Son Timurlu (Babür ve Oğullarının Romanı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
929
Gösterim
Adı:
Son Timurlu
Alt başlık:
Babür ve Oğullarının Romanı
Baskı tarihi:
Ekim 2009
Sayfa sayısı:
864
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944109789
Kitabın türü:
Çeviri:
Ahsen Batur
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İleri Yayınları
"Son Timurlu", Timur'un torunlarından Babür Şah'ı anlatmaktadır. Babür, henüz 13 yaşında babasının ani ölümü üzerine tahta çıkmak zorunda kalacak ve ölümüne kadar 40 yıl sürecek inanılmaz bir mücadele verecektir. Bu romanı okuduktan sınra ise Maveraünnehir'in nereden çıktığını öğreneceksiniz: Babürlülerin gözyaşlarından... " Son Timurlu" büyük mücadelelerin, büyük ideallerin, büyük insanların, büyük aşkların romanı.
(Arka Kapak)
Özbek Klasiği sayılan kitap iki ciltten oluşuyor. Türkiye'de ilk defa Ötüken Yayınevi ''Yıldızlı Geceler'' ismiyle basmış. Sonra eserin orijinal ismi olan Son Timurlu olarak değiştirilmiş.

Kitap Babür'ün Andican, Semerkand'dan Hindistan'a uzanan savaş, aşk, ilim ve düşünce hayatını edebi bir dille anlatıyor. Uzunluğuna bakmayın bir oturuşta 200-300 sayfa okuyabilirsiniz, o kadar akıcı bir eser olmuş.

Babür'den ve onun yapmak istediklerinden çok etkilendim. Babürname'yi okursanız bunun üzerine ne kadar harika bir devlet adamıyla karşı karşıya olduğunuzu anlarsınız. Kitapta sık sık Babür'ün yazdığı hatıralardan bahsediyor zaten. Şia-Sünni çatışmalarını tarafsız anlatmış yazar bu bakımdan da gözümde değeri yükseldi kitabın. İnsanı bugünden alıp geçmişe götüren, sahne sahne gözümüzde canlandıran bir anlatım var. Ne kadar övsek az.

Kitabın arkasında çok güzel bir tanıtım var. ''Türk tarihinde bu milletin
kendine özgü bir alfabesi olması gerektiğini ilk düşünen ve hatta Sığnak yazıtlarından faydalanarak bir Türk alfabesi icat eden, ama kara cahiller
yüzünden bu amaçla açtığı okulları kapatmak zorunda kalan bir padişahtı Babür.

Bugün Pakistan bir İslam ülkesiyse, Pakistanlılar Türkleri çok seviyorlarsa, bunu Babür ve evlatlarına borçluyuz.''

Bu sözlere değinmeden edemedim.

