Ben Esme'yim
7/10
·188 syf.··
2026 44. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 16:27
Maggie O'Farrell'in Hamnet isimli kitabını okuyup çok beğendikten sonra bu kitabını da alıp okumak istedim. Kitabın ismi oldukça ilgi çekici gelmişti bana. Okumaya başladığımda kitabın bölümlere ayrılmamış olduğunu fark ettim bu benim birazcık hoşlanmadığım bir durum. Bu sefer yazarın anlatımı bana oldukça karmaşık geldi ama bunun sebebi karakterlerin arasında geçiş yapılmasından kaynaklanıyor. Bir anda geçmiş zamandayız, sonra şimdiki zamana dönüyoruz ve bazı aralarda çarpık bir zihinden gelen kopuk anıları okuyoruz. Tüm bunları okurken biraz karışık geliyor ama ben son sayfalarda çok şaşırdım, heyecanlandım ve her şey yerli yerine oturdu gibi hissettim. Esme Lenox... Ailesi tarafında yok edilen, unutulan, 61 yıl boyunca akıl hastanesine kapatılan bir kadının hikayesi. Öyle ki hastane kapanma aşamasına geldiğinde Esme'nin tek akrabası olarak oraya yazılan Iris'in bile bu kadından haberi yok. Yıllar sonra ortaya çıkan gizemli bir akraba ve düğümlenmiş aile sırları... Esme Lenox çocukluğundan beri ailesi tarafından uyumsuz bulunan, özgür ruhlu ve farklı biri. Küçükken yaşadığı travmalar gerçekten çok kötü ama bu travmalara ailesinin verdiği tepkiler daha da korkunç bence. Kız kardeşi Kitty ile olan ilişkisi, güvendiği tek insandan aldığı darbeler. Gerçekten aklı başında olan bir insanın bile delirmesine sebep olabilecek düzeyde. Esme Lenox sana kalbimi bırakıyorum. Kim seni suçlayabilir ki? Yaşanmamış koca bir hayatın intikamını mı aldın yoksa zihnindeki tüm o sesleri susturmak mı istedin ? Orayı tamamlamak benim hayal gücüme kalıyor artık. Kitabı genel olarak beğendim sonları okurken tüylerim diken diken oldu. Kitap hakkında sevmediğim şeyler Iris'in çarpık, uygunsuz ilişkileri. Üvey kardeşi ve evli bir adamla olan bu ilişkiler beni rahatsız etti ve hikayenin
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20243,073 okunma
Ölmez Otu
8/10
·352 syf.··
2026 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 18:06
Merhabalar, Ölmez Otu ile Yaşar Kemal in Dağın Öte Yüzü serisini bitirmiş bulunuyorum. Üç kitaptan oluşan seriyi okuduğum için çok mutluyum ve herkese de gönül rahatlığıyla bu güzel seriyi tavsiye ederim. İnceleme geçmeden önce belirtmeliyim ki incelemem az da olsa SPOİLER olabilir. Ölmez Otu nu inceleyecek olursam genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim. Bu defa Yalak köylülerin Çukurova da bereketli bir pamuk tarlasına denk gelmesini ilk iki kitaptan da tanıdığımız memidik, muhtar sefer, tasbasoglu, uzunca Ali, koca Halil ve elbette meryemce ana gibi karakterler etrafında okuyoruz. İlk kitapta pamuğa giden köylülerin yol çilesine, ikinci kitapta kendi yarattıkları ermiş mitine eşlik ederken bu defa pamuk tarlasında yaşananlara ve kendi yarattıkları ermiş hikayesini yine nasıl kendilerince yerle bir ettiklerine şahit oluyoruz. Yukarıda da belirttiğim gibi ben Ölmez Otu nu genel olarak beğendim ve bana keyif veren bir kitap oldu. Fakat eser özelinde bir kaç husus bana göre olmamış. Birincisi Şevket bey bence gereksiz olmuş, Şevket beyin ve başına gelenlerin esere büyük bir zenginlik kattığını düşünmüyorum. İkincisi serinin ikinci kitabının ana kahramanı olan tasbasoglu memet in bu eserde hiç bir şey olmamış gibi köylünün yanına gitmesi bana göre