslerin oynanabileceği salonlar bulunmuyor.Valiler,kaymakamlar,sürekli başka bölgelere tayin oluyor.Sözde herkes,sanatı,tiyatroyu destekliyor.Yöneticilerin vaadleri havada uçuşuyor,lakin iş icraate gelince, hiçbiri elini taşın altına koymuyor.Bu yokluk sebebiyle grup,borçlar alıyor,kaçakçılara bulaşıyor.Metin,binevi yazarın,Anadolu gezisinden elde ettiği gözlemler üzerine kurulu.Tekrara çokça kez düşüyor,akıcılık yer yer değişiyor.Bitirişse biraz düşük kalıyor.Onca beklenti boşa gidiyor.Gözüme çarpan bir diğer hataysa,karakterlerin belirli bir kimliği olmaması.Karakterlerin bulaştığı pis işler,bazen rahatsız edici düzeye varıyor.Bu yüzden onların yaşadığı zorluklarda,empati kurma şansımız azalıyor.Bir ön yargı ortaya çıkıyor.Kitabın başlığı,ana fikre tam uymuyor.Çünkü her ne kadar ilk yüz elli sayfada,Kanal Seferi sırasında esir
Edebiyat
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 1992488 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:10
Selamlar Haziranın ortalarına gelirken koşturma, ameliyat,Lgs süreci derken bu ay beni çok etkileyen iki güzel kitap ile geldim #muhabbet kitabında hayatının son dönemlerini yaşayan Sybil adında yaşlı bir kadının her sabah masasının başına geçip yazdığı mektuplardan oluşuyor.Ahh canim Sybil Kardeşinden en yakın arkadaşına, bahçecilik kulübünden editörlere kadar herkese yazıyor.. Dünyaya karşı ördüğü bu mektup duvarının ardındaki o 30 yıllık inzivada saklı...Her mektupta yeni bir sırrın, eski bir pişmanlığın kapısını araladim.. parçaları yavaş yavaş birleştirdim.. ​Tamamı mektuplardan oluşan kitapları okumak aslinda zordur ama bu o kadar akıcı, o kadar içten ki... Sybil'ın vicdanıyla ve geçmişiyle yüzleşmesini izlerken, insanın kendi içime döndüm acaba dedim ben kendimi affedebildim mi ..Şu sıralar ruhuma dokunan edebi tadı yüksek ama bir o kadar da sürükleyici bir psikolojik yüzleşme arıyordum ve cok severek okudum.Kitap @aprilyayincilik tan
Edebiyat & Roman
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202669 okunma