''Birimiz Ölmek Üzere''
8/10
·352 syf.·
2026 1. kitabı
#kitapyorumu • İlk kitabı okuduktan sonra bu kitapta beklentim oldukça yüksekti. Bu arada diziyi izleyenler için burada küçük bir not düşmem gerek: Eğer dizinin 2. sezonunu izleyip 'kitabı okumama gerek yok' diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz! Kitap ve dizi bu noktada yollarını tamamen ayırıyor. Birbirinden tamamen bağımsız iki farklı kurgu izlemiş ve okumuş oluyorsunuz. Ancak bu durum beni üzmek yerine aksine çok heyecanlandırdı; aynı karakterlerin iki farklı hikâyesine tanıklık etmek, onlara olan bağımı daha da güçlendirdi. İki farklı hikâyeye de ayrı ayrı bağlandım; sanki tek bir hikâye yerine, aynı kadroyla iki farklı film çekilmiş gibiydi. Bu çeşitlilik kitabı benim için daha da özel kıldı. Kitapta bambaşka bir gizemin peşine düşmek harika bir sürpriz oldu. Benim için çok keyifli bir deneyimdi. Ancak ne yazık ki kitabın yarısına gelene kadar olay örgüsü neredeyse tekdüze devam ettiği için bir nebze de olsa hayal kırıklığına uğradım. Olaylar çözülmeye başladığında kitabın ilk yarısı anlam kazandı ama ilk yarısını atlatmak gerçekten zordu. Ara verdiğim bir dönem bile olmuştu. İlk kitaptaki karakterlerin yokluğu da aşırı derecede hissedildi. Ana karakterin Maeve olacağını biliyordum, ancak diğer karakterlerin kitabın neredeyse yarısından fazlasında görülmeyeceğini düşünmemiştim açıkçası. ''Birimiz yalan söylüyor'' incelemesinde kendisine çok bağlanamadığım için Bronwyn ile ilgili çok fazla bir yorum yapmamıştım, ancak bu kitapta gözlerim onu aradı. Fark etmeden nasıl da bağlamış beni kendine. Genellikle Maeve, Phoebe ve Knox arasında geçen bir olay örgüsü vardı. Kötü değildi ama mükemmel de diyemem. Kitapta sevmediğim şeylerden birisi Doğruluk mu Cesaret mi oyununun başta ana konu gibi tanıtılıp sonrasında sadece birkaç kez görünmesi. Oyun üzerinden devam etse,
İnceleme
Birimiz Ölmek ÜzereKaren M. McManus · Yabancı Yayınları · 2021518 okunma
Kusursuz bir eser!
Puan vermedi·424 syf.··
2026 27. kitabı
Kaç kez okudum hatırlamıyorum 3 ya da 4 olmalı! Son okumamı not almıştım 2021… Jane Austen yazım dili, zekâsı, güçlü kadın karakterleriyle tam bir başyapıt yaratmış. Karakterlerin net analizleri, olay örgüleri, derin felsefi ve insani yaklaşımlar eserin olgun ve çok değerli kategorisine alınmasını zorunlu kılıyor. Kısacık ömrümde okuduğum belki de en değerli eserlerden biri. Olaylar her ne kadar günümüz dizi/filmlerinde işlenen konular olsa da yazım ve derinlik kesinlikle bir şaheser. Bu kadar ayrıntı ve net bağlantıları bu derece iyi bir teknikle aktarmak her yazarın harcı değil. Öykü filmlere de konu oldu, üzerine çok konuşuldu. Yine de en zevk aldığım eserlerden belki de en çok sevdiğim.
