Yirmi Sekizinci Tablet
Ey, alçaklığımı bilen, korkaklığımı tanıyan, düşüncesizliğimin korkunç sonuçlarını gören, sabırlı okurum. Ben, tanrılara karşı geldim. Benim için tasarladıkları yazgıyı değiştirmek istedim. Onların yeryüzündeki temsilcisi bir kralın ölümüne neden oldum. Onlar da bana cezaların en korkuncunu verdiler. Beni vicdan azabımın ateşinde yanmaya mahkûm ettiler. Hatti Ülkesinin bin tanrısını, Gökyüzünün Fırtına Tanrısı Teşup ile karısı Güneş Tanrıçası Hepat'ı, oğulları Şarruma ve Ana Tanrıçamız Kupaba... Evet onlar, senin, benim, yeryüzünün, gökyüzünün, Fırat'ın sahibidirler ama onlar iyi değiller. Onlar insanlarla oynamaktan zevk alan, acıma duygusunu yitirmiş, korkunç yaratıklar. Evet kötülük bizdeydi, ama o karanlık duyguyu içimize tanrılar koydu. Bütün bu felaketleri başımıza onlar açtı, krallar onların buyruğuyla savaş ilan etti, insanlar onların buyruğuyla öldürdü, eziyet etti, yağmaladı. Ben bir korkağım, bunu biliyorum, ölümümden sonra tanrıların beni affetmeyeceklerini de biliyorum. Ben onlara karşı geldim ve yenildim. Artık onlardan af dilemeyeceğim. Yazacaklarımı bu tablete aktardıktan sonra gidip kendimi Aşmunikal'ın attığı pencereden kayalıklara da atmayacağım. Benim gibi rezil bir adam için bu, çok kahramanca bir davranış olur. Ben kahraman değilim. Ben ne büyükbabam Mitannuwa gibi sevdiği kadın için her şey göze alabilen bir âşık, ne de babam Araras gibi ülkesini koruyabilmek için ölüme gitmekten çekinmeyen soylu bir devlet adamıyım; ben halkına en büyük kötülüğü yapan bir alçak, Hitit Ülkesi'nin gelmiş geçmiş en sinsi 471 hainiyim. Tanrıların bana layık gördüğü cezayı çekeceğim, dünyanın bu en ağır yükünü, vicdan azabımı sırtımda taşıyarak son ana kadar yaşayacağım. Ama bu tabletleri insanlar okusun istiyorum. Tanrılara karşı gelsinler, diye değil. Kimsenin
Sayfa 427 - YAPI KREDİ YAYINLARI·Kitabı okudu
Roman
Son
On dördüncü tablet: Efendi Enki'nin sözleri, Eridu'nun evlatlarından biri olan Büyük efendi Enki'nin ağzından çıktığı gibi, ne bir eksik, ne bir fazla yazıldı. Udbar'ın oğlu baş yazıcı Endubsar tarafından Efendi Enki tarafından uzun ömürle kutsandım.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Durmadan rakamlardan anlam üreten son teknoloji ürünü bir tablet, geçmişin kara aynalarını ve dua çarklarını hükümsüz kılacaktır.
Sayfa 70 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Merhaba kitapseverler #Distopikbirdünyamasalı#zerringamsızkan#ozlemli_kitaplar#okudumbitti#alıntı "Yaşamdaki tek gerçek savaş; hayatta kalma savaşı." Ne kasvetli bir hava. Ne renksiz bir dünya. Sonu nasıl biter bilinmez bir masal Hayat gibi. "Bu masalda değişik olan ne ? Ölüme daha yakın bu masalın insanları. Her zamankinden daha yakın. Güvenebilecekleri bir sistem kalmamış dünyada. Belirsizlik ,sistemsizlikle birleşince inanılmaz bir kaos oluşmuş bir zamanlar. Klasik bir masal olsaydı keşke." Masala başlayalım mı? Büyük annesine ,tatlı kız torunu yaratıcı senaryo dersi için hazırlaması gereken bir ödevi olduğunu söyler. Masalların gerçeklerle ilişkisi konulu bir rapor hazırlanması için büyük annesinde yardım ister. Öncelikle kabul etmek istemese de sonra o tatlış torunu için işe koyulur. Elinde tablet ve telefonu olmayan kızla başladılar masala.. Bu masalda ejderhalar,kötü cadılar yok . Bu masalda Aden ve Marsel ayırıcı, Sekmet kesici ve Maya ' da karma gerçeklik tasarımcısı. Ayırıcı ne demek ,kesici ne demek masalda anlaşılıyor. Arat ve Tiama da var hikayede Anne ve oğul bu masal kahramanları , masalda çok kötü karakterler yok. Sadece iyi ve kötü insanlar var haklısı da abartıcı olanı da,hem doğru , hem yanlış ,hem merhametlisi hem zalimi bildiğimiz insan işte... Kötü masallardaki o kahramanlar yerlerini gerçek hayattaki insanlara bırakmış . Kötü niyetliler ,zorbalık yapanlar ,emek vermeden kolay yoldan kazananlar....Acaba bu masalda nasıl bir son bizi bekler? İyiki mi yoksa lanet olsunlar ' la mı keseceğiz nefesimizi? Distopik bir masal ama bu masal farklılıklarıyla öne çıkıyor. Sağlıcakla, kitapla kalın @theseusyayınevi Aylin Sezersan
Özellikle Sümerlerin çok tanrılığını değerlendirecek olursak; son yüzyılda yapılan arkeolojik kazılara göre M.Ö. 2.binyılda Babilliler tarafından yok edilmeden önceki dönemde açığa çıkarılan çivi yazısı tabletlerinde yaklaşık 5000 tanrı gözükmektedir. Fakat zaman tünelinden geriye doğru gitmeye başladığımızda ilginç bir fenomenle karşılaşırız. M.Ö. 3.binyıla yaklaştığımızda tabletler 750 tanrıdan bahseder. M.Ö. 3.binyılın ortalarına geldiğimizde bu döneme ait,keşfedilen300’ye yakın tablette sadece 5 tanrıdan bahseder. M.Ö. 4.binyıla yaklaştığımızda ise Uruk tarihi kentinde İskoç Arkeolog ve Oxford Üniversitesi profesörü Langdon tarafından keşfedilen, yaklaşık 575 tablet ise sadece 2 tanrıdan bahsetmekte: Gök tanrısı “An” ve ana tanrıça “İnnana”. Bu bulgular üzerinden, başta Langdon olmak üzere, bazı arkeologlar aslında bu kültürlerin tek Tanrılıkla başlayıp, zamanla bu tek Tanrının sıfatlarını ve özelliklerini ilâhlaştırmasıyla çok tanrılı bir sistemin oluştuğunu söylemektedir.
-Şeytanın en büyük başarısı hangisidir? -En büyük başarımız, kurduğumuz dijital imparatorluğun 2000’den sonra bütün dünyayı yavaş yavaş ele geçirmiş olmasıdır. Ben bu yaşımda emekliliğe ayrılabildiysem ve milyonlarca çalışmanız muhatabının eline bir cep telefonu, tablet ya da bilgisayar tutuşturmak suretiyle işinin büyük kısmını hallede biliyorsa evet bütün bir dünya tarihi boyunca sorunumuzun en büyük başarısı tartışmasız teknoloji imparatorluğumuzdur.