Songül Uçar

Puan vermedi·96 syf.··
2020 25. kitabı
Büyük usta Sabahattin Ali'nin hikayelerinden oluşan bu eseri okurken Toplumda hakim olan aksaklıklara ve günümüze değin yara olan konuları korkusuzca aktardığını görüyoruz. Sabahattin Ali'nin bu eseri açıkça bozuk düzene bir serzeniştir. Beni en çok etkileyen hikayesi Bir Skandal adını verdiği hikayedir. Söz konusu hikayede muallim olan Nurullah'ın Anadolunun bir şehrinde göreve başlamasını konu edinir. Bunun akabinde ana karakterin fikirlerini yüreklilikle söylemesi, doğru bulduğu düşünceleri ''Bırak bu lafları Allah aşkına ortalığı düzeltmek sana mı kaldı?'' lafları arasında savunmaya devam etmesini konu edinen bir hikayedir. Okumadıysanız bu eserle tanışmak için geç kalmamalısınız :)) İncelememi Bir Skandal hikayesinden hepimizin çokça duyduğu, kullandığı ''Köylü Millettin Efendisidir'' sözüne getirilen eleştiri ile bitirmek istiyorum: ''Biraz hakikatlere bakalım, mesela biz şehirliler de hükümete vergi veririz değil mi? buna mukabil hiç olmazsa sokağımızda bozuk bir kaldırım,yollarda sönük bir lamba, evlerimizin ve şahsımızın selameti için mevcut olduğu söylenen bir zabıta vardır; çocuklarımızı hiç olmazsa boş gezmekten kurtaracak bir mektep buluyoruz. Fakat sorarım size: Köylü verdiğine mukabil ne alır? Yolunu kendi yapmaya mecburdur, sokakları zavallı talihinden daha karanlık ve mektep, yüz köyün birinde bile yoktur. Candarma oralara asayişten ziyade vergi tahsilini temin için gider. Kendimizi aldatmayalım, köylü mütemadiyen vermiş, buna mukabil hiçbir şey kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey alamamıştır. Bunları itiraf etmek eğer varsa bir parça vicdanımız, yediğimiz bir lokma ekmeğin boğazımızda kalmasına sebep olacaktır ve ihtimal vicdanımızın sedasını duymamak için ''Köylü efendimizdir'' gibi cümleler güzel bir morfindir. Fakat hiçbir cümle hakikatı değiştirmek
KağnıSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 20195,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·210 syf.··
2020 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2020 23:00
Yu Hua'nın Yaşamak adlı eseri Fugui adlı ana karakterin gençlik yıllarında babasının parasını zevkleri için düşünmeden harcayan ve ailesini yoksulluğa düşüren bir adamın hayatından; açlık, savaş, ölümlerle dolu bir yaşam çıkıyor karşımıza. Kitabı okumaya başladığımda Fuguiye kızdım eşine yaptıkları ailesine yaşattıklarından ancak ilerleyen kısımlarda kendimi onun yerine koydum ve acısını hissettim. Kitabı okurken bu da olmaz bu kadar da değil denilen ne varsa gerçekleşiyor. Ve bunun neticesinde bu hayatta her şeyin insan için var olduğunu ve her şeyin mümkün olduğunu bir kez daha anladım. Kitabın yazarı Yu Hua aslında tarihi olayları anlatmak istemediğini belirtiyor bir röportajında ancak böylesi gerçekçi bir kalemi olan bir yazarın tarihi olaylara değinmemesi düşünülemez. Eser Çin modern klasiklerinin en başında geliyor. Çin komünist partisi lideri Mao'nun dönemini ele alıyor ve kitap ülkede uzun yıllar yasaklanıyor. Kitabın kapak tasarımı ise diğer kitapların kapaklarına nazaran dikkatimi çekti. Kapakta her bir çizgi kitapta bulunan karakterden birinin hayat çizgisi olduğu ve hayatın bir başlangıcı ve sonu olduğunu temsil ediyor. Eserin dili oldukça anlaşılır ve hızlı ilerleyen akışa sahip. Okumadıysanız mutlaka tavsiye ederim kitap âdeta bir film gibi gözlerinizin önünde canlanacaktır.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma
Ben Bir Gürgen Dalıyım
Puan vermedi·160 syf.··
2020 17. kitabı
Hasan Ali Toptaş'ın ben bir gürgen dalıyım adlı eseri genç bir gürgen ağacının yemyeşil, kuş cıvıltılarıyla, çeşitli hayvanlar ve bitkilerle dolu okurken yüreğimizi ferahlatan bir ormandan; iki orman avcısı tarafından kesilerek insanların acılarına, başkalarına yaptıkları acımasızlıga şahit olma serüvenini bu kez gürgen ağacının ağzından dinliyoruz. Kitapta yazarın insan üzerine şahane tespitleri çıkıyor karşımıza beni en çok etkileyen Anahtarlar üzerine şu yazılanlar: "Kilit ne demektir bilir misiniz? Ne demektir?" "Ben size söyleyeyim, kilit,insanın utanınca demektir her şeyden önce... İnsanoğlunun nereye ulaştığının göstergesi demektir. İnsanların birbirlerine duydukları güvensizliğin elle tutulur halidir kilit. Birbirlerine duydukları saygının derecesidir. Bu yüzden, bir çeşit utanç, belgesidir her kapıda. Hatta, her dolapta, her çekmecede, her çantada, her kasada, her kutuda... Gene de insanların yüzü kızarmaz onu görünce. Üstelik bu kilitleri açıp kapamaya yarayan ve adını anahtar denen şeyi, sürekli ceplerinde taşırlar. Bazıları ceplerine bile koymaz anahtarlarını, kaptıracakmış gibi, sürekli elinde tutar. İkide bir, evirir çevirir. Neşelenince, şıkır şıkır sallar. Yani utanç belgesini farkına bile varmadan, neşesinin birer göstergesi olarak kullanır." ~Kitap özetle insanoğlunun kâinatın tek sahibi olarak kendini görmesi ve cahilliği üzerine yaptığı yıkımları anlatan bir eser. Eserin sonunda gürgen ağacının mapushane marangozunun elinde bir darağacına dönüşmesi en düşündürücü bölüm oldu benim için. Okuduğum ikinci Hasan Ali Toptaş kitabı oldu ilki Gölgesizler romanı olmuştu. Yazar bu kitabında da tıpkı diğer eserinde olduğu gibi o naif ve usta kalemini konuşturmuş. Ben bir gürgen dalıyım kitabında her bölümün başlığı bir türkü ismi bir yandan da onları
Edebiyat
Ben Bir Gürgen DalıyımHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20197,5bin okunma
Puan vermedi·202 syf.··
2020 16. kitabı
Oğuz Atay'ın korkuyu beklerken adlı hikaye kitabı 6 öykü ve 2 mektuptan oluşmakta. Yazar kitabına "Kalabalık bir topluluk içindeydi. Başarısızdı." Diyerek başlar ve "Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?" Diyerek sona erdirir. Bu eserin her bir hikâyesi toplumun, farklı insanlara acımasızca, nefret ve önyargı ile davranarak yalnızlığa mahkûm edilmesini anlatıyor. Hikayelerdeki kahramanlar hayatlarında dikiş tutturmakta zorlanan ve kâinattaki yerlerini bulamamış olan kişilerdir. Beni de çoğu okuyucuda olduğu gibi en çok etkileyen ve düşündüren hikaye Beyaz mantolu adam oldu. İnsanların hırslarını, empati yapmak yerine ötekileştirme isteklerini ve farklı olanı nasıl düşünmeden harcadıklarını gözler önüne seren bir hikaye. Bu kitapta ayrıca yazarın milletvekili ve hukukçu olan babası Cemil Atay'a ölümünden 2 yıl sonra duygularını, sitemlerini yazdığı Babama mektup adlı yazısında "Evrendeki yerimi daha bulamadım babacığım" diyerek aslında karakterlerine aktardığı bu yalnızlık ve bunalımlı ruh halini yazarın hayatından yansıdığını anlayabilmekteyiz. Oğuz Atay'ın bu hayata nasıl 'tutunduğu' düşünmeden edemiyor insan. Ve son olarak biz de buradayız senin eserlerinde Oğuz Atay. Türk edebiyatının mutlaka okunması gereken düşündürücü ve etkileyici bir eser.
Edebiyat
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma