Son 3 yılım
"Ve ruhumda, asaletimi bozan yavan bir öfkenin kabardığını hissediyorum."
25 Nisan 1915 günü saat 15.00 civarında 57. Alay'ın 3. Taburu da taarruza hazırlandı. Diğer iki tabur savaş halindeydi. Alay Komutanı Hüseyin Avni Bey fundalıkların üzerindeki öbek öbek beyazlıkların ne olduğunu sorduğunda Tabur Komutanı şu cevabı verdi: Erler Allah’ın 'n huzuruna tertemiz çıkmak için çamaşır değiştiriyor. Şehitliğe hazırlanıyorlar." Sonradan kendisi de şehit olacak olan Hüseyin Avni Bey, emir subayına seslendi: "Bize de temiz çamaşır çıkar."
Sayfa 38·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mustafa Kemal, Havza, 1919
"Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız. Çalışacağız ve memleketi kurtaracağız. Efendiler! Bizi öldürmek değil, canlı canlı mezara koymak istiyorlar. Şimdi çukurun tam kenarındayız. Son bir gayretle kendimizi kurtarmamız mümkündür. Zaten başka türlü dönüş imkânı yoktur."
Sayfa 38·Kitabı okudu
Hoca Hüseyin, Hindistan'ın sıcağından bunaldığı için serin ülkelere seyahat etmeyi istiyor Moskova'ya gidip gelirken doğduğu toprakları, Harezm'i bir defa daha görmeyi arzu ediyordu. Sonunda Moskova'ya elçi olarak ondan daha uygun birini bulamayan Babür 1530 yılında bir mektup ve hediyelerle birlikte Hoca Hüseyin'i Agra'dan yolcu etmiş fakat aynı yıl hastalanıp ölmüştü. Hoca Hüseyin ise o gidişinden sonra bir daha dönmemişti. Hümayun, Hoca Hüseyin'e özel bir saygı göstererek ayağa kalkıp elini uzattı. Adete uygun olarak Hoca Hüseyin padişahın elini saygıyla öperken birden gözüne yaş doldu: - Hazretin, sizi bir daha görmek de varmış! - Mevlâna niye bunca zamandır ortadan kayboldunuz? Dokuz yıl oldu değil mi? - Bütün bu dokuz yılım perişanlık içinde geçti, emirzadem! Giderken İran ve Kafkaslar üzerinden gitsem de olurmuş. Doğduğum toprakların hasreti beni çekti. Murgab Nehri'nden geçip Harezm üzerinden gitmek istedim. Fakat Merv'de Seybanizade sultanların eline düştüm. Babür'ün adını duyunca çılgına dönen bu cahiller yanımda ki eşyaları müsadere edip beni zindana attılar. "Artık buradan ölüm çıkar" diye düşünürken serbest kaldım. Harezm'den Moskova'ya kervan gitmezmiş. Bu yüzden Horasan'a dönüp Mazenderan üzerinden Kafkaslara geçtim. Her yer huzursuzluk, savaşlar, kırgınlıklar, eşkıyalar... Hazar Denizinden sonra İtil üzerinden Moskova'ya varıncaya kadar üç yıl geçti. Kıymetli hediyeler daha önce elimden yolunup alınmıştı ama Babür hazretlerinin yazdığı mektubu canım pahasına muhafaza etmiştim. Kısacası Moskova padişahına götürüp verdim. Hoca Hüseyin bir of çekip başını sallayarak devam etti: - Moskova tahtında büyük kinaz Vasili İvanoviç adında biri oturmaktaymış. Benim perişan halimi görünce Hindistan padişahının elçisi olduğuma inanmadı. - Mektubu okuyunca
Sayfa 473 - İleri Yayınları·Kitabı okudu
Son 3 yılım...
"Yani bana her şey aptallık gibi göründü. İnsan bazen duygularını aptallık derecesine vardırır da yolunu şaşırır ya,öyle bir şey."
Sayfa 31·Kitabı okudu