Devrik cümle, son yılların en önemli dil sorunlarından biri oldu.
Dil özelleşmesi gibi, devrik cümle de, Ataç'ın öncülüğünde, genç yazarlar arasında yaygınlaştı. Dilin anlatım gücünü çeşitlendirmesi bakımından, bunun çok yararlı bir davranış olduğuna inanıyorum. Ne var ki, genç kuşakta Ataç'ın bilgi, tecrübe ve ustalığından yoksunluk, bir de gençlikten gelme aşırılık hevesi, kimi zaman, yazı Türkçemizi azınlık Türkçesi kılığına sokuyor. Bunu örnekleriyle belirtebilmek için, biri bir hikâyeden, öbürü bir gazete röportajından aldığım iki parçayı, Orhan Kemal'in Murtaza romanındaki Pomak Murtaza'nın dili ile karşılaştıralım
Murtaza şöyle konuşur:
Gördüm ben kurs, aldım çok sıkı terbiye büyüklerimden, hem de taktirname...
Var bu favrikada bir gece kontrolu, derler ismine Nuh, olur benim hemşerim, lâkin diyildir istediğim evsafta, göremez disiplinli vazife...
Gittim sizin kumser Beye, ettim rica, dedim varsa senin kadroda bu evsafta sıkı bir arkadaş, veresin bana!... Demiş var bende bu evsafta bir arkadaş müdürüm. Lâkin veremem onu sana. Çünkü direğidir karakolumun.
Yapardım bir tarihte bekçilik istasyonda. Çünkü bozulmuştu istasyonda disiplin, görmüştü âmirlerim lüzum buna... (1)