10/10
·196 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 14:33
Doğanın dengesi bozulduğunda insan yaşamı nasıl etkileniyor? Zülfü Livaneli’nin Son Ada (ilk yayımı 2008, ancak genişletilmiş ve gözden geçirilmiş versiyonları ile güncelliğini koruyan) romanı, hem siyasi hem de toplumsal alegori açısından Türk edebiyatının en güçlü eserlerinden biridir.Bu kitap bana hem düşündürdü hem de ders çıkarttı gerçekten..Bence yazarın en önemli eserlerinden biri bence..yaşar kemal "Zülfü büyük kapıdan bu romani ile girmiştir"demekle çok haklı gerçekten..etkilendigim kitaplardn biridir gerçekten Son ada ana karadan uzak kendi doğasında yitip gitmiş haftada bir uğrayan vapurun getirdiği gazete hariç Dünya ile bağlantısı olmayan birbirinin işine karışmayan sakince yaşayıp giden 40 haneden oluşan huzurlu bir yerdir burada kimseye ismiyle hitap edilmez insanlara ev numaraları ile seslenir. 24 numaradaki avukat adamin vefat eden oğlu adadaki evini satılığa çıkarır görevden alınan eski darbeci devlet başkanı evi satın alır ve oraya yerleşmek için adaya gelir..0 başkan ilk iş olarak adadaki ağaçlık yoldaki Bir tünel gibi dallarını birbirine dolayıp gölge yapan ağaçları budatır. Daha sonra her kafadan ses çıktığı vakit bunun anarşi yol açacağını söyleyerek Ada halkının bir yönetime ihtiyacı olduğunu söyler ve bir genel kurul oluşur.. tabii bununla da bitmez çabası.. adadaki martıların gürültü yapmasından dolayı onlari oldurtur.Martılar yok edilince yılanlar çoğalır.Yılanları bitirmek için adaya dışarıdan tilkiler getirilir.Tilkiler bu sefer evcil hayvanlara ve insanlara saldırır. Doğaya mücadele zincirleme bir felaketi beraberinde getirir ✓ada'nın düzeni yerine gelecek midir? ✓adadaki insanlar akıllanacak mıdır? ✓Ada, dünyadan izole bir cenneti mi yoksa kaçacak yeri olmayan bir hapishaneyi mi temsil ediyor? #okudumbi̇tti̇ #zülfülivaneli #sonada
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
3/10
·344 syf.··
2025 36. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 00:00
Evet, şimdi bu kitaptan bahsedeceğim. Çok saçma yerleri vardı. Neden saçma onu da söyleyeceğim. Kitabın konusu: Olivia (ana karakter), Marilance isimli bir yetimhane de yaşıyor. Bebekken bu yetimhanenin kapısına bırakılmış. Yani neredeyse doğduğundan beri burada. Elinde ise sadece annesinin deli olduğunu gösteren günlüğü var. Günlüğünün sonunda "Olivia, şunu unutma...Gölgeler sana dokunamaz, gerçek değil. Rüyalar, seni asla incitemez. Gallant'tan uzak durduğun müddetçe güvende olacaksın." Yazıyor. Bir gün yetimhaneye bir mektup geliyor. Mektupta amcası Olivia'yı çağırıyor. Sen bize aitsin, burada isteniyorsun. Gallant'a gel gibi bir şeyler diyor. Olivia'da gidiyor. Zaten bence başka seçeneği yoktu. Evde Matthew isimli bir kuzeni var. Kendisinin son Perior olduğu söylenmiş. Olivia'yı görünce öfkeleniyor. Onu evde istemiyor. Benim düşüncem: evdeki herkes salak. Gerçi malikane. Malikanede ki herkes ve burada daha önce yaşamış olan herkes tam bir aptal. Yani biriniz de mi demediniz "bu çocuklar niye burada? Thomas ve Matthew neden burada? Biz savaşalım onları malikaneden gönderelim. Buraya daha çocuk getirmeyelim." Diye. Olivia