Büyük Dedesi Timur'dan aldığı dersleri, gönülleri fethetmek arzusuyla birleştiren Babür, Uluğ Beğ izinde, Ali Şir Nevai öğrencisi ve müthiş bir şairdir. Yine de mütevaziliği elden bırakmamış, Şah İsmail'in şiirlerini beğendiğini duyunca mutlu olmuştur.Hindistan'da insanların gönlünü kazanmak için yaptığı eserler için, aydınlanma dönemi diyebiliriz. Çünkü o hem ilimi ve sanatı yükseltmiş, hem kadınlara değer vermiş, hem kendi özü olan Türkçe'yi diriltmiş, hem de müthiş mimari eserlere öncülük etmiştir.
Mirza-han bana Şah İsmail'in bazı şiirlerini gösterdi, dedi ablasına. -Nazım cihetinden gayet mükemmel. Azeri Türkçesiyle yazılmış çok güzel şiirler. Yine tevazuyu elden bırakmamış ve "Hatai" mahlasını kullanmış...
- Büyük bir şair olduğu doğru,- diye karşılık verdi Hanzade hanım.- Gazellerinin şarkı haline getirildiğini duydum. Beni huzuruna kabul buyurduklarında "Padişah Babür'ün şahlığına da, şairliğine de saygı duyuyoruz," dediler. Daha sonra sizin Herat'da şarkı haline getirilen gazelinizin iki satırını ezberinden okuyup "Çoh yahşi" dediler.''
Serbest bırakılan esirler, şehir ve köylerde Babür'ün söylediklerini aynen nakletmişlerdi. Şu anda cenaze merasimi düzenlenen savaşçı gencin yakınları da onun Şiva alevine benzeyen bir beladan helak olduğunu işitmişlerdi. Savaşçının genç karısı da kendini kocasıyla birlikte yakmaya hazırlanmaktaydı. Saçları omuzlarına saçılmış olan genç gelinin yüzündeki ölüm soğukluğunu gören Babür, birden Hintlilerin "sali" geleneğini hatırladı.
Bu geleneğe göre gelin kendini yakmaz da sağ kalırsa,ömür boyu matem elbisesi giymek, günde bir defa yemek yemek ve ölünceğe kadar bir daha evlenmemek zorundaydı. Şayet böyle bir hayatı istemezse, o zaman kocasıyla birlikte yakılması gerekirdi ...''
''Söylenenlere bakılırsa, efsanelerde sözü edilen Yecüc Mecüc kavmi bu kızılbaşlardan başkası değildi. Güya Babür onların hediye ettiği kavuğu başına geçirip Köktaş'ta tahta oturduğunda, taşın bir kısmı parçalanıp düşmüşmüş. Artık Şah İsmail Semerkand'a gelip bu Köktaş'a çıkarmış ve işte o zaman da kıyamet koparmış!.''
Binai'nin tekrar Şeybani han tarafına geçtiğinden, Muhammed Salih'in "Şeybani-han Name" isimli bir şiir kitabı yazdığından haberdardı. Acaba bunlar Babür'ün Şeybani-han'la çekişmesini nasıl yazmışlardı? Ya peki şu kitaplardaki gibi sadece galipleri övüp göklere çıkartırlar, Babür'e olmadık ayıpları yakıştırırlarsa ilerde insanlar gerçeği nasıl bileceklerdi?''
''Galipler Şeybani-han'ın kellesini keserek mızrağa takıp Şah İsmail'in bindiği atın ayakları altına getirip attılar. Daha sonra kızılbaşlar, öldürülen şiilerin intikamını almak maksadıyla Şeybani-han'ın kellesini soyarak içini samanla doldurdular. Batıda Şah İsmail'in başının dertte olduğu başka bir Türk sultanı, II Bayezid vardı. Şah İsmail, hanın samanla doldurulan başını "benimle uğraşan sünnilerin akibeti işte budur!" demek istermiş gibi II. Bayezid'e "hediye" olarak gönderdi.''
''- Ama Allah bana dünyadaki bütün elmaslardan daha değerli bir hediye vermiştir: Bu hediye, senin gibi kıymetli bir oğuldur. Padişahlar ve oğullar arasındaki taht kavgalarının ne kanlı savaşlara, ne çirkin didişmelere sebep olduğu sence malum şeyler. İnşaallah bu tür şeyler ikimiz arasında hiçbir zaman vuku bulmaz. Tanrı'dan dileğim odur ki. benden sana, senden evlatlarına miras kalan şey cömertlik, mertlik, fedakarlık ve alicenaplık olsun. Bu faziletler, bizleri ulu dağ silsilesi gibi devamlı birbirimize bağlasın. İşte o zaman biz Hindistan'a geliş amacımıza ulaşmış oluruz.''
''Kasımbey. Babür'ün icat ettiği bu alfabeyi bundan üç yıl öne Kabul'dayken Sır-Derya boylarındaki Sığnak'da ele geçirilen eski Türk kitabesini esas alarak hazırladığını biliyordu. Kur'an hattını mukaddes kabul eden bazı din adamları, ondan önceki alfabeleri karalayıp bir kenara atmışlardı. Hatta onlar bu yazıtların bulunduğu yere tekrar gömülmesini salık veriyorlar, Babür ise eski devirlerde icat edilen Türk alfabelerinin dinle bir alakası olmadığını ileri sürerek, hatt-ı Babüri'nin yaygınlaşmasını istiyordu.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Son Timurlu
Alt başlık:
Babür ve Oğullarının Romanı
Baskı tarihi:
Ekim 2009
Sayfa sayısı:
864
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944109789
Kitabın türü:
Çeviri:
Ahsen Batur
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İleri Yayınları
"Son Timurlu", Timur'un torunlarından Babür Şah'ı anlatmaktadır. Babür, henüz 13 yaşında babasının ani ölümü üzerine tahta çıkmak zorunda kalacak ve ölümüne kadar 40 yıl sürecek inanılmaz bir mücadele verecektir. Bu romanı okuduktan sınra ise Maveraünnehir'in nereden çıktığını öğreneceksiniz: Babürlülerin gözyaşlarından... " Son Timurlu" büyük mücadelelerin, büyük ideallerin, büyük insanların, büyük aşkların romanı.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Özgür Coşkun
  • Latife Kılıncer
  • Elanur Kazanlar Ürkmez
  • talha likos
  • Sezgi
  • kcg
  • Sercan Gür

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0