[Peygamber] Efendimiz (s.a.s.)'in dua edilmesini tavsiye ettiği bazı zamanlar şunlardır: ● Gecenin son üçte birlik kısmında, ● Cuma günleri ezan ile kamet arasında, ● Zulme uğradığı zaman mazlumun duası, ● Yağmur yağarken, ● Oruçlunun iftar öncesi, ● Kadir Gecesi, ● Seher vakitlerinde, ● Namaz sonlarında.
Sayfa 19 - Siyer Yayınları, 16. Baskı, Ekim 2022·Kitabı okuyor
İkimiz de mi dalmıştık yoksa? Ömer bizi.. annesini çoktan beri mi çağırıyordu? Ben Hurrem'den daha evvel duymuş, daha evvel fırlamıştım, fakat Ömer'in üstüne eğiliverip: "Söyle canım!" diyen o oldu. Ömer sadece, anne deyip başka bir şey demiyordu, başka bir şey demiyor, bir bardakçık su olsun istemiyordu. Elektrik ışığı artık çok kuvvetli, çırılçıplak ve kör edecek kadar kuvvetliydi. Ve ben Ömer'e bakıyordum: Bir defacık da, baba demesini benden futbol ayakkabısı, maç için izin, polis romanları almak için para istemesini, benden bir lira, beş lira, beş bin lira istemesini bekliyerek, hırsla bekliyerek bakıyordum. Ve karım, kolunu onun başının altına koymuş: "Ömer, söyle canım, ne istiyorsun Ömer, beni çağırdın" diye soruyor, Ömer'in ondan canını istemesine hazır soruyordu. Fakat Ömer, bir bardakçık su bile istemez ki... Ömer ancak, anne diyebilir; fazlasına takati yok ki... Dudakları soluk, kuru ve çatlak. Yüzü, zayıflamış ve minimini kalmış olan yüzü, ardında çıralar tutuşmuş bir tülbent gibi kırmızı. Gözlerinin altı çürümüş, gözleri çökmüş. Ömer bu mu? Mahalle takımının santrforu Ömer, Fevzipaşa Mektebînin ele avucu sığmaz Ömer'i, akranlarını top gibi yere vuran Ömer bu mu? Yarının elektrik mühendisi, yarının kaşifi Ömer bu mu? Karım ayağa kalkmadan, çılgın gibi dönerek bacaklarıma sarıldı ve boşanıverdi: Sarsıla sarsıla hıçkırıyor ve: "Bitti, bitti, artık bitti!" diye inliyordu. Beni kendime, ancak bu getirebildi: _ Ne yapıyorsun Hurrem, çocuk musun sen.. ya Ayla da uyanırsa, dedim.
Sayfa 65·Kitabı okuyor
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ve sanki kendimi tekrarlıyorum durmadan Bir sarmaşığın son yaprağı gibi.
Semaverin suyu kaynamaya başlamıştır. Mangaldaki kömürler olmuştur. İçeri taşınırız. Çayı daima ben demlerim; karım sofrayı hazırlar, ekmeği Ömer'le Ayla kızartır. Kaynıyan suyun mes'ut sesi, çay kokusundaki sükün, bardakların şeker konurken çıkardıkları neşeli çınçınlar, Ömer'in futbol maçlarına veya elektrik mühendisliğine dair savurduğu palavralar, Ayla'nın ona karşı hayranlığı ve benim dudaklarımda Haşim'den son mısralar. Biz, işte güne her sabah, her sabah böyle gireriz. Her sabah böyle girerdik. Fakat...
Sayfa 60·Kitabı okuyor
''Her şeyin en önemli noktası başlangıcıdır.”
Sayfa 89·Kitabı okuyor
Depresyonun kafasını karıştırdığı, akrep burcunda doğmuş olan Sylvia Plath ateşle oynuyordu. Başını o fırına soktuğunda hayatını bitirmeyi değil kurtarmayı düşlüyordu: Sabah kendisini kurtarmaları için eve birinin gelmesini ayarlamış, doktorun adını bile bir nota yazıp masanın üzerine bırakmıştı. Her zaman açık duran apartman kapısı kapalı olmasaydı, gaz alt kata sızıp zaten sağır olan komşunun uykusunu daha da ağırlaştırmasaydı, saat 9'da eve gelmek üzere ayarladığı Avustralyalı bakıcı polise haber vermekte elini biraz daha çabuk tutsaydı kurtulacaktı. İçeri girdiklerinde bedeni hâlâ sıcaktı. Aynı hafta 99 kişi daha hayatına son vermişti. Bugünden bakınca görünen o ki, Sylvia bir kumar oynamıştı, bütün olasılıklar üst üste geldi ve kaybetti. Sonra Sylvia'nın intihar eden genç kadın, şair-kurban olarak hayatı başladı ve bu hayatı neredeyse eskisinden daha canlıydı.
Sayfa 506 - Dahiler ve Aşkları diye başladım, Gassal senaryosu çıktı kitap.·Kitabı okuyor