gidebiliyorsa onları da gönderebilirlerdi. Arthur, yani Matthew'in babası ayrı bir salak. Hannah ve Edgar Perior olmamasına rağmen bayağı bir salak. Olivia annesinin deli olmadığını düşündü sonradan. Ama Annesi deli. Malikanede ki herkes deli. Yani gelip bana "şu duvarı korumak için, o canavarı uzak tutmak için beyinlerimizi heba ettik. Onu geride tutmak için beynimizden vargeçtik." Deseler hiç şaşırmam. Madem bu kadar tehlikeli neden ilk fark ettiğiniz de, bu malikaneye ilk geldiğinizde "böyle bir şey varsa biz evlenmeyelim. Çocuk hiç yapmayalım. Bu kaosa daha çok insanı dahil etmeyelim." Demediniz mi? Matthew Olivia'yı İstemiyor çünkü bu işe
GallantVictoria Schwab (V.E. Schwab) · Artemis Yayınları · 2025391 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2025 224. kitabı
Bir ütopya hayaliyle başlayan Son Ada, kısa sürede pembe bir düşten siyah-beyaz bir kabusa, yani tam anlamıyla bir distopyaya dönüşüyor. Zülfü Livaneli, bu romanında insanlığın doğayla ve birbirleriyle uyum içinde yaşadığı bir cennet köşesini anlatır önce. Adada insanlar, önyargılardan arınmış, dostça ve paylaşımcı bir yaşam sürmektedir. Herkesin birbirine adıyla değil, sadece kapı numarasıyla hitap ettiği bu yer, modern dünyanın yozlaşmış ilişkilerine inat, insan olmanın özüne dönüşün simgesidir. Fakat günün birinde, komşulardan biri ölür. Merhumun oğlu, babasının evini hiç düşünmeden satar. O evi ise bir zamanlar “başkan” olan, emekliliğini sakin bir adada geçirmek isteyen bir adam satın alır. Ne var ki, bu gelişle birlikte ada artık eskisi gibi kalmaz. Yeni gelen başkan, sözde demokratik yöntemlerle adaya “yeni bir düzen” getirir. Ancak bu düzen, kısa sürede bir otoriter yönetim biçimine evrilir. Özgürlükler kısıtlanır, doğa tahrip edilir, kuşlar bile susturulur. Başkan, her totaliter lider gibi, kendi arzularını “çoğunluğun isteğiymiş” gibi sunmayı başarır. Bir zamanlar huzurun hüküm sürdüğü cennet ada, bir anda baskının, korkunun ve manipülasyonun merkezi haline gelir. Böylece ütopya, gözlerimizin önünde bir distopyaya dönüşür. Zülfü Livaneli’nin Son Ada’sı, sadece masalsı diliyle değil, politik alegorisiyle de derin izler bırakan bir eser. Gücün, insan doğasını nasıl bozduğunu; doğayla, özgürlükle ve vicdanla bağını koparan insanın kendi cehennemini nasıl kurduğunu çarpıcı biçimde gözler önüne seriyor. #SonAda #ZülfüLivaneli #Distopya #ÜtopyadanDistopyaya #PolitikAlegori #Romanİncelemesi #KitapÖnerisi #Edebiyat #ToplumEleştirisi #GücünYozlaştırdığıİnsan
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
5/10
·192 syf.··
2025 92. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2025 00:00
Liseden beri birbirini seven bir çift: Leyla ve Selim. Siyasi çalkantıların ve baskıların arşa çıktığı 68'li yıllar... Her sevginin sınanacağı bir gün mutlaka vardır. Polisler Selim'i alıp götürdüğünde bu aşkın ayrılıkla sınanma vakti de gelmiştir. Artık Leyla'ya düşen ise beklemektir. Peki ama ne zamana kadar... Selim hapishanede korku dolu bir bekleyiş içerisindeyken, Leyla da ondan çok farklı değildir. Bu bekleyişe bir de evi geçindirme derdi eklenince hayat onun için daha da zorlaşır. Selim'in