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202598bin okunma
Reklam
Puan vermedi·320 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 17:01
Kocamın Karısı – Alice Feeney Alice Feeney’nin tüm kitaplarını okumuş biri olarak artık şunu kabul etmem gerekiyor: Bu kadınla zekâ savaşı yapmayı bırakmalıyım. Her kitabında olduğu gibi bunda da daha ilk sayfalardan teoriler üretmeye başladım. Bir karakterden şüphelendim, sonra diğerinden, sonra başka birinden… Sayfalar ilerledikçe “tamam, bu sefer çözdüm” dedim. Çözemedim. Yazar yine bütün ipuçlarını gözümün önüne serip beni bambaşka yerlere bakmaya ikna etmeyi başardı. Üstelik kitap boyunca “bu ne alaka?” dediğim kişilerden çıkanlar da cabası. Benim için Alice Feeney’nin zirvesi hâlâ Daisy Darker. O kitabın yeri ayrı. Ama Kocamın Karısı da diğer kitaplarının biraz gerisinde kalsa bile merak duygusunu son sayfaya kadar canlı tutan, ters köşeleriyle şaşırtmayı başaran oldukça keyifli bir gerilimdi. Eğer okurken sürekli teori kurmayı, her bölümde fikrinizi değiştirmeyi ve kitabın sonunda “yine mi kandırıldım?” demeyi seviyorsanız Alice Feeney’nin tüm kitaplarını gönül rahatlığıyla önerebilirim. Not: Bir gün Alice Feeney kitabında katili doğru tahmin edersem bunu bayram ilan edeceğim. Şimdilik gelenek bozulmadı.
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 2026101 okunma
Puan vermedi·50 syf.··
2026 423. kitabı
Kâtip Bartleby (Bartleby, the Scrivener), Moby Dick'in efsanevi yazarı Herman Melville’in 1853 yılında yayımlanan, modern dünya sistemine ve bürokrasiye karşı yapılmış en özgün, en sarsıcı başkaldırılardan birini içeren ölümsüz uzun öyküsüdür. Varoluşçu edebiyatın ve absürdizmin öncüsü kabul edilen bu eser, Franz Kafka ve Albert Camus gibi dehalara ilham kaynağı olmuştur. Hikaye, New York’un finans merkezi Wall Street’teki bir hukuk bürosunda geçer. Büro sahibi olan yaşlı ve düzen düşkünü avukat (aynı zamanda anlatıcı), işlerin yoğunluğu nedeniyle Bartleby adında, son derece sessiz, solgun ve mekanik görünümlü bir kâtip işe alır. Bartleby başlangıçta belgeleri kopyalama işini büyük bir sadakat ve hızla yerine getirir. Ancak bir gün, avukat ondan kopyalanmış bir metni kontrol etmek için yardım istediğinde, Bartleby dünya edebiyat tarihinin en ünlü ve en gizemli direniş cümlesini kurar: "Yapmamayı tercih ederim" (I would prefer not to). Bartleby bu andan sonra hiçbir şeyi protesto etmeden, öfkelenmeden veya kabalaşmadan, sadece pasif bir direnişle bürodaki tüm işleri, ardından taşınmayı ve en sonunda yaşamayı "tercih etmemeye" başlar. Avukatın tüm rasyonel ikna çabaları, öfkesi ve şefkati, Bartleby’nin bu sarsılmaz ve sessiz duvarına çarparak erir. Melville, bu minimalist öykü üzerinden modern kapitalist sistemin insanı nasıl robotlaştırdığını, yabancılaştırdığını ve ruhunu emdiğini harika bir alegoriyle anlatır. Bartleby, sistemin çarkları dönmeye devam ederken o çarkların arasında duran, ne itaat eden ne de açıkça isyan eden, sadece sistemi kendi eylemsizliğiyle kilitleyen muazzam bir karakterdir. Kâtip Bartleby, bir solukta okunacak ama etkisi ömür boyu sürecek, insanın dünyadaki varoluşunu ve sistemle olan bağını sorgulatan çok derin bir edebi şaheserdir.
Katip BartlebyHerman Melville · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202215,5bin okunma
10/10
·401 syf.··
Beğendi
·
2026 161. kitabı
🅗🅐🅡 ~Yedi Aşiret Serisi~ Herkese Merhabalar... Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim yazarın son kitabı ile geldim. Ehh biraz sitemkar olacağım. Yani çok özledik lütfen bir daha bu kadar uzun ara olmadan kaleminizden mahrum olmadan okuyalım. Zira böyle nahif ve duyguları hissettiren kalemlerden çok daha fazla okumak istiyoruz. Her duyguyu veren, karakterler ile bütünleşen harika bir seri bu. Seri olsa da tabi ilk defa tanışacak olanlar için hemen eklemek isterim ki bağımsız okunabilir. Her kitapta ayrı karakter ve hikayeleri işleniyor. Bu kitap biterken de ne kadar güzel bir kapanış yapılmış. Ayyy gelecek olan kitaptan spoiler verilmiş ve bir hayli de heyecan yarattı. Özellikle merak edilen ikililer olunca, geniş bir aile ve çocuklar da işin içine girip onların hikayesine de değinilince tabi ki okuması da başka keyifli oluyor. Yetişkin içerik soracak olursanız minimum düzeyde az yani dozunda ve daha çok duygular ile yaşanılan olaylar üzerine kurulmuş bir hikâyeleri var. Kenan Cesur ve Gazel Ateş Kenar, Cesur aşiretinin ikinci oğludur. Abisi ve babası ile ön yedinci yaş gününü kutlayacağı gün gittikleri İskenderun'daki limanda bir suikasta uğrarlar. Bir tek Kenan yaralı olarak kurtulur. İdolü olarak gördüğü abisi ona son nefesinde kurtaracak çıkışı söyler. Kenan bu suikastten derin yaralar alır, sol kolu hissiz kalır ama en büyük yarayı ruhundan alır. Orada intikam hırsı ile dolar. Abisinin gösterdiği yoldan gidip güvendiği kişiler ile bir süre iyileşmeyi bekler. Herkes onu öldü sanıp aşiretin başı ağasız kalmasın diye amcası Kamber yedi aşiret kararı ile başa geçirilir. Ta ki Kenan çıkıp gelene kadar. O gün ana kucağına koşan yıllardır görmediği ama görünce boynuna koşacağını düşündüğü anasını, amcası ile görünce dünyası başına yıkılır. Tek kaldığını o zaman anlar
HarEsra Tok · Aseliva Yayınevi · 20264 okunma
İnsan Doğasının Değişmeyen Aynası: Amerigo
Puan vermedi·104 syf.·
2026 11. kitabı
Tarih kitaplarıyla aram hiçbir zaman çok iyi olmadı; çoğu zaman onları fazla didaktik, bunaltıcı ve kuru bulmuşumdur. Bu yüzden Stefan Zweig’ın Amerigo’suna başlarken de beklentim oldukça düşüktü. Ancak karşımda kuru bir kronoloji değil, insan ruhuna ayna tutan bir eser buldum. Öyle ki bu okuma yolculuğu, bende pek çok farklı duyguya dokunmayı başardı. Kitabın geçtiği keşifler çağında, biz de bir doğu memleketi olarak Avrupa'ya yön verecek ve öncülük edecek pek çok ilme sahipken, sonrasında birçok konuda Batı'nın gerisinde kalmış olmamız beni derinden üzdü. İster istemez insan, bu toprakların yeniden bilimde ve sanatta dünyaya öncülük ettiğini görmeyi arzuluyor. Bu burukluk, geleceğimiz adına daha çok çalışmam ve üretmem gerektiğine dair sorumluluk hissi, küçük bir iç not bıraktı. Ancak bu tarihî hüznün ötesinde, satır aralarında ilerledikçe asıl şaşkınlığı insanlığın değişmeyen doğasında yaşadım. Satır aralarında gezinirken, aslında Amerigo Vespucci ve Kristof Kolomb'un arasının oldukça iyi olduğunu öğreniyoruz. Hatta bu durum Kolomb'un oğlu tarafından da doğrulanmış. Buna rağmen insanların kendi işlerine gelecek şekilde hikâyeler uydurması ve Vespucci'nin adı altında kendi hayallerini, heveslerini anlatmaları insanlığa olan güvenimi sarstı. Çünkü fark ettim ki insanlar, tarih boyunca çoğu zaman gerçeğin değil, kendi arzularının peşinden gitmişler. Bu durum, tarihin sadece kazananlar tarafından değil, aynı zamanda manipüle edenler tarafından da yazıldığını kanıtlar nitelikte. Kitabı okurken fark ettiğim bir diğer acı gerçek de şu oldu: Ağzı olan konuşmuş, eli kalem tutan herkes kendi hayal gücüne göre bir şeyler yazıp çizmiş. Doğru kaynağa ulaşmanın bazen ne kadar zor olduğunu görmek, kitap boyunca anlatılan olayların bana sadece tarihî bir tartışmayı
AmerigoStefan Zweig · Can Yayınları · 20141,933 okunma
Reklam
Reklam