fazla basit kalmış. İkinci eserde çok iyi tanıdığımız tasbasoglu diğer köylülerden farklı olarak okuma yazma bilen yeri geldiğinde düzene isyan edebilen bir karakter. Yaşadığı onca şeyden sonra bu kadar basitçe köylüye gitmesi havada kalmış. Üçüncü olarak da ilk iki kitaptan gayet iyi tanıdığımız koca Halil in değişen karakteri. İki kitapta kendi çıkarını her şeyden önde tutan koca Halil bu eserede sebepsiz yere bir anda fedakar biri olup çıkıyor. Büyük yazar Yaşar Kemal serinin üçüncü kitabında koca Halil karakterine bir iadeyi itibar
Ölmez OtuYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20182,430 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·348 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:19
Kitabın adı:Zorba Yazarın adı:Nikos Kazancakis Sayfa sayısı:348 Kitabımız 1930'larda geçiyor. Kitabımızda iki farklı kişinin yaşamı inceleniyor. Kitabı çok güzel çok güzel ve severek okurken birden basın hatasıyla karşılaştım o yüzden sonuna doğru isteksizlikle (zorla) okudum. Basım hatası 287. sayfayı okurken tekrar 30 sayfa geriye giderek 257 -58- 59 diyerek devam etti ta ki 280'e kadar 280'den itibaren normal okurken 288 sayfadan sonra bir de baktım 321'e atlamış Allah'ım Yarabbim dedim bu benim kaderim mi nedir çünkü iki üç defa daha aynısı olmuştu o zaman yayınevini arayıp kitabı değiştirmiştim ama bu sefer öyle bir şey yapmadım çünkü kitabım emanet kitaptı. Veliha asılı kelam son sayfaları bölük pörçük okuduğum için pek anlayamadım kitapla kalın.
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 1. kitabı
Francis Bacon’ın "Yeni Atlantis" (New Atlantis) eseri, hem felsefe tarihi hem de bilim kurgu/ütopya edebiyatı için tam bir dönüm noktasıdır. Kitabın adı zaten doğrudan Platon’a (Eflatun) bir naziredir. Platon, Timaios ve Kritias diyaloglarında Atlantis adında, lüks ve kibir yüzünden tanrılar tarafından cezalandırılıp sulara gömülen muazzam bir uygarlıktan bahseder. ​Bacon bu esere "Yeni Atlantis" diyerek Platon’a şu mesajı gönderir: ​"Senin Atlantis’in gücünü, zenginliğini ve bilgisini kibre, savaşa ve sömürgeciliğe alet ettiği için helak oldu. Benim 'Yeni Atlantis'im ise bilgiyi Allah korkusuyla ve insanlığın hizmetinde kullandığı için ayakta kalacak." *** Roman, Peru’dan yola çıkan bir geminin Pasifik Okyanusu’nda kaybolmasıyla başlar. Azıkları tükenen, hastalıktan kırılan ve ölümün eşiğine gelen mürettebat, kendilerini haritalarda hiç görünmeyen gizemli bir adanın açıklarında bulur. ​Gemicilerin ulaştığı adanın adı Bensalem’dir. Bu isim rastgele seçilmemiş, İbranice iki kelimenin birleşiminden oluşturulmuştur: ​Ben: "Oğul" anlamına gelir. ​Salem (Şalem/Selam): "Barış" veya "Kudüs" (Yeruşalim) anlamına gelir. ​Yani Bensalem, kelime anlamıyla "Barışın Oğlu" veya "Yeni Kudüs" demektir. *** Gemiciler adaya yanaşmak istediklerinde, diğer klasik ütopyaların aksine vahşi bir dirençle karşılaşmazlar. Aksine, son derece organize, temiz, dindar ve yardımsever bir halkla karşılaşırlar. Kendilerine hemen ilaç, yiyecek ve kalacak yer (Yabancılar Evi) sağlanır. ​Bacon burada okuyucuya ilk mesajını verir: İdeal bir toplum, yabancıya korkuyla değil, kurumsallaşmış bir merhamet ve düzenle yaklaşır. *** Adanın kalbinde olan bilim merkezine Süleyman Evi (Solomon's House) denir. Kitapta adanın eski krallarından Solamona’nın bu merkezi kurduğu ve buraya İsrail Kralı Hz.
Yeni AtlantisFrancis Bacon · Maya Kitap · 20243,405 okunma
Abdülhak Şinasi Hisar - Çamlıca'daki Eniştemiz
Puan vermedi·203 syf.··
2026 20. kitabı
Kitap roman olarak geçiyor olsa da bence tam bir enişte biyografisidir. Araştırıldığında bu eniştenin aslında tam olarak bir kişi değil, yazarın yakın akrabalarından belki birkaç kişinin toplanıp tek bir vücut bulduğu kurgusal bir karakter olduğu görülür. Eserin üslubu bana Ahmet Hamdi Tanpınar'ı; özellikle de Beş Şehir'i anımsattı. Onda da artık var olmayan bir şehir dokusunu en ince detayına kadar anlattığı için sıkılmıştım bu eserde de aynısını bilhassa Çamlıca tasvirlerinde yaşadım. İsminin hakkını verecek şekilde yazarda büyük bir Çamlıca sevdası vardır ve kitabın en az %20'si Çamlıca'ya ve onun orada yaşadığı mazisine övgüdür diyebilirim. Burada en dikkat edilmesi gereken nokta artık var olmayan aile gelenekleri ve sosyal yapıların ele alınmasıdır. Eser o zamanlar bir çocuk olan anlatıcının Çamlıca'daki enişteleri Hacı Vamık; namı diğer Deli Vamık'ı tasviriyle ve deliliğe makul bir övgüyle başlar. Babıali onu mutasarrıflık, defterdarlık, valilik gibi çeşitli görevlere verip verip geri almaktadır. Eserin ilerleyen bölümlerinde kendisinin hakkında vazife başında yolsuzluk söylentileri olduğu da verilecektir. Doğal olarak maddi durumu ortalamanın oldukça üzerindedir. Konaklarında hizmetçiler çalışmaktadır. Yazara göre, akıllı dediğimiz insanların sağı solu belli değildir; iyilik beklediğimizden kötülük, sadakat beklediğimizden ihanet görme ihtimalimiz her zaman oldukça fazladır; ancak deliler öyle midir? Deli daima delidir, şaşırtmaz, daima doğasına uygun davranır. Hacı Vamık enişte lakırdı etmeyi pek seven, kendine has ve eğlenceli bir konuşma üslubu olan bir adamdır. Hemen her şeyle ilgili bir fikri veya anısı vardır. Yalnız kaldığı zamanlar harici konuşur; hâttâ yalnız kaldığında bile bazen kendiyle konuşur bazen de türkü söyler. Yeğenlerine daima "can didem"
Çamlıcadaki EniştemizAbdülhak Şinasi Hisar · Bağlam Yayınları · 1996422 okunma
Küçük Prens
8/10
·112 syf.··
2026 13. kitabı
Kitap, uçağı Sahra Çölü’ne düşen bir pilotun, orada kendi küçük gezegeninden ayrılıp yeni dünyalar keşfetmek için yola çıkan gizemli, küçük bir çocukla karşılaşmasını konu alıyor. Bu sefer incelememi biraz daha farklı bir yönden, kitapta gördüğüm düşünür fikirlerinin üzerinden giderek yapacağım; Erich Fromm ve "Sevme Sanatı": Küçük Prens’in tilki ve gül metaforu, Fromm’un sevgiyi zahmetsiz bir duygu değil, emek ve zaman isteyen bir sanat olarak görmesiyle birebir örtüşüyor. Kitaptaki "Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır" sözü, Fromm'un "Emek vermediğin şey senin değildir" fikrinin bir yansıması. Richard Feynman ve "Çocuksu Merak": Küçük Prens'in büyüklere getirdiği o haklı eleştiriler ve sayı takıntılarına olan şaşkınlığı, Feynman’ın modern insanın şekilciliğe hapsolup merak duygusunu kaybetmesine dair yaptığı uyarıları anımsatıyor. Büyüklere dair yapılan "Onlar sadece sayılardan hoşlanırlar" tespiti bu yüzden çok haklı. Schopenhauer ve "Yalnızlık": Küçük Prens'in çölde veya gezegenlerdeki o arayışı, Schopenhauer’ın kalabalıklar içindeki yalnızlık felsefesini, yani derin ruhların toplumun yapaylığına sığamayıp kendi iç dünyasına sığınmasını temsil ediyor gibiydi. Kitapta yılanın dilinden geçen "İnsanlar arasında da yalnızlık duyulur" cümlesi tam olarak bu hissin karşılığı. Ve son olarak Jung’a göre içimizdeki çocuk ruhu, yetişkinliğin getirdiği o katı dünyaya karşı saflığın ve gerçek benliğin son kalesidir. Bu eser, içindeki çocuğu kaybetmemenin benim için en somut örneğiydi. Küçük Prens, gerçekten su gibi akan, edebiyat dünyasındaki en tatlı ve en anlamlı çocuk kitaplarından biri olabilir.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280,2bin okunma