özgürlüğüne kavuşup kavuşmadığı ise kitabın son sayfalarına kadar gizemini koruyor. Konusu her ne kadar ilgi çekici olsa da maalesef Livaneli'nin en beğenmediğim kitabı bu oldu. Bu kitapta bence siyaset, edebiyatın önüne geçmiş. Anlatımını da çok savruk bulduğum bir kitaptı. Karakterlerin iç dünyaları yüzeysel anlatıldığından Selim'in korkularının anlatıldığı yer hariç duyguları da bana pek geçmedi. Yazardan çok güzel eserler okuduğum için beklentim de yüksekti. Nitekim kitap çıkar çıkmaz almam da bunun en büyük göstergesi. Muhtemelen kitap hakkında olumsuz yorumlar olsa da yine de alıp kendim karar vermek isterdim. O da ayrı bir konu. Yani okuyup okumamaya kendiniz karar verin, derim. Yazarla yeni tanışacak olanlara ise #huzursuzluk #engereğingözü #sonada ve #serenad kitaplarını öneririm. Kitaplı günler
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,2bin okunma
6/10
·203 syf.··
2024 276. kitabı
İntikam almakla almamak arasında gidip gelen bir mülteciyi anlatıyor kitap. Zaten ölümün eşiğinde olan bir adamın canını alma düşüncesi... Livaneli'nin #sonada kitabı en siyasi kitabı kabul edilse de bence en siyasi kitabı bu. Ha bu arada yazar bu kitabı çok uzun sürede yazmış; düzenlemeleri için çok uğraşmış; içine sindiği zaman yayınlatmış. Yazarken en zorlandığı kitap diye biliyorum.
Bir Kedi, Bir Adam, Bir ÖlümZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202129bin okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 56. kitabı
"Şimdi bu satırları yazarken seni daha iyi anlıyorum babaanne. Bir ömür boyu keçi olarak yaşadım, kabahatim varsa onu örtmeye değil apaçık bırakıp ondan ders almaya çalıştım. Doğru bildiklerim, hayatımda yapmak istediklerim, beni arkadaşlarımdan ayrı düşürse de, yalnız kalmama sebep olsa da, hep bir keçi gibi burnumun dikine gittim." #alinti Ben de bu satırları okurken #zulfulivaneli yi daha iyi anladım. Okumanın ötesine geçip bir demlik çay eşliğinde Silifke'de ki evin bahçesinde, hafif esen rüzgar ve Göksu çağıltısı eşliğinde sohbet ettik. Öyle samimi, öyle içten... Kâh güldük kâh hüzünlendik. Arda fotoğraflara bakıp geçmişi yâd ettik. Arada saz çalıp türküler söyledik, ünlü şiirlerden okuduk. #zulfulivaneli müzik, edebiyat, sanat konusunda bir deniz olunca sohbette kimlerin kulakları çınlamadı, hangi eserler hakkında konuşulmadı ki? #sevdalimhayat kitabında ki anılarını birkez daha gözden geçirip okura sunduğu bu kitabını yukarıda da yazdığım gibi okumanın ötesinde gözümde fazlasıyla canlandırdım desem abartmış olmam. #ruzgarlarhepgenctir ; cocukluğu, gençliği ve olgunluk döneminde yaşadığı anılarında sadece Livaneli'yi tanımıyor aynı zamanda ülkemiz gündemine ve kültürüne dair pek çok yaşanmışlığı da okuyoruz. Akıcı, samimi anlatımı ve aralara serpiştirilen resim ve siirler ile sohbet havasında ilerleryen, bu kitabı tavsiye eder keyifli okumalar dilerim Yazarın daha önce kitaplarını okudunuz mu? #kardesiminhikayesi ve #sonada kitapları benim için ayrı bir yerdedir. Sizin en beğendiğiniz kitapları hangileri? Hadi yorumlarda buluşalım
Anı
Rüzgârlar Hep GençtirZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 20246,2bin okunma