PULP FICTION
PULP FICTION Quentin Tarantino Yönetmen: Quentin Tarantino Yıl: 1994 Süre: 154 dakika Tür: Neo-Noir / Kriminal Cannes: Altın Palmiye (1994) Bazı filmler zamanı doldurur. Bazıları zamanı yeniden tanımlar. Pulp Fiction, ekrana her yansıdığında sinemanın kurallarını yeniden yazmaya devam eden, otuz yıldır güncelliğini yitirmeyen sapkın bir başyapıttır. Anlatı Yapısı: Zamanı Kırmak Pulp Fiction'ın en yıkıcı özelliği, hikâyeyi neden-sonuç zinciriyle sunmayı reddetmesidir. Film, birbiriyle kesişen üç ayrı öykü katmanını — "Vincent Vega ve Marsellus Wallace'ın Karısı", "Altın Saatin Hikâyesi" ve "Bonnie Durumu" — kronolojik sırayı paramparça ederek anlatır. Bir sahnede öldürülen karakter, başka bir sahnede sağ sağlim oturup hamburger yer. Bu yapı seyirciye hem yabancılık hem de tuhaf bir huzur verir: olayları değil, anları deneyimliyoruz. Tarantino, kurgusunu bir bulmaca olarak değil, bir caz kompozisyonu gibi düzenler — her parça kendi ritmine sahip, ama bir arada çalındıklarında mükemmel bir harmoni doğar. *"Tarantino'nun doğrusal olmayan kurgusu bir numaracılık değildir; tembelliğin değil cesaretinin ürünüdür. Film, başlangıcından sonuna doğrusal okunduğunda bile tüm anlamını korur."* Senaryo, Tarantino ve Roger Avary'nin müşterek kaleminden çıkmış olsa da üslup tümüyle Tarantino'ya aittir: Sıradan insanlar sıradan şeyler hakkında — McDonald's menüleri, ayak masajları, masa başı fıstık ezmesi — olağanüstü diyaloglar kurar. Şiddet ise şiirsel bir estetikle sunulurken komedi ile trajedinin sınırını bilinçli olarak silik bırakır. Karakterler: Efsaneleşmiş Siluetler Filmin her karakteri, türün klişelerini içselleştirdikten sonra onları yıkmak üzere tasarlanmıştır. Suç sinemasının tetikçileri bu denli felsefi konuşmaz; bu denli kırılgan, bu
2026 İlkbahar favorilerim
Bunları yapmak benim için hem bir alışkanlık haline geldi hem de keyif veriyor. Bahar henüz bitmedi ama bayram gelmeden sizinle paylaşmak istedim. İşte bu ilkbaharda okuduğum favori 5 kitap: ​• Kurtuluş Projesi: Bilimkurgu seviyorsanız kesinlikle okuyun derim. Mizahi yönü kuvvetli ve oldukça eğlenceli bir eser. Açıkçası sinema uyarlamasını da çok beğendim, ona da bir göz atabilirsiniz. • ​Kızıl Yükseliş: Okuduğum en iyi distopya diyemem ama yine de oldukça tatmin ediciydi. Her yerde çok övüldüğü için sanırım beklentimi biraz yüksek tutmuştum; buna rağmen gayet başarılıydı. • ​Çatal Yürek: Bu eser zaten Dokuzuncu Cemiyet kitabının devamı niteliğinde. İlkini aşırı sevmiştim, bu da beni asla hayal kırıklığına uğratmadı. Dark academia tarzından hoşlanıyorsanız şans verebilirsiniz. • Miras Oyunları: Yurt dışında çok popüler olduğu için uzun zamandır merak ediyordum ve beklentilerimi tam anlamıyla karşıladı. Gizem, bulmaca ve sürükleyicilik arayanlar için ideal. ​• Sana Ulaşmaması Dileğiyle: Listenin ilkbahar ruhunu yansıtması için araya bir aşk romanı eklemek istedim. Çok tatlı ve keyifli bir hikaye; üstelik smut unsurlar barındırmadığı için gönül rahatlığıyla okunabilir. Bu yazarın tarzında en sevdiğim şey, ana karakterlerin hissettiği kaygı ve baskının bana çok tanıdık gelmesi. ​Bonus: Çağdaş klasikler serisinden #k:440592. Herkesin beğeneceğinden emin değilim ama benim çok hoşuma gitti. Kısaca bir baba ile oğulun diyaloglarını aktarıyor. Bazıları anlatımı sıkıcı bulabilir ama yine de bir incelemenizi öneririm. ​Son olarak; hazır yaz mevsimi yaklaşırken bu döneme uygun, kafa dağıtacak, rahatlatıcı ve güzel (belki rom-com tarzında) kitaplar önerirseniz çok mutlu olurum! 🍓🪩🫶🏻
