Hiç geçmeyecek bir acı bıraktın gidişinle anne
"Sonra gittin... Çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı. Söz dedim, söz verdim. Ruhumu gömdüğüm yer hala belli. Güneşi kaybeder, sonra seni Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım…” Didem Madak youtu.be/9DYmCkW0d_k?si=... Keşke senin yerine ben ölseydim anne, ölüm bana yakışırdı senden çok. Ben sensizliğe, sana rağmen bile hasretim. "Ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata. İnsan olmuştum ilk o zaman. Kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım, ölünmüyordu, hatırladım. Ölünmüyoooooorrrrrrrrrrdu." Birhan Keskin
Sana bir masal anlatayım mı baba ?
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken , pireler berber iken, ben nenemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken... uzak mı uzak diyarlarda bir yaramaz kız çocuğu yaşarmış. Annesinden nazik olmayı, abisinden savaşçı olmayı, babasından da olduğu haliyle ne kadar sevilmeye değer olduğunu öğrenirmiş. Başka babalar kız çocuklarına otur , sus , konuşma, sen kızsın yapamazsın derken onun babası onu hep yüreklendirirmiş. - şu en yüksekteki dala çıkabilir miyim baba? +çıkarsın kızım. Elini şuraya koy, ayağını şuraya. Tamam çık şimdi. Aferin benim kızım yapar. - baba sence burdan atlayabilir miyim? + atlarsın kızım, benim kızım her şeyi yapar. Kız durmadan konuşurmuş . Babası normalde konuşmayı hiç sevmeyen , asık suratlı bir adammış ama kızının her sorusuna cevap verir , onun söylediklerine gülermiş. -karıncalar nasıl su içiyor baba? +topraktaki nemden alıyorlar bir de yedikleri yaprakların içindeki su onlara yetiyor kızım. -baba kurbanın gözünü bana verir misin? +Ne yapacaksın gözünü kızım? - kesip içine bakıcam + tamam kızım. Bu tamamlar hiç de geçiştirme değilmiş. Baba tamam dediği her şeyi gerçekten yaparmış. Kız daha okula bile başlamadan hayvanların gözünü, kalbini , böbreğini, ciğerlerini incelemiş. Gezdikleri her yerde gördüğü her ağacın adını sormuş öğrenmiş. Babası göreve gittiği dağlardan envai çeşit kır çiçekleri toplarmış . Büyük bir buket annesi için, küçük bir buket kızı için... babası belgesel izlermiş, kitap okurmuş. Kızına da kitaplar alırmış. Tuhaf bir kız çocuğuna sahip olmak onu hiç rahatsız etmiyormuş. Süslenmeyi , elbiseler, etekler giymeyi, saçlarını upuzun uzatıp şekilden şekile sokmayı çok seven, narin tatlı bu kız çocuğu arka cebinde hep sapan taşırmış . Camları kırar, abisiyle mahalle maçına katılır, bisikletini bayır
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Senden sonra hiç birşey iyi gitmedi , ama sen iyiki gittin.
Alıntı
Aşk saklanmak istemez, aşk ertelenmek ya da gölgelerde yaşanmak istemez. Sen benim hayatımın en güzel, en gerçek yanıydın ama ben seni hayatımın orta yerine, hak ettiğin o açık, apaydınlık yere koyamadım. Seni paylaşılamayan zamanlara, sonu gelmeyen bekleyişlere ve gizli kalması gereken bir dünyaya mahkum ettim. Bir insanın sevilirken aynı zamanda bu kadar yalnız bırakılması, bu durumun getirdiği o suçluluk ve sıkışmışlık hissi bir süre sonra sevginin kendisinden bile daha ağır gelir, bilirim. Seni boğan şey aşkımız değil, bu aşkın etrafına örülen o telli duvarlardı. Biliyorum, sen benden sevgisizlikten değil, çaresizlikten gittin. Kendini kurtarmak, yeniden nefes alabilmek ve hak ettiğin o huzurlu hayatı bulabilmek için gitmek zorundaydın. En çok da bu yüzden canım yanıyor. Benimki, bir tarafı her zaman eksik kalacak bir sevda. Ama senin canının daha fazla yanmaması, o güzel ruhunun daha fazla yıpranmaması için, içim kan ağlasa da susuyorum Ama sana çok ihtiyacım var 🥹 Ölümüne #Ç❤️
Rol Arkadaşım Perdedar - Kavli Garib Çoban
Rol Arkadaşım Perdedar - Kavli Garib Çoban Seni yolunu şaşırmış bulmuş, hidayete erdirmişti. (Duha - 7)) Her ne kadar açıksa da, yüz milyon sır orada meydana çıkar. Bu manadan Esmâullah’ın çevrelediği hicaplar ortada. Allah’ın Dâll İsm-i celâlinin, o zaman henüz peygamber olmayan Peygamberimizde, tecelli ettiğine işaret etmektedir. Ol deyince olduranın doksan dokuz adı ile. Senin kurbanın ne?… Gün akşamlıdır devletlüm, elbet biz de ölürüz. İnsan en çok sevdiğiyle sınanır. Eziyet edilen bir toprak oldu insan putperest yaşamda ama o Elif hâlâ anlaşılmadı. İbrahim kalbine en yakın olan ile sınandı. Asıl mesele; fark etmeden ilahlaştırdığın hangi arzudan özgürleşebildiğindir. İnsan bazen hurûf ilmine baş vurur. Ve teheccüt vakti Elif harfinin vahdet-i gösterdiğini söyler. O mânâ âleminden bir Elif dışarı atladı. Onu anlayanlar her şeyi anladı. Hepimiz peşindeyiz ama tanımlayamıyoruz. Para mı? Aşk mı? Başarı mı?… Yoksa hepsinden öte bir şey mi?.. Eziyet edilen bir toprak oldu insan putperest yaşamda ama o Elif hâlâ anlaşılmadı. Onu anlamayanlar da hiçbir şey anlamadı. Arayanlar, söğüt dalı gibi titrerler ki, bu Elif’i anlasınlar. Hiç zamanı değildi gidişin, beni biraz sev, sana hayranım. Attığın her adım, duyduğun her saat sesi aslında tek bir hakikate çıkar. Gittin; fakat canı hasretle beraber bırakıp gittin. Ben sensiz olan dostlar sohbetini bile istemem. Karşılıksız seven için en kötü duygu, onu her gün inciten davranışları hakkında bir suretle konuşmaya çalıştığında, suretin dinlemek yerine öfkelenmesi ve durumu ona karşı çevirmesidir.
İnsan bunu söylerken rahatlıyor sanıyor. Sanki iki kelimeyle koskoca hikâyenin fişini çekmiş gibi. Oysa bende öyle olmadı. Kafada bitti ama kafa da bitti. Çünkü seni unutmaya çalışırken senden çok kendimle ugraştım. Söylediklerinle degil, söylemediklerinle kavga ettim. Gittin diye değil, neden gittiğini anlamaya çalışırken yoruldum. Insan bazen karşısındaki kişiyi değil, cevapsız kalan soruları taşıyor sırtında. Bir süre sonra fark ettim; mesele sen degildin. Mesele, senden sonra bile beynimin içinde yer kaplamaya devam etmendi. Bir şarkıda, bir sokakta, hiç ilgisi olmayan bir anda aklıma düşüyordun. Sen gitmiştin ama zihnim çıkışını kabul etmiyordu. En kotusu de buydu zaten. Kalp kırılır, geçer. Gurur incinir, toparlanır. Ama kafa yorulunca insanın içindeki bütün düzen bozuluyor. Ne doğru yerde üzülüyorsun ne doğru yerde susuyorsun. Her şey birbirine karışıyor. Sonra bir gün anladım. Ben seni özlemiyordum. Ben senden önceki halimi özlüyordum. Her şeye bu kadar anlam yüklemeyen, her suskunluğu açıklamaya çalışmayan, geceleri kendi zihninde mahkeme kurmayan halimi... Şımdi biri soruyor, geçti mi diye. Geçti. Ama geçen şey sen değilsin. Benim hevesim. Benim inancım. Benim eski kafam. Kafada bitti. Dogru. Ama o savaşı kazanacağım diye uğraşırken, kafanın yarısını savaş alanında bıraktım. Okuyana not: Bazı insanlar hayatından çıkıp gitmez. Çıkarken zihninin düzenini de yanında götürür.