Ve bir kadın göğsünde çocuğuyla dedi ki: Çocukları anlat bize(...)
Onlar yaşamın oğullarıyla kızlarıdır, kendine hasret kalan.
İçinizden gelirler ama sizden değil.
Sizinle olsalar bile size ait değiller.
Sevginizi verebilirsiniz onlara ama düşüncelerinizi değil.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitap ve karakterler tam olarak nasıl yorumlanır bilemiyorum. Spesifik bir olay örgüsü olmadan karakterlerin varoluşsal sancılarına oldukça sıradan ve minimalist bir bakış aslında Salinger'in yaptığı. Franny ve Zooey var olan birçok şeyden nefret ederken sevginin kaçınılmaz bağıyla birbirlerine bağlanmış gibiler. Çavdar Tarlasındaki Çocuklar'ın aksine 2 farklı karakter üzerinden ilerleyen bu varoluş sancısı açıkçası beni kendine epey bir fransız bıraktı. Yer yer kopmakla birlikte karakterlerle birleşemedim. 3lü arkadaş grubundaki 3. gibi hissettim. Bir de tamamen öznel bir taraftan, karakterlerin "karakterleri" benim pek ilgimi çekmedi.
Ölmeye 20 yaşında başlayan insanlar vardır. Çoğu insan yağı bitmiş bir gaz lambası gibi yavaş yavaş gelen ölüm vaktini bekler ve o vakit geldiğinde sonsuza dek susar.