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
BAY C -29.BÖLÜM
"...BENDEN İYİ ARKADAŞ OLUNUR."-29.BÖLÜM Her insanın bir avuntusu oluyormuş benim de bir avuntum var. O da benden iyi arkadaş olunurmuş . Bunu beynimi matkapla kazıdılar Sayın Savcım. O kadar da uçarı hayallerim de olmasa da bazı duygular uçarı oluyormuş bunu öğrendim . Normal insanlar gibi mutlu olmak ya da mutluluk hayalleri kurmak bana zindan oldu. Biraz o hayallere dalsam hemen gecikme faizli de dahil olmak üzere faturasıa acı çıktı. Çünkü ben bana örülen duvarları görmezden gelip o duvarı yıkmaya çalışmaya kalkışıyordum. Sonunda aynı sonuç olmasına rağmen akıllanmıyordum. Bizim çocuklar bana sert deseler de başıma hep sert olamadığımdan geliyordu yaşadıklarım . Hep beni suçluyorlardı hiç kendilerinden suç yoktu. Ben hep tek taraflı o ümitlere giriyordum. Hep kendim gülüyordum hep o sözlerin ışığında kendim tek başıma kalıyordum. O mutluluk rüyalarını hep kendim tek başıma kuruyormuşum. Etrafıma güzel masallar okuyordum.La fonteine masalları gibi. Ama o masallara da benden başka kimse inanmıyordu. Dışarıya kati konuşan ben kendime ise naifliğin kurallarını çiziyordum . Önceden de sordum bana kim olduğumu soruyorlar ya .Ben güzel tiyatro oyuncusuyum aslında. Artık tiyatroyu bırakıyorum diyorum her defasında başarısızlıkla ayrılıyordum . Hep bu sefer son diyorum hep söz diyorum . Ama beceremiyorum . Aslında her zamanki gibi tek suçlu olarak size ihbar ediyorum kendimi . Duran sözler , terk edilmiş viranelerin içindeyken beni bu duruma koyanlar yeni setlerini kuruyordu. Avutuyorlardı beni barikatlara takılmama sağlıyorlardı. Bitmek bilmeyen barikatlardı . Kendilerince naifti onlar. Kibarca benden uzaklaşıyorlardı . Benden iyi arkadaş olunur ama ilerisi asla olmazdı. Bunu ömrümün her noktasında ezberlemiştim. Sözleri bile ezberlemiştim. Senden iyi arkadaş olunur
*Çocuğunuza takvim aldınız mı?*
Çocukların, zihinsel ve ruhsal gelişimleri de dikkate alınarak hazırladığımız Fazilet Çocuk Takvimi’nde güvenilir kaynaklardan beslenen, son derece eğitici bir muhteva yer almaktadır. Takvimin her bir sayfasında günü dolu dolu geçirmeyi temin edecek birçok detaya yer verilmiş ve takvim, çocuklara uygun bir görsel tasarımla zenginleştirilmiştir. Takvimin ön sayfasında Ayet-i Kerime, Hadis-i Şerif, özlü söz, tarihi hadiseler, altın bilgiler, bilmeceler, deyimler, maniler, İngilizce ve Arapça kelimeler gibi kısa ve öz bilgiler yer almaktadır. Arka sayfada ise Siyer-i Nebi, ilmihal, kıssa, adâb-ı muâşeret kuralları, değerler eğitimi, genel kültür, ahlâkî hikayeler, hikâye, bilim, zekâ soruları, bulmaca, sağlık, oyun, teknoloji, gezi yazıları gibi elliye yakın farklı alanda genişletilmiş metinler bulunmaktadır.
