Hayat, 1 saniyeden ibarettir. Tıpkı ilk ve son nefes gibi.
Duygu ve Düşünce
`quentin tarantino` amerikan sinemasının en özgün ve etkili yönetmenlerinden biridir. kendine has tarzı, genellikle şiddetli, keskin diyaloglar ve pop kültürüne göndermelerle tanınır. film anlatılarını sıklıkla doğrusal olmayan bir şekilde kurar ve türler arasında geçiş yaparak, klasik sinemaya modern bir bakış açısı getirir. tarantino'nun filmleri, şiddetin estetik bir araç olarak kullanılması ve diyalogların ön planda olduğu, anlatıma dayalı bir sinema tarzı ile tanınır. sinemaya olan sevgisi ve tarihi sinemaya olan derin bağlılığı, onu çağdaş sinemanın en önemli figürlerinden biri haline getirmiştir. `quentin tarantino`'nun sinemadaki etkisi, özellikle sinematografik anlatım biçimleri, şiddetli ve stilize edilmiş aksiyon sahneleri, karmaşık diyalogları ve pop kültürüne yönelik bolca göndermesiyle kendini gösterir. tarantino, klasik sinema türlerine özgün bir bakış açısı getiren ve onları harmanlayan bir yönetmendir. işte tarantino'nun film kariyerinin bazı önemli yönleri: `tarantino'nun sinemaya katkıları: 1-sinemanın türler arası sınırları kaldırması`: tarantino'nun filmleri, birden fazla türü aynı yapıda harmanlamasıyla tanınır. pulp fiction'daki suç, dram ve komedi karışımı, kill bill'deki dövüş sahneleri ve batı, samuray, intikam temaları gibi örnekler, sinemada türler arası geçişin ne kadar etkili bir şekilde yapılabileceğini gösterir. 2- diyaloglar ve karakter gelişimi: tarantino'nun filmlerindeki diyaloglar, çoğu zaman filmdeki karakterlerin kişiliklerini, hikayeyi ve dünyayı anlatmak için bir araç olarak kullanılır. pulp fiction ve reservoir dogsgibi filmlerde, diyaloglar sık sık bir tür görsel sinema dışı anlatıma dönüşür, izleyicinin karakterlerle bağ kurmasına ve filmle etkileşime girmesine olanak tanır. 3- zamanın yeniden şekillendirilmesi:
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendi Klasiklerimize Neden Bu Kadar Yabancıyız? Bugün “klasikler” denildiğinde zihnimizde çoğunlukla Batı düşüncesinin kurucu metinleri beliriyor. Şüphesiz bunlar insanlığın ortak mirasına ait eserlerdir ve okunmayı hak ederler. Ancak İslâm medeniyetinin asırlar boyunca ürettiği felsefî, hikemî ve irfânî klasiklere yönelik aynı dikkati gösterdiğimiz söylenemez. Hatta “okuyalım, çocuklarımıza da okutalım” dediğimiz klasikler söz konusu olduğunda, bu kavram çoğu zaman neredeyse otomatik biçimde Batı klasiklerini çağrıştırmakta klasik okuma tasavvurumuz büyük ölçüde bu minvalde sınırlanmaktadır. Klasikler, yalnızca geçmişte yazılmış metinler değildir. Bir medeniyetin varlık, bilgi, ahlâk ve insan anlayışının en yoğun biçimde billurlaştığı metinlerdir. Her medeniyet kendi kavramlarını, sorularını ve hakikat tasavvurunu bu eserlerde muhafaza eder. Bu nedenle kendi klasiklerine yabancılaşmak, yalnızca bazı kitapları okumamış olmak değil, kendi düşünce geleneğinin kavramlarına, meselelerine ve idrak ufkuna da uzak düşmektir. Bu bağlamda felsefe, hikâye, şiir ve ahlâk diliyle yazılmış bazı klasik eserlerimize hep beraber bakalım: Bu klasiklerin en temel ortak özelliği, en karmaşık metafiziksel ve ahlâkî hakikatleri dahi alegoriler, masallar ve yaşanmışlıklar gibi her seviyeden insanın okuyup 'vusatınca' anlayabileceği, kendi ruh dünyasına tatbik edebileceği edebi bir dille sunmalarıdır. Bunlardan "bazıları": 1. Sa'dî Şîrâzî (Ö. 691 / 1292) - Bostan ve Gülistan: Ahlâk, hikmet, siyaset ve insan ilişkilerini şiir ve hikâyelerle anlatan klasik edebiyatın başyapıtlarındandır. 2. Mahmud Şebüsterî (Ö. 720 / 1320) - Gülşen-i Râz: Vahdet-i vücûd, insan-ı kâmil ve metafizik hakikatleri özlü ve şiirsel bir dille ele alan tasavvuf klasiğidir. 3. Âşık Paşa (Ö. 733 / 1332) -
1000Kitap
İPEK YOLU MODA PROJESİ Dünyanın bilinen "Türk Desenli" İlk Pantolonu Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün Avrasya Bölümü'nün Pekin şubesinin dünya çapında çok sayıda kurumla birlikte yürüttüğü bir araştırma projesidir. Araştırma, Doğu Asya'da 3.000 ila 1.000 yıl önce giyim ve mobilyalara odaklanıyor. 2013'ten 2016'ya kadar proje, "Nesnelerin Dili - Sosyal Gelişmeler Bağlamında Maddi Kültür" teklif çağrısının bir parçası olarak Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı tarafından finanse edildi. Binlerce yıl önce ölen Tarım Havzası sakinlerini Batı Çin'deki müzelerde görenler onları asla unutmayacaktır. Aşırı kuraklık onları ve eşyalarını çürüme ve kayıptan kurtardı. Mumyalanmadılar, bu yüzden mumyalanmadılar, bandajlanmadılar veya Mısır'daki gibi bağlanmadılar. Yas tutanlar onu giydirdiler, yeni saçlarını yapıp son yattığı yere yatırdılar ve bugün hala yararlı ve değerli olduğunu düşündüğümüz şeylerle birlikte mezara gömdüler. Şeylerin özelliklerini ve etkilerini ne kadar yakından analiz edersek, o zamanlar insanlar için ne anlama geldiklerini daha iyi anlayabiliriz. Giysileri de korunmuştur. Giysiler erkeği yarattığı ve birçok kişisel özellik gösterdiği için, geçmiş bir çağdan insanlarla gerçekten tanışma izlenimi özellikle güçlüdür. Görünüşe göre tek yapman gereken onu uyandırmak. Prof.Dr.Mayke Wagner, 2019 *** Turfan Yanghai Sitesi Doğu Türkistan- (burada sürekli batı çin vurgusu yapılıyor oysa anılan tarihlerde buralar İskit-Saka,Hiung Nu (Hun) , Göktürkler ve Türk Boylarının egemenlik ve kültür alanlarıydı) -buluntuları giysi (binici pantolonu )ve eşyalar üzerinde desen ve motiflerin de Türk desenleri olduğunu yazmayı nedense unutuyorlar.Doğu İran Oxus Uygarlığı diyorlar ki aynı şeyleri tekrarlamaya gerek yok Oxus’un ötesi tarih boyunca İskitya-Turan-Türkistan
Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ'ın Bugün doğum günü (20 Haziran 1914) İYİ Kİ DOĞDUN MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ... 1914 doğumlu, çok değerli Muazzez ilmiye Çığ'ın bir konuşmasından... -Kurtuluş savaşını yaşadık. Lozan'ın heyecanını, yokluğun rezaletini. Sonra Cumhuriyet ilan edildi. Ve ülke, bambaşka bir çehreye bürünmeye başladı. Hepimizin arzusu bir an evvel, adam olup memlekete yardım etmekti. Çünkü çok ihtiyacı vardı. Hiçbir şey yoktu. Yol yok, fabrika yok, okul yok. O 15 yıl içinde yapılanları hatırladıkça, şaşkınlığa düşüyorum. -O gittiğiniz okullardaki gençlere de bunları mı anlatıyorsunuz? -Evet, çünkü anlamıyorsunuz. Çünkü sizler, var olana doğdunuz. Sümer çocukları gibi. Onlar da, ''Bu şehirleri Tanrı'lar kurmuş, biz de buralarda yaşayalım'' demiş, aynen sizin gibi. Herkes atıp tutuyor şimdi. O zaman yaşanan sıkıntıları bilmeden. Bizler kazandığımız şeylerin değerini biliyoruz çünkü zor elde ettik. Siz bunu ancak kaybettiğinizde anlayacaksınız. Yaşamı boyunca 1 İspanyol Gribi 2 dünya savaşı, 3 askeri darbe, 1 kurtuluş savaşı ve son olarak da Koronavirüs'e denk gelen Muazzez İlmiye Çığ Anısına Saygıyla