Fazilet Takvimi
Spoiler içerir //
bıçaklar çekildi 3 – wake up dead man bu sefer şatafat yok, ada yok, zengin oyuncakları yok. bu film daha karanlık, daha sessiz ve daha huzursuz. benoit blanc yine ortada ama bu kez esprili bir dedektiften çok, “fazla şey görmüş bir adam” gibi duruyor. cinayet var ama mesele kim öldürdü değil sadece; neden herkes susuyor? mekân dar, atmosfer boğucu. din, suç, günah, vicdan… film resmen şunu diyor: “herkesin sakladığı bir şey vardır; bazıları bunu tanrı'yla paylaşır.” önceki filmler gibi hızlı espri – parlak zekâ gösterisi bekleyen biraz şaşırabilir. bu daha ağır ilerliyor ama bıraktığı his daha kalıcı. çözüm geldiğinde “vay be”den çok, “zaten başka türlüsü olmazdı” dedirtiyor. kısaca: bu film bir bulmaca değil, bir itiraf odası. --- `spoiler` --- finalde öğrendiğimiz şey şu: ortada “mükemmel bir cinayet” yok. ortada mükemmel bir suskunluk var. herkes bir noktada gerçeği biliyor. ama kimse ilk taşı atmak istemiyor. çünkü bu cinayet tek bir kişiye ait değil; kolektif bir günah. kurban ölmeden önce yardım istiyor. ama yardım gelmiyor. çünkü: • biri konumunu kaybetmekten korkuyor • biri inancını sorgulamamak için görmezden geliyor • biri geçmişinin ortaya çıkmasını istemiyor • biri de “tanrı zaten affeder” diye düşünüyor finalde blanc'in yaptığı şey katili “deşifre etmek” değil. herkesi aynı aynanın karşısına geçirmek. “biriniz sustu, diğeri onayladı. geri kalanınız da rahatladı.” ve o meşhur çözüm sahnesinde kamera hızlanmıyor. müzik yükselmiyor. kimse alkışlamıyor. çünkü ortada zekice bir oyun değil, ahlaki bir iflas var. blanc son noktayı koymuyor. sadece susuyor. ve o sessizlik, filmin gerçek hükmü oluyor. --- `spoiler` ---
NECİP FAZIL’A AİT OLMAYAN SÖZLER 1- Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer, perdesiz ev de ya satılıktır, ya kiralık... 2- Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur! 3- İnsanın sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar ilginçtir. Acısını o an yaşar, yokluğunu ömür boyu. 4- İnsan sevme hissini israf etmemeli. Kim ne kadar sevilmeye layıksa onu o kadar sevmeli. 5- Hayatın çilesine tahammül gerek Değil mi ki sefâ ile cefâ müşterek? Sizce ağlamak için gözyaşı mı gerek? Bazen dertliler de ağlar, ama gülerek... 6- Gökler ağlıyor biz ağlamışız çok mu? Bize yobaz diyorlar haberin yok mu? Her ne derse desinler, Allah için yobaz olmuşuz çok mu? 7- Yar olmaz servetinin sana bir tek kuruşu, Secde yoksa bekleme, kabirde kurtuluşu (Cengiz Numanoğlu'na aittir) 8- Benim ayağımın altı da müsait başımın üstü de.. Nerde duracağını kendin belirle. 9- Dünya güzel olsaydı doğarken ağlamazdık.. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık. 10- Yüz daha versen, yüz uman yüzler bilirim. Yokuşlara kardeş olan düzler bilirim. Dünya öküzün üstünde derler; Ama dünyanın üstünde nice öküzler bilirim!